YouTube kitap kanalımda uzak durulması gereken ve başkası adına utanabileceğiniz kitaplardan bahsettim: ytbe.one/cZco9tl4rBs
Eklektik yok oluşların grotesk tinsellikleri
Ait olamayış pastoralitesinde Bergman proporsiyonu
Transandantal bir ayrıksılaşmanın bayram çikolatası
Deniz fenerleri ne kadar da Fenerbahçe
Oğuz Aktürk
Evet arkadaşlar, gördüğünüz gibi yukarıda asla hiçbir anlamı olmayan ve tamamen kendi yazdığım bir şiirle birlikte artık ben de şair olup edebiyat ortamlarına atılmaya ya da İsveçli bir black metal grubu kurmaya hazırım. Çünkü bu çağda "Deneysellik be kardeşim. Dadaizm falan işte anlıyor musun moruk? Yeraltı, aykırılık... falan..." gibisinden bir düşünceyle anlaşılmazlığı ve kavramsal rastgeleliği yansıtan şiirler yazıyorsanız başarılı olmamanıza da imkan yok bence.
Binlerce kişi tarafından okunmuş ve 260 kişi tarafından 10 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızdan deneyselliklerinizi, kavramsal rastgeleliklerinizi ve Google Translate'i eksik etmezseniz ve sonuna kadar da okuma sabrını gösterirseniz sizin için daha verimli bir süreç olacağının sözünü veriyorum.
Öncelikle kitabın arka kapağında yazan yazıyla başlayalım:
"Gidiyorum Bu, en görmüş geçirmiş okuru bile hayretlere gark edecek nitelikte bir kült kitap."
Bu cümleyi gördüğüm anda verdiğim ilk tepki Çocuklar Duymasın dizisindeki Haluk'un dediği "BABABABABA" şeklinde oldu. Yani düşünsenize benim tanıdığım en görmüş geçirmiş okurlardan olan fakat maalesef 2016'da aramızdan ayrılan Umberto Eco, mesela İtalya'daki evinde bir gün Gidiyorum Bu şiir kitabını okur ve birden o İtalyan evinde hayretler gark olur, dünya birkaç dakikalığına güzelleşir, Eco Gülün Adı ve Ortaçağ tarihi kitaplarını yırtıp şair olmaya karar verir
Ülkemiz, ne yazık ki yine bir seçim dönemine girdi. Kötü tarafı ise ramazan ayından hemen sonra yapılacak olması ve iftar sonrası meydanların uhuvvet, huzur ve sakinlikten daha çok seçim mitinglerine dönüşecek olması. Erken seçim kararı alınırken keşke bunlar düşünülseydi.
ülkeyi emanet edeceğimiz gençlerin üniversite sınavı haftasına gelmesi başka bir üzüntü sebebi.