Hâlâ açık açık söylemem gerekiyor, çok çok özgür olacaklar, bu geleceğin filozofları - yalnızca özgür ruh olmaları kesin, üstelik, daha fazla, daha yüksek, başka biriyle karıştırılmak ve yanlış anlaşılmak istemeyen, daha büyük, temelden daha farklı olacaklar. Ama bunu söylemekle aynı ölçüde, onlara, kendilerine, bize, çığırtkanlıklarına, öncülerine karşı, biz özgür ruhlara karşı - yükümlülük duyuyorum; hepimizin üstündeki, çok uzun süre "sis gibi özgür ruh" kavramını karartmış, bir eski, bomboş ön yargıyı ve yanlış anlaşılmayı üfürüp kaldırmak için. Avrupa'nın tüm ülkelerinde, Avrupa'da da şimdilerde bu adı yanlış kullanan bir şey var, oldukça dar, kısıtlanmış, zincirlenmiş, amaçlarımızın ve güdülerimizde olanın hemen hemen tam zıddını isteyen bir ruh tipi - kesinlikle kapalı pencere, sürgülü kapı olması gereken, gelmekte olan yeni felsefecilerin sözünü etmezsek. Onlar kısa ve vahim bir biçimde kabarcıklı su terazilerinden sayılırlar; o yanlışlıkla "özgür ruh" diye adlandırılanlar - demokratik beğeninin ve modern düşüncenin tükenmez yazıcıları, ağzı iyi laf yapanlar; yalnızlığı, kendilerine has yalnızlığı olmayan tüm insanlar, ne yüreklilikleri ne de saygın ahlaktan yadsınması gereken, yalnızca bağımlı ve şimdiye dek gelmiş toplum biçimlerinden hemen tüm insanlığın sefaletini ve başarısızlığın nedenini görmedeki, hakikati mutlu bir biçimde baş aşağı oturtmaktaki temel eğilimlerinde gülünesi yüzeysellikleri olan, uslu, hantal herifler. Bütün güçleriyle ulaşmak istedikleri, sürünün ortak mutluluğudur; güvenceli, tehlikesiz, ağız tadıyla herkes için yaşam kolaylığı; sık sık yineledikleri, ağızlardan düşürmedikleri iki türkü ve öğreti "hak eşitliği" ve "acı çekenlere acıma"dır - acının kendisini ise ortadan kaldırılması gereken bir şey olarak alıyorlar. Biz aykırı olanlar