İyinin ve Kötünün Ötesinde

·
Okunma
·
Beğeni
·
26,5bin
Gösterim
Adı:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
236
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052492789
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınlar
Ah! Sonuçta nesiniz siz, yazılarım ve resme dökülmüş düşüncelerim. Biraz önce, öylesine alacalı bulacalı, genç ve kötücül, beni hapşırtan ve güldüren dikenler ve gizli baharatlarla öylesine doluydunuz ki. Ya şimdi? Tükettiniz, harcadınız bütün yeniliğinizi ve korkarım ki, içlerinizden bazıları, birer gerçeğe dönüşmek üzereler. Daha şimdiden öylesine ölümsüz, öylesine dokunaklı bir biçimde doğru ve öylesine sıkıcı görünüyorsunuz ki! Peki aksi olabilir miydi? Neyi yazar ve resimlerdik o zaman, Çinli fırçalarımızla, biz mandarinler, biz, kendilerini yazılmaya BIRAKANLARI ölümsüz kılanlar, neyi resimlerdik o zaman bir başımıza?

Ne yazık, solmak, kokusunu yitirmek üzere olanları sadece!

Ne yazık, sadece tükenmiş, geçip gitmiş fırtınaları, gecikmiş, sararmış duygulan!

Ne yazık, sadece sürüden ayrılmış, uçmaktan bitip tükenmiş, şimdi elle, BİZİM ellerimizle kolayca yakalanabilecek kuşları! Artık daha fazla yaşayamayacak, daha fazla uçamayacak olanları, sadece tükenmiş ve vaktini geçirmiş şeyleri ölümsüz kılıyoruz biz!

Ve bu yalnızca sizin İKİNDİNİZ içindir, yazılarım, resme dökülmüş düşüncelerim çünkü sadece sizin için renklerim, pek çok rengim, pek çok renkli inceliklerim, elli çeşit sarım ve kahverengim, yeşilim ve kırmızım var benim. -Fakat hiç kimse sizin sabahları nasıl göründüğünüzü kestiremeyecek bunlardan.Siz, benim yalnızlığımın ani parıltıları ve mucizeleri, siz benim eski, sevgili- KÖTÜCÜL düşüncelerim!
Nilay Yurtören
Nilay Yurtören İyinin ve Kötünün Ötesinde'yi inceledi.
@Nilayyurtoren·09 Haz 21:27·Kitabı okumadı
Frederic Nietzche'nin 1886 yılında yazdığı, anlam yoğunluğu en üst düzeyde olan eseridir. Gelecegin felsefesine ilişkin görüşlerini bu eserinde anlatır. Kısacası; başlı başına düşüncelerin düşünceleri kitabıdır.

Kitabın en sevdiğim bölümleri...

"Yüksek insanı yüksek insan yapan yüksek duygularının şiddeti değil, süresidir"

"Beklediğin bir şey, anca sen onu beklediğini unuttuğun zaman gerçekleşir. Bu hayatın; sen bakarken soyunamıyorum deme şeklidir"

"Herkes eşit olduğunda, hiç kimsenin “haklara” ihtiyacı kalmayacaktır."

"Sınamalı insan kendisini, bağımsızlığa mı yazgılı, boyun eğmeye mi; bunu da tam zamanında yapmalı."
256 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Bir felsefe kitabından bu kadar etkileneceğimi ve kitabı bu kadar çok seveceğimi, severek okuyacağımı düşünmemiştim.
Kitap deneme ve inceleme kitabı. Kitapta denemenin o samimi, senli benli olan üslubunu çok güzel tadıyorsunuz.
Kitabı okurken okuyor gibi değil de sanki Nietzsche ile sohbet ediyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz.
Nietzsche size bazı konularda dert yanıyor, bazı şeyleri tenkit ediyor bazı şeyleri açıklıyor, anlatıyor da siz de onu dinliyorsunuz, onunla hasbihal ediyorsunuz sanki.
Üslubunu da içeriğini de çok çok beğendiğim bu kitabı okumaya doyamadım. Sohbet etmeyi sevdiğiniz biri sohbeti kesmek zorunda kalır da canınız sıkılır ya, kitap bitince öyle hissettim işte. Eeee iyiydi böyle Nietzsche Bey, az daha konuşsaydık diyesim geldi. :)
Deneme türünü ve felsefeyi seven herkese şiddetle tavsiye ediyorum efendim :)
Sevmeyen veya henüz okumayan kişiler de bu kitapla denemeyi ve felsefeyi severler diye de düşünmüyor değilim.
Şimdiden herkese iyi okumalar :)
256 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Nietzsche 1886 yılında hastalığına rağmen bu kitabı tamamlayabilmiş. İzlediğim bir belgesele göre bu korkunç(!) kitabı hiçbir yayınevi basmak istememiş ve Nietzsche tüm masrafları kendi karşılayarak bastırmış. Daha sonra eleştirmenler kitabı bir dinamite benzetmişler. Bana göre Nietzsche’yi anlamayı istemek “İyinin ve Kötünün Ötesinde” yi anlamaktan geçer.

Kitabın içeriği ve tartışılan konular kısaca şöyle: Nietzsche gerçek Hristiyanlığın insan varlığından nefret etmek olduğunu düşünmekten geçtiğini söyler. Esasında ilahi dinlerin genelinde böyle bir şey olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Dolayısıyla Nietzsche’ye göre din veya inanç için insan temel isteklerini bastırması gerektiğini söylemektedir.

Halk kesiminin yükselişi ve çöküşünü aristokratlara bağlı olduğunu söyler. Halkın ve onların sıradan inanışlarını eleştirmeyi dahi önemsemeyeceğini söyler. İnsanı insan yapan güç istencidir. Güç ise başarıyla gelebilmektedir ve başarı ise çok çalışma, sebat etme, hor görme, acımasız olma, amaçlar uğruna önüne çıkan herkesi veya her şeyi araç olarak görmeyi gerektirir. Onun için mutlak gerçek yoktur bu yüzden iyi ve kötü gibi en uç kavramların ne kadar önemsiz olduğunu, hakikat karşısında nasıl eğilip bükülebileceğini ya da yok sayılabileceğini anlatır.

Daha önce izlediğim Netflix yapımı ve hala devam eden “House Of Cards” dizinin temelini oturttuğu düşünceyi buldum bu kitapta. Ayrıca o diziyi herkese ısrarla öneriyorum. Bu kitapla birlikte tüketildiğinde çok anlamlı bir hal alacağına eminim. Dizide de Amerikan Başkanı olmak isteyen bir adamın tüm ahlak kurallarını hiçe saydığı güç ve kudret için karşısına çıkan herkesi bir basamak olarak kullanması ya da ortadan kaldırmasını anlatıyor.

Nietzsche göre bu hayatta iki tür ahlak var; “Efendi Ahlakı” ve “Köle Ahlakı”. Efendi ahlakına sahip insanlar asil olarak niteleniyor ve köle insanların onların kararlarına ve sorumluklarına muhtaç olduklarını söylüyor. Diğer yandan kadınlar hakkındaki düşünceleri ise modern dünyanın düşüncelerine bir hayli aykırı, o yüzden hiç girmeyeceğim.

Son olarak kitapta Schopenhauer, Wagner, Geothe gibi birçok Alman sanatının önde gelen isimlerini eleştirdiği bir bölüm de var. “Böyle Buyurdu Zerdüşt” nazaran daha sade, duru ve kavramsal bir dilin olması kitabın anlaşılmasında önemli bir faktör.
282 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Şimdi kutluyoruz, zaferimizden emin,
Şölenlerin şölenini:
Dostum Zerdüşt geldi, konukların konuğu!
Şimdi gülüyor dünya, korkunç perde yırtıldı,
Işık ve karanlık ebediyen birleşti...
Kadınlar hakkında daha olumlu olabilse aslında çok daha güzel olurdu.
256 syf.
·Puan vermedi
Okumayi kesfettigimden bu yana okunmaya deger buldugum nadir kitaplardan biridir.Küçük bir insancik ozeti.Dünyadaki tum insanlara yalnizca 1kitap okutma imkanim olsa sececegim kitap.Yazik ki halen tamamini zihnen mulkiyetime gecirebildigimi sanmiyorum..Ömrum buna yetmeyecek gibi duruyor.
256 syf.
·2 günde
Bu kitap yüzyıl evvel yazılmış olmasına rağmen bugünlere dair vurucu tespitler içermesi aslında Nietzsche ve onun gibi birçok filozofun ne kadar ileri görüşlü ve yüce gönüllü insanlar olduğunun birer göstergesi bence. O günün sorunları ile bugünün sorunlar asla değişmemiş, aksine daha büyük çıkmazlara girmiştir. Hemen her Nietzsche eseri gibi derin ve yoğun anlamlar içeren bir kitap olduğu için cümleleri tekrar tekrar okumanız ve zihninizde analiz etmeniz gerekiyor. İdrak edebilecek kadar berrak değilse zihniniz kitapla kavga etmeyin derim ben :) Okuduğunuz her sayfada zihninizde kıvılcımlar uyandıracak nitelikte. Gece yatarken değil, her an sorgulamaya açık olduğunuz anlarda okunması gereken bir eser. Keyifli okumalar dilerim...
256 syf.
Ruhun dönüşümlerini anlatan bir hikaye ile başlar. Deve, ona ne yapacağı söylenen bir yük hayvanıdır. Hepimiz bize ne yapacağımızı söyleyen, şekil verilebilir beyinlerimizi, içinde yaşadığımız toplumla uyum içinde olan istekler ve korkularla koşullandırarak nasıl düşüneceğimizi söyleyen ebeveynlere, öğretmenlere, koçlara, din adamlarına ve dahasına sahibiz. Ancak, belli bir yerden sonra deve kendini aslana dönüşmüş bulur.
Özgür, güçlü ve maceraya aç aslan, bir ejderha ile karşılaşana kadar etrafta dolaşır. Bu ejderhanın adı ise Thou Shalt’dır [Yapmalısın]. Aslan, ejderha ile savaşmalıdır. Bu uzun ve zorlu bir mücadeledir. Kişi tüm potansiyeline ulaşmak için Thou Shalt Ejderhası’yla savaşırken en az deve aşamasında harcadığı kadar zaman harcamalıdır. Bu zorlu sınav vasıtasıyla, kendi değerlerini toplum tarafından üzerine yüklenen değerlerden ayırmayı öğrenir. Ejderha tamamen yok edildiğinde ise aslan son aşamaya gelir, yani bir çocuğa dönüşür.
256 syf.
·10 günde·6/10
Neden kadınlar kilisede,politikada ve kadın konusunda sessiz olsun?

Nietzsche diyor ki ;seslenenin gerçek bir kadın dostu olduğunu düşünüyorum.

Nietzsche diyor ki; kadınların büyük sanatı yalandır,en yüce olayı görünüş ve güzelliktir.

Nietzsche diyor ki ; ...bir adam, kadınlar hakkında daima yalnızca bir şarkılı gibi düşünebilir: kadını bir mülkiyet, kilit vurabilir bir mülk,hizmet etmek için belirlenmiş ve bunda yetkinleşmiş bir şey olarak anlamalıdır.

Nietzsche kadınlar yalnızca çocuklarla ilişkisi incelensin! diyor

Benim düşünceme göre kadınları eşya olarak görüyordu.Kadınlardan erkekleri üstün görüyordu. Kadınlar hakkında bu kadar nefret dolu yazdı .Beni çok üzdü :/ Erkeklerden korkmasını gerekirken korkmayı unutuyor kadınlar diyor .

Ben bu görüşlerine kesinlikle katılmıyorum. Sanırım Nietzsche kadınlarla ilgili sorunlar vardı. Acaba kadınlarla ilgili ne derdi vardı ? Neden bu kadar düşmanca yazdı kadınlar hakkında?

Böyle düşünmesine üzüldüm...
Sevdiğim yazarlarından biridir ama kadınlarla ilgili bazı görüşleri okuyunca sinirlendim ve üzüldüm .
256 syf.
·Beğendi
(İyiyinin ve kötünün ne olduğunu kestirmek çok çok zor, kimin için iyi? Kimin için kötü? )

Her kitap her insana hitap etmez. Bu yüzden "kesinlikle okuyun" veya "okumayın" diyemem.
Bu kitabın da size hitap Edip etmediğini ancak okuyarak anlayabilirsiniz.

Kitabı ilk gördüğümde isminden dolayı Ezidilere hitap eden, Ezidileri anlatan bir kitap diye düşünmüştüm. Ondan okumak istemiştim. Öyle değilmiş, lakin okuduğum için hiç pişman değilim.

Altını çizmediğim sayfa sayısı çok az. Sizinle paylaşmak isteyipte paylaşamadığım sayfa sayısı ise çok. Hatta bana kalsa bütün kitabı yazabilirdim buraya :)

Oidipus'tan Sfenks'e, Copernicus'tan
Stoacılık'tan Hobbes'ten Bacon'a Hıristiyanlardan, Yahudilere, Fransızlardan, İngilizlere, Beethoven'dan Mozart'ta, Erkeğin doğasından, Kadının doğasına, İsteme arzusundan köleliğe, daha sayamadığım onlarca konuyu ele almış. İyiki de almış, Öğrenme-bilmek isteme arzularıma renkli renkli ışıklar yaktı.

Bi kitabı okurken, " bilmediğim ne çok şey var" farkındalığı, hem bilememenin eksikli, hemde öğrenmenin sevinci arasında mekik dokuyup durma hissi var ya işte o Muazzam bir olay.


Kitapta paylaşmak istediğim son Alıntı;
Nasıl ki yıldızlar Âleminde bir gezegenin yörüngesini belirleyen iki güneş varsa; nasıl ki belirli durumlarda farklı renklerdeki güneşler tek bir gezegeni aydınlatıyorsa, bazen kırmızı ışıkla, bazen yeşil ışıkla sonra da tekrar eş zamanlı olarak ona isabet ettirip rengarenk ışıklarla kaplıyorsa; biz insanlar da "yıldızlı gökyüzü" müzün karmaşık mekaniği sayesinde- farklı farklı ahlaklarla belirleniyoruz; eylemlerimiz dönüşümlü olarak farklı renklerde ışıldıyor, nadiren net oluyorlar-- rengârenk eylemlerde bulunduğumuz yeterince örnek var.
256 syf.
·Puan vermedi
Stoa felsefesinin büyük bir ilgilisi ve takipçisi olarak Nietzsche'nin kitabın belirli bölümlerinde stoa felsefesi üzerine yazdığı kısımlar bu yazıyı yazmamda etken oldu. Bilindiği üzere, stoa felsefesi insanın mutluluğunun, kişinin iç dünyasında olduğunu ve dış dünyadaki olaylara bağlı kalınmaması gerektiğini savunur. Kişinin kendi iradesi dışında olan olaylar hakkında üzüntü duymayı bırakması gerektiğini ve irademizin yettiği kadarıyla mutlu olmamızı söyler. Çoğu temsilcisi kaderci bir tavır içinde olsa da Seneca gibi bazıları da tamamen ilahi yasalara boyun eğmememiz gerektiğini belirtir. Sonuçta onlar için insanın efendisi yine insandır ve böyle devam etmelidir. Stoacıların ahlak görüşlerine temel aldıkları bir başka ilke de "doğaya göre" yaşamaktır. Doğanın yasalarına uygun olarak yaşayarak erdemli ve mutlu olunabileceğini savunmuşlardır. Kitapta değinmek istediğim nokta ise Nietzsche'nin stoa felsefesinin öğretilerini yanlış bir şekilde ifade etmesi veyahut anlaması bilemiyorum. Stoacıların sadece "doğaya göre yaşamak" istediğini iddia ederken aslında doğanın hepimizi istesek de istemesek de yasalarına göre yaşamaya zorladığı gerçeğini atlıyor. Bu konuda örnek verecek olursak doğaya göre yaşamayı yer çekimine benzetebiliriz. Yer çekimine göre yaşamak istediğimizi söylemek saçma olurdu. Yani biz doğayı kendimize göre uyarlamıyoruz, onun düzenine göre kendimizi uyarlıyoruz. Bizim mutluluk olarak adlandırdığımız şey ise tam olarak buradan yani doğayla uyum içinde yaşamamızdan gelir. Tabii ki Nietzsche'nin bu tarz görüşlere sahip olmasında kendi ahlaki yorumlamalarının farklılığı ve kendi felsefesinin kadercilik gibi körü körüne bağlanılan şeyleri içermemesinden de kaynaklanıyordur. Fakat genel olarak kitapta "stoacılık" hakkında yazdığı şeylerin çok da doğruyu yansıtmadığı kanısındayım.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kant ve Schopenhauerden etkilenmiş ünlü alman filozofu olan Nietzsche, ahlâk konusunda farklı bir bakış açısı ile olayları incelemiş, herşeyi iyi veya kötünün ötesinde değerlendirmek gerektiğini gerekçeleriyle açıklamaya çalışmıştır.

Ahlak kavramını reddeden Nietzsche, olayların iyi ve kötü gibi basit bir şekilde yorumlanmasına karşı olmuş ve bunu kitapta çok sade, mantıklı ve güzel şekilde anlatmıştır.

Kitap dokuz bölümden oluşmaktadır, bir Nietzsche klasiği olarak hemen her bölümde filozoflar, insanlar, hristiyanlık, ahlak ve tanrı kavramları yok sayılmaktadır. Okuduğum ilk kitabında Nietzsche'nin filozof rolü daha baskın idi ancak bu kitapta düşünür yönü daha ağır basıyor. Kitabın başları çok ağır ama ilerledikçe anlamaya ve Nietzsche'nin düşünceleri hakkında bilgi sahibi olmaya başlıyorsunuz.

Ünlü yazar hakkında bilgi sahibi olacağınız en iyi Nietzsche kitabı budur diye düşünüyorum. Nazizmin fikir babalarından görülen nietzsche'nin yahudiler hakkındaki fikirleri aslında ne kadar çarpıtılan ve yanlış anlaşılan bir düşünür olduğunu da kanıtlamaktadır.
256 syf.
·4 günde
Ahlak kavramına farklı bir bakış açısı kazandıran Nietzsche, olayları iyinin ve kötünün ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini savunmuş bu eserinde.
Okurken yoğun bir Schopenhaur tadı aldım. Kitabın akıcı olduğunu söylemek pek mümkün değil, çünkü ağır bir dil kullanılmış.
Bazı bölümlerde kadınlar hakkında nefret dolu cümleler kurmuş olması çok rahatsız etti. Onun dışında kitabı beğendim.
Kitabı anlamaya başlayınca ne çok şey bildiğimi düşündüm, bittikten sonra da ne kadar az.
Bugüne dek erkekler kadınlara hep,
Yollarını şaşırıp yükseklerden onlara doğru gelmiş olan kuşlar gibi davranmışlardır.

Kadınların,
daha narin,
daha kolay incinebilir,
daha yabani,
daha tuhaf,
daha tatlı,
daha fazla ruh dolu olan
ama aynı zamanda da

Kaçıp gitmemesi için kafese kapatılması gereken bir şey olduğuna inanmışlardır.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 204 - İlya İzmir Yayınevi 11.Baskı
Sınamalı insan kendisini, bağımsızlığa mı yazgılı, boyun eğmeye mi; bunu da tam zamanında yapmalı.

Sınamalarını saptırmamalı yolundan, oynanabilecek en tehlikeli bir oyun sonunda, sınamalar bile olsa, hiçbir kişiye bağlı olmadan:

En sevilene bile..
Ölçü yabancıdır bize, kabul edelim bunu; heyecanımız, sonsuzluğun, ölçüsüzlüğün heyecanıdır.

Tıpkı soluk soluğa, dört nala, ateş püskürerek ileriye koşan atın süvarisi gibi, bırakalım dizginleri sonsuza doğru; biz modern insanlar, biz yarı barbarlar..
-
..erişelim, kutsal, sonsuz mutluluğumuza, en fazla tehlikede olduğumuz yere..
Felsefenin ne olduğunu öğrenmek zordur, çünkü öğretilemez; insan onu yaşantıdan çıkararak ''bilmeli''dir, - ya da bilemem gururunu taşımalıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
236
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052492789
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınlar
Ah! Sonuçta nesiniz siz, yazılarım ve resme dökülmüş düşüncelerim. Biraz önce, öylesine alacalı bulacalı, genç ve kötücül, beni hapşırtan ve güldüren dikenler ve gizli baharatlarla öylesine doluydunuz ki. Ya şimdi? Tükettiniz, harcadınız bütün yeniliğinizi ve korkarım ki, içlerinizden bazıları, birer gerçeğe dönüşmek üzereler. Daha şimdiden öylesine ölümsüz, öylesine dokunaklı bir biçimde doğru ve öylesine sıkıcı görünüyorsunuz ki! Peki aksi olabilir miydi? Neyi yazar ve resimlerdik o zaman, Çinli fırçalarımızla, biz mandarinler, biz, kendilerini yazılmaya BIRAKANLARI ölümsüz kılanlar, neyi resimlerdik o zaman bir başımıza?

Ne yazık, solmak, kokusunu yitirmek üzere olanları sadece!

Ne yazık, sadece tükenmiş, geçip gitmiş fırtınaları, gecikmiş, sararmış duygulan!

Ne yazık, sadece sürüden ayrılmış, uçmaktan bitip tükenmiş, şimdi elle, BİZİM ellerimizle kolayca yakalanabilecek kuşları! Artık daha fazla yaşayamayacak, daha fazla uçamayacak olanları, sadece tükenmiş ve vaktini geçirmiş şeyleri ölümsüz kılıyoruz biz!

Ve bu yalnızca sizin İKİNDİNİZ içindir, yazılarım, resme dökülmüş düşüncelerim çünkü sadece sizin için renklerim, pek çok rengim, pek çok renkli inceliklerim, elli çeşit sarım ve kahverengim, yeşilim ve kırmızım var benim. -Fakat hiç kimse sizin sabahları nasıl göründüğünüzü kestiremeyecek bunlardan.Siz, benim yalnızlığımın ani parıltıları ve mucizeleri, siz benim eski, sevgili- KÖTÜCÜL düşüncelerim!

Kitabı okuyanlar 1.503 okur

  • mmorkedi
  • Hatice Yalçın
  • murat
  • Ceren Keklik
  • Kitapçı Kız
  • Kitapyolu
  • Berkay Serbest
  • Burak S.
  • Gül çırak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.3 (1)
7
%0
6
%0.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları