İyinin ve Kötünün Ötesinde

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.022
Gösterim
Adı:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754684049
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jenseits von Gut und Böse - Vorspiel einer Philosophie der Zukunft
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Başka yolu yok:

Kendini verme, en yakın için özveride bulunma duyguları, tüm kendini yadsıma ahlakı, acımasızca sorguya çekilip yargı önüne çıkarılmalı: Bugün, sanatın erkekliğinin yok edilmesi için yeterince ayartıcı olan temiz bir vicdan oluşturmaya yönelik estetiği ondan aşağı kalmaz. Şu, "kendim için değil", "bir başkası için" duygularında çok fazla büyü ve şeker var; bu noktada çifte kuruntulu olup sormaya gerek yok: "Yoksa bunlar birer ayartma olmasın sakın?"
1880’li yıllarda yazılan tam adı İyinin ve Kötünün Ötesinde; Bir Gelecek Felsefesini Açış, üzerinden geçen bir asra rağmen bugüne dair ne varsa neredeyse hitap eden inanılmaz bir kitap. Altı çizilesi satırların çokluğunun beni şaşırttığı ve okuduğum satırlara ne kadar doğru dediğim(kadınlarla ilgili birkaç fikri hariç), bu yapıtı okumak hem ağır hem merak uyandırıcı hem derin hem bana kalırsa diğer eserlerine nispeten yorucu...

Belki bir var oluş sorgusu olarak da bakılabilir ki şu sözleriyle: “Ey kutsal basitlik, ne de tuhaf basitlikler ve sahtelikler yaşıyor insanoğlu. İnsanın bir kez mucizeyi görecek gözleri olunca, durmadan şaşırıyor.”

Benim için tekrar okumak istediğim nadir kitaplardan biri oldu kendileri çünkü bu kadar öğütlerle dolu olan ve de birçok noktada bu işte böyle doğru dediğim bir kitap, bana öyle geliyor ki yeniden okuduğumda daha önce okumamışım hissi uyandırıp bambaşka şeyleri anlamamı ve başka anlamlar çıkarmamı sağlayacak.

Bir küçük özet olarak ise: “Sevgi yüzünden yapılan her şey, her zaman İyinin ve Kötünün ötesinde gerçekleşmektedir.

Keyifli okumalar...
Okumayi kesfettigimden bu yana okunmaya deger buldugum nadir kitaplardan biridir.Küçük bir insancik ozeti.Dünyadaki tum insanlara yalnizca 1kitap okutma imkanim olsa sececegim kitap.Yazik ki halen tamamini zihnen mulkiyetime gecirebildigimi sanmiyorum..Ömrum buna yetmeyecek gibi duruyor.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.192 Oy)8.499 beğeni27.238 okunma765 alıntı132.837 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.632 Oy)18.180 beğeni41.209 okunma2.653 alıntı173.391 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.245 Oy)7.585 beğeni20.500 okunma3.667 alıntı122.563 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.527 Oy)8.479 beğeni25.027 okunma2.260 alıntı108.014 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.188 Oy)3.701 beğeni12.255 okunma1.110 alıntı50.259 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.747 Oy)6.060 beğeni15.948 okunma2.637 alıntı82.330 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.192 Oy)3.255 beğeni9.925 okunma4.728 alıntı90.068 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.322 Oy)12.888 beğeni32.972 okunma3.099 alıntı138.574 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.101 Oy)7.670 beğeni21.561 okunma765 alıntı84.194 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.846 Oy)8.789 beğeni24.085 okunma1.619 alıntı111.787 gösterim
Ruhun dönüşümlerini anlatan bir hikaye ile başlar. Deve, ona ne yapacağı söylenen bir yük hayvanıdır. Hepimiz bize ne yapacağımızı söyleyen, şekil verilebilir beyinlerimizi, içinde yaşadığımız toplumla uyum içinde olan istekler ve korkularla koşullandırarak nasıl düşüneceğimizi söyleyen ebeveynlere, öğretmenlere, koçlara, din adamlarına ve dahasına sahibiz. Ancak, belli bir yerden sonra deve kendini aslana dönüşmüş bulur.
Özgür, güçlü ve maceraya aç aslan, bir ejderha ile karşılaşana kadar etrafta dolaşır. Bu ejderhanın adı ise Thou Shalt’dır [Yapmalısın]. Aslan, ejderha ile savaşmalıdır. Bu uzun ve zorlu bir mücadeledir. Kişi tüm potansiyeline ulaşmak için Thou Shalt Ejderhası’yla savaşırken en az deve aşamasında harcadığı kadar zaman harcamalıdır. Bu zorlu sınav vasıtasıyla, kendi değerlerini toplum tarafından üzerine yüklenen değerlerden ayırmayı öğrenir. Ejderha tamamen yok edildiğinde ise aslan son aşamaya gelir, yani bir çocuğa dönüşür.
(İyiyinin ve kötünün ne olduğunu kestirmek çok çok zor, kimin için iyi? Kimin için kötü? )

Her kitap her insana hitap etmez. Bu yüzden "kesinlikle okuyun" veya "okumayın" diyemem.
Bu kitabın da size hitap Edip etmediğini ancak okuyarak anlayabilirsiniz.

Kitabı ilk gördüğümde isminden dolayı Ezidilere hitap eden, Ezidileri anlatan bir kitap diye düşünmüştüm. Ondan okumak istemiştim. Öyle değilmiş, lakin okuduğum için hiç pişman değilim.

Altını çizmediğim sayfa sayısı çok az. Sizinle paylaşmak isteyipte paylaşamadığım sayfa sayısı ise çok. Hatta bana kalsa bütün kitabı yazabilirdim buraya :)

Oidipus'tan Sfenks'e, Copernicus'tan
Stoacılık'tan Hobbes'ten Bacon'a Hıristiyanlardan, Yahudilere, Fransızlardan, İngilizlere, Beethoven'dan Mozart'ta, Erkeğin doğasından, Kadının doğasına, İsteme arzusundan köleliğe, daha sayamadığım onlarca konuyu ele almış. İyiki de almış, Öğrenme-bilmek isteme arzularıma renkli renkli ışıklar yaktı.

Bi kitabı okurken, " bilmediğim ne çok şey var" farkındalığı, hem bilememenin eksikli, hemde öğrenmenin sevinci arasında mekik dokuyup durma hissi var ya işte o Muazzam bir olay.


Kitapta paylaşmak istediğim son Alıntı;
Nasıl ki yıldızlar Âleminde bir gezegenin yörüngesini belirleyen iki güneş varsa; nasıl ki belirli durumlarda farklı renklerdeki güneşler tek bir gezegeni aydınlatıyorsa, bazen kırmızı ışıkla, bazen yeşil ışıkla sonra da tekrar eş zamanlı olarak ona isabet ettirip rengarenk ışıklarla kaplıyorsa; biz insanlar da "yıldızlı gökyüzü" müzün karmaşık mekaniği sayesinde- farklı farklı ahlaklarla belirleniyoruz; eylemlerimiz dönüşümlü olarak farklı renklerde ışıldıyor, nadiren net oluyorlar-- rengârenk eylemlerde bulunduğumuz yeterince örnek var.
Neden kadınlar kilisede,politikada ve kadın konusunda sessiz olsun?

Nietzsche diyor ki ;seslenenin gerçek bir kadın dostu olduğunu düşünüyorum.

Nietzsche diyor ki; kadınların büyük sanatı yalandır,en yüce olayı görünüş ve güzelliktir.

Nietzsche diyor ki ; ...bir adam, kadınlar hakkında daima yalnızca bir şarkılı gibi düşünebilir: kadını bir mülkiyet, kilit vurabilir bir mülk,hizmet etmek için belirlenmiş ve bunda yetkinleşmiş bir şey olarak anlamalıdır.

Nietzsche kadınlar yalnızca çocuklarla ilişkisi incelensin! diyor

Benim düşünceme göre kadınları eşya olarak görüyordu.Kadınlardan erkekleri üstün görüyordu. Kadınlar hakkında bu kadar nefret dolu yazdı .Beni çok üzdü :/ Erkeklerden korkmasını gerekirken korkmayı unutuyor kadınlar diyor .

Ben bu görüşlerine kesinlikle katılmıyorum. Sanırım Nietzsche kadınlarla ilgili sorunlar vardı. Acaba kadınlarla ilgili ne derdi vardı ? Neden bu kadar düşmanca yazdı kadınlar hakkında?

Böyle düşünmesine üzüldüm...
Sevdiğim yazarlarından biridir ama kadınlarla ilgili bazı görüşleri okuyunca sinirlendim ve üzüldüm .
Friedrich Wilhelm Nietzsche Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve bestecisidir. Felsefesi ironi ve metaforlarla doludur. Nietzsche’nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. İnsanı akılcılıktan kurtarıp kendisi üzerinde düşünmeye yöneltmeye çalışır. Böylelikle üst insanı bulmayı hedefler. Tanrı'nın öldüğünü savunup insanları dünya hayatı üzerine düşünmeye sevk eder.

İyinin ve Kötünün Ötesinde eserinde kendi felsefesini özetlemeye çalışmıştır. Kitap dokuz bölümden oluşmakta. Her bölümde ayrı bir konuyu anlatmaya çalışır. Konuları; filozoflar, dinler, ülkeler, ahlak ilmi ve erdemlerdir.

Kitabın içeriğine gelecek olursak, Nietzsche Stoacıları aşağılar. Onları doğaya benzetir. Müsrif, amaçsız, düşüncesiz, belirsiz, kısır olarak niteler. Yaşamanın doğadan farklı olmaya çalışmak olduğunu söyler. Stoiklik en amiyane tabiriyle "kendini zorlamadır" der.

Vicdanı canavar olarak tanımlayan Nietzsche "Herkes özgür olamaz, özgürlük güçlülerin bir ayrıcalığıdır." der. Çünkü  güçlü insanların egemenliğinde, çoğunluktan ibaret olan ve sürü olarak nitelendirdiği insanlıkta ilerlemenin mümkün olduğunu düşünür.Kitapta fazlaca alt sınıf- üst sınıf çözümlemesi yapar. Üst sınıf yiyecek içecek gibi basit bir hizmeti alabilirken alt sınıfın alamayışını eleştirir. Köleliğin Avrupai tarzda medenileşmeden kaynaklı olduğunu savunur.

Mutluluğu ve erdemi tartışma konusu yapmayan Nietzsche herhangi bir şeye körü körüne bağlanmayı reddeder. Bunun ne olduğu farketmez. İster vatan, ister özgürlük, ister yarar sağlayacak herhangi bir bilim dalı...

Yahudiler ile ilgili düşünceleri de oldukça ilgi çekici. Ahlâkta ilk köle isyanını Yahudilerin çıkardığını düşünen Nietzsche onlara olan algıyı daima tersine çevirebildikleri için şu an bu konumdadırlar der. Medeniyetlerin onları " köle doğmuş insan" olarak yaftalamasına karşılık onların kendilerini"ulusların içinde seçilmiş halk" olarak tanımaları bu durumun en büyük örneğidir.

Kitapta dikkatimi çeken ve rahatsız eden bir diğer önemli konu ise kadınlar hakkındaki görüşleri. Kadınların aydınlanmasının doğru olmadığını, erkeklerin onları koruması gerektiğini savunur. Kadının erkekten korkması gerektiğini düşünen Nietzsche korkulmadığı takdirde en kadınsal içgüdüsünü kaybeder der.

Kitabın diline gelecek olursam konuşma havasında geçen kitapta çok fazla Latince kelime var ve çevirmen ne yazık ki hiçbirini açıklama gereği duymamış. Tutku Yayınevi'nin Enver Günsel çevirisi gerçekten çok çok yetersiz. Asla önermiyorum.

Kısacası benim için beyin yakan bir kitaptı diyebilirim.
Öncelikle bu kitap sade bir nesir değil. Tek bir okuyuşla anlamakta zorlandığım yoğun ve şiirsel bir anlatımın çoğunlukta olduğu yerler esastı. İstisna olan ise, anlaşılması kolay olan ifadelerdi. Ayrıca çeviren yayınevi kitabın orijinalliğini bozmamak adına bazı noktalarda daha kolay anlaşılır bir çeviri yapmak yerine devrik ve şiirsel tarzda çevirerek yazarın üslubuna sadık kalmış. Bu incelemem içerikten daha ziyade şekil hakkında oldu. İçerik hususunda okuyucuya ön bir yargı vermek istemem.
Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt ve Putların Alacakaranlığı'ndan sonra okuduğum üçüncü kitabı. Kitabın ismi ile başlayacak olursak çok güzel bir isim seçimi olduğunu düşünüyorum, ahlak kavramını reddeden Nietzsche, olayların iyi ve kötü gibi basit bir şekilde yorumlanmasına karşı ve bunu kitapta çok güzel belirtiyor. Kitap dokuz bölümden oluşuyor, bir Nietzsche klasiği olarak hemen her bölümde filozoflar, insanlar, Hrıstiyanlık, ahlak ve Tanrı kavramları gömülüyor. Okuduğum ilk iki kitabında Nietzsche'nin Filozof rolü daha baskın idi ancak bu kitapta düşünür yönü biraz daha ağır basıyor. Kitabın başları çok ağır ama ilerledikçe anlamaya ve Nietzsche'nin düşünceleri hakkında bilgi sahibi olmaya başlıyorsunuz. Nietzsche hakkında bilgi sahibi olacağınız en iyi Nietzsche kitabı budur diye düşünüyorum. *Bu kısım spoiler içeriyor ama bir felsefe kitabından spoiler yemek rahatsız eder mi bilmiyorum :)* Nazizmin fikir babalarından görülen Nietzsche'nin Yahudiler hakkındaki fikirleri aslında ne kadar çarpıtılan ve yanlış anlaşılan bir düşünür olduğunu kanıtlıyor bize. Gerçek Nietzsche'yi öğrenmek istenelere tavsiye edilir :)
"Her derin düşünür, yanlış anlaşılmaktan çok, doğru anlaşılmaktan korkar. Yanlış anlaşılmak belki kibrine acı verir: ama diğeri, sürekli: ah, neden siz de benim kadar zorluk çekmek istiyorsunuz ki? Diyen kalbine ve merhametine acı vermektedir."

Nietszche; depressif bir nihilist, hiçbir şeye inanmayan zor adam, gözlerimizle okumayı değil aklımızla okumamızı isteyen adam.
Güçlü! Güçlü! Güçlü ve deli.

Bireylerin gücü, tutku ve sevgisi hakkında derin bir kitap. Nietszche bu kitapta toplumun temel ilkelerin olduğu bir yaşam biçimi sunuyor. Şimdiye kadar ki her felsefeyi, varsayımsal bir ahlâk sistemi ya da azından ahlâkî bir amaçla aldatılmış olarak eleştiriyor. Batılı düşünce geleneği, hakikat ve Tanrı, iyi ve kötü kavramlarını çarpıcı bir şekilde reddediyor. Hristiyan dünyasının sahte dindarlıkla dolup taştığını ve bir köle ahlakı ile bulaştığını gösteriyor. Doğruya ulaşmayı değil, gerçekleri ahlâkî vaazlarını doğrulamak için yapıyor. İyinin ve kötünün ötesinde, hak eden şeyleri gerçekten sevebileceğini savunmaktadır. Nietszche'nin bizi sevmesi için birşeyleri haketmek kolay bir iş değil.

Kendiniz yaratmak size kalmiş. Hakikat ve bilginin doğasına dair anlayışlarından dolayı kulaklarınızı çekmeceden çıkartın, gözlerinizi açın ve onu okuyun, dinleyin.

''Sevgiyle yapılan her şey, iyiyle kötünün ötesinde yer alır.''
Kitap okumaya başladığım günden bu yana en büyük hatamı, Nietzsche'den tek kitap okuduğum halde ikinci seçimimi "İyinin ve Kötünün Ötesinde"den yana kullanarak yaptım. Her hata gibi sonuçları oldu tabi ki: Kitabı ikinci kez okumak -çoğu hatanın sonucu cezadır, bu daha çok ödül gibiydi.
Nietzsche ile bir yerlere çıktığımın farkındaydım, zorlu yollardan geçilip ulaşılmış bir zirvede, toplumu karşısına almış "benimsenenleri" eleştiriyordu: Zirveye çıkacak ayağa sahip olduğu için mutlu, başka birinin çıkabileceğini düşünerek umutlu, henüz çıkan olmadığından mutsuz. İlk okumada göremedim ne yazdığını, kendi suçum olsa seve seve kabul edebilirdim ama değildi - bıyıkları yüzünden göremiyordum. İkinciye geçtiğimde -eminim okuduğunuzda siz de bir şeyler bulursunuz- şunları buldum:

*Büyük şeyler zıttından ortaya çıkmaz, onları oluşturan kendine özgü bir kökün olması gerekir.

*Filozofların hakikat konusunda takındığı tavır, onlardan önce gelenlerin düşüncelerini savunmak, belki de farkında olmadıkları basit arzuların şövalyeliğine soyunmaktır.

*Kendi ahlak anlayışını oluşturduğunu zanneden ünlü filozoflar, bu düşünceleri eleştirmek isteyenleri korkutan bir zırhla kaplar düşünceleri. Boş bir odanın önüne "girilmez" yazarlar, bu noktada ya tehlikeden kurtulduğunuzu düşünüp ordan uzaklaşır ya Nietzsche'nin yaptığı gibi yapıp içeri girme cesaretini gösterirsiniz.

*Hakikat isteği hakikat dürtüsünden değil, başka bir dürtüden ortaya çıkar. - Bir şeyi sırf bilmiş olmak için değil, o bilgi seni bir yere götüreceği için, yani farklı dürtüye ulaştıracağı için istersin. -

*Eylemin değerini niyete bağlamak -yani kasıtlı olana- yanlıştır, eylemin değeri kasıtlı olmayanla ölçülür.

*Düşünmek, içimizdeki dürtülerin birbirine davranışından ortaya çıkar. -Zor durumda olduğunu gördüğünüz birine yardım etme dürtüsüyle, umursamadan geçip gitme dürtüsü arasında kalırsınız ve bu noktada "ne yapmalıyım?" düşüncesine ulaşırsınız.-

*Her şeyde bir maske vardır, bu yüzden doğru kabul edilenin içindeki yanlışı, yanlış kabul edilenin içindeki doğruyu aramalı.

*Bağımsızlığa ulaşmak için olaylarla tek başımıza başa çıkmalı, verdiğimiz kararın doğru ya da yanlışlığını kendimiz sorgulamalıyız.

*Ortak iyiden söz edilemez, iyi ortak olduğunda "topluma uyma" ile yok olur.

*İnsan tehlikesizliği ve huzuru ister, yani acıyı ortadan kaldırmak için çabalar, oysa acı büyümenin gerekliliğidir.

*Güçlü insanlar dinin karşısında diz çöktüler, kendilerini bir arınmaya, isteklerden kurtulmaya ittiler ve bu itişin nedeni: istemin ruhun terbiye edilmesi sınavını aşmak istemesiydi. Yani kurtulmak için yaptığımız eylem, kurtulmak istediğimiz şeyden doğdu.

*Din, dünyayı sevmek ve yalnız ona bağlı olmakla yapacağımız doğrunun önüne geçip, bizi tam tersine ikna etmeye çalıştı. Yolumuza çıkan büyük taş, çoğumuzun taşın arkasında devam eden yolu görmesini engelledi.

*Güçsüz olanlar, Tanrı nezdinde eşit olma ile avuturlar kendilerini, sırf bu yüzden inanırlar Tanrı'ya.

*Erdemlerimiz, atalarımızdan miras kalan şeyler olmaktan çıkıp eğilimlerimiz ve gereksinmelerimizle oluşturulmalıdır.

*Erdemin harcanması, sahip olunan gücün kullanılmamaya karar verilmesiyle olur.

En önemli kısımla bitiriyoruz:

*Ahlak, içimizdeki dürtülerin hangisinin hangisinden önce geldiğine göre değişir; ahlak, dürtülerin hiyerarşisidir.

*Sömürüden, güçlü olanın zayıfı ezmesinden kaçınmak, bir ahlak belirtisinden çok yaşamın reddedilmesidir. Aynı şekilde "ezmeyi istememek" ahlak olarak algılanmamalı, yaşamın kendisine ihanet sayılmalıdır.

*Ahlak, sahip olduğun güce saygı duymaktır, ondan utanmak değil. Güç demişken: Güçlü insanın yardımı merhametten doğmaz, gücün fazlalığından doğar.

*Ahlak, alt sınıftakilerin kendilerini düşünüp, kendilerine yararlı olacak şeyleri övmesidir: merhamet, yardımseverlik... Çünkü bunlara muhtaçtır onlar, içinde bulundukları kötü durumları tersine çevirmeleri gerekir.

*Ahlak, toplumun yararının düşünülmesi olmamalıdır. Toplumun tehlikeli gördüğü her şey ahlaka aykırı sayılıyorsa, ahlak korkudan ortaya çıkıyordur. Bu noktada şu sorulmalı: Tehlikeyi ortadan kaldırmak, ahlakı ortadan kaldırmak mı?

*Ahlaki yargılamalar, aşağıda olanların daha az aşağıda olanlardan aldıkları intikam; doğanın onları daha aşağıda yapmasının sonucudur.
İnsanın gemisi bu sulara sürüklenmişse, iyi! Çok iyi! Şimdi dişlerimizi sıkabildiğimiz kadar sıkalım bakalım! Gözlerimizi dört açalım ve ellerimizle dümene sıkı sıkı yapışalım! Gemimizle dosdoğru, ahlakın üzerine gidiyoruz, onu ezip geçiyoruz ve belki de bu şekilde oraya doğru yolculuğa çıkmaya cüret etmekle bizim kendi ahlakımızdan geriye kalanları da ortadan kaldırmış oluyoruz.
Aşiri karmaşik, Nietzsche ruhtan söz ederken, birden alakasiz bir yere getiriyor sözü. Yüksek konsantrasyon gerektiren bir kitap bende baş agrisi yapti. Almanlar Nietzsche'ye boşuna schwerkost demiyorlar yani zor anlaşilir...
Bugüne dek erkekler kadınlara hep,
Yollarını şaşırıp yükseklerden onlara doğru gelmiş olan kuşlar gibi davranmışlardır.

Kadınların,
daha narin,
daha kolay incinebilir,
daha yabani,
daha tuhaf,
daha tatlı,
daha fazla ruh dolu olan
ama aynı zamanda da

Kaçıp gitmemesi için kafese kapatılması gereken bir şey olduğuna inanmışlardır.
Bir şeye az değer biçildiğinde değil,
ancak eşit veya daha fazla değer biçildiği zaman nefret edilir.
Sonunda inancımız sarsıldı, sabrımızı yitirdik, dönüverdik sırtımızı; ne harika değil mi?
Friedrich Nietzsche
Sayfa 17 - Say Yayınları/ Almancadan Çeviren / Ahmet İnam
Bilmem hangi temelsiz kuruntu, sizi zırva bir umuda sürüklüyor.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 23 - Say Yayınları/ Almancadan Çeviren / Ahmet İnam

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754684049
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jenseits von Gut und Böse - Vorspiel einer Philosophie der Zukunft
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
İyinin ve Kötünün Ötesinde
Başka yolu yok:

Kendini verme, en yakın için özveride bulunma duyguları, tüm kendini yadsıma ahlakı, acımasızca sorguya çekilip yargı önüne çıkarılmalı: Bugün, sanatın erkekliğinin yok edilmesi için yeterince ayartıcı olan temiz bir vicdan oluşturmaya yönelik estetiği ondan aşağı kalmaz. Şu, "kendim için değil", "bir başkası için" duygularında çok fazla büyü ve şeker var; bu noktada çifte kuruntulu olup sormaya gerek yok: "Yoksa bunlar birer ayartma olmasın sakın?"

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 8 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları