Çünkü ne olursa olsun... biz artık arkadaşız, değil mi? Yardım isteyebileceğin biri olmak istiyorum. Kendini güvende hissedeceğin bir liman olmak istiyorum. Benim yanımda kendini insan gibi hissetmeni istiyorum. Her zaman en iyi yönlerini göstermek zorunda hissettiğin biri olmak istemiyorum. Tamam mı?” Tekrar karşı çıkmak için ağzını açtığında, “Söz ver bana,” diye ekledim. Sertçe yutkundu. Yüzümde bir şey görmüştü, belki kararlılık, belki de umutsuzca gizlemeye çalıştığım endişelerimdi... ama başıyla onayladı. “Tamam.” “Tamam,” diye tekrarladım bir oh çekerek. Iyı. • n Dudaklarına bir tebessüm yayıldı. “Harika.”
BABAM VE LİMAN Limanın anlamını çözer mi yanaşan gemi Bunu denize sorsam daha derine iner Liman bir şey söylemez belki de gemilere Açıklarda içine demir atmışsa eğer Babam limandı belki yanaşmayan gemi ben Aynı suların açığı kıyışıydık ikimiz Susmak ona özgüydü eşlik etmekse bana Ben şimdi anlıyorum martıydı eksiğimiz
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
izin verin de çıldırayım
Tümünüz, sen yatağında uzanmış, uzak iklimlerin ve gelecek günlerin şiirlerini düzen ozanım; sen varlıkla yokluğun arasında mekik dokuyan diyalektiksiz konuşamayan filozofum; sen beni doğurduğuna pişman olmadığını söyleyen anam; sen, Kendinden kaçma, kendinden kaçamazsın, bunu gördün işte, diyen kör sevgilim... izin verin de çıldırayım sizin dünyanız aklı başında insanların dünyası ise bırakın ben çıldırayım. Biraz da dağ başlarında çıldırayım. Çünkü burada, bu koşullarda, ancak çıldırarak sürdürülebilir yaşam. Kendinden kaçma. Oh, güzel bacaklarının arası kaşınan sevgilim, kendimden kaçarsam ilk sığınacağım liman bil ki orası. Ama ne yazık ki kaçamıyorum kendimden. Tam tersine kendi kendimin izi peşindeyim. Nicedir burada kendimi arıyorum, kapısının önünde, kapısını açıp evine girmek için karanlıkta yitirdiği anahtarını arayıp bulamayan, çıldıran, kapısını kıramayan, bir çaresiz, bir garip kişi gibi, burada, garip, tanımadığım insanların arasında. Öyleyim. Kendimi ararken, onları/başkalarını/başka insanları buluyorum. Ve onları bulurken, yavaş yavaş kendimi bulur gibiyim. Kurallar içinde bulamaz insan kendini, bunu çoktan anladım. Aklın kuralları içinde bulamaz, bunu burda anladım. Belki aşkın kuralları içinde bulabilir. Ama aşkın kuralı var mı? Belki bir yarısını bulur. Ya öbür yarısını? Dağda mı? Taşta mı? Yollarda mı? Denizde mi? Ne bileyim ben! Belki her yerde. Belki hiçbir yerde. Belki bir başka insanda. Başka insanlarda. Başka bir yer? Orası neresi? Başka bir insan. Ah! Onu bilen mi var? Ah! Onu tanıyan mı var? Kendinden kaçma!
1000Kitap
Hiç geriye dönmeyen sürekli bir ilerleme yoktur. Son durağa varıncaya dek, insan adım adım yüreyemez. Bebekliğin bilinçsiz cennetinden, çocukluğun düşüncesiz inancına, sonra ergenlik çağının hep bildiğimiz kuşkularına, daha sonra inançsızlığa ve en sonunda olgun yaşın gene kuşkuya dayanan düşünceli huzuruna geçilmez. Çemberin sonuna geldik mi, yeni baştan başlarız. Yeniden çocuk, delikanlı ve yaşlı insan oluruz; hiç durmadan yeni yeni kuşkulara düşeriz. Bir daha yola çıkmamak üzere demir atacağımız son liman nerede? Nerede en bezginlerin bile bezmeyeceği dünya? Hangi mutlu gök katlarında? Sokakta bulunan çocuğun babası nerede saklı? Nikâhsızken ana olmuş, doğururken ölmüş kızların bıraktığı yetimlere benziyor ruhlarımız. Babalarımızın kim olduğunu, bir sır olarak mezara götürdü analarımız. Ölmeden varamayacağız bu sırra.
Edebiyat
Ama derdin gerçekten de toprak mı? Hadi açık söyle. Hayır, sen kalbinin derinliklerinde başka bir şey saklıyorsun. Şu anda burada, fırlayıp buralardan sonsuza dek çekip gitmeyi arzuluyorsun.
Bir limana çıkmamak dendi mi, çıkılacak liman kalmaz. Asla varamamak, aşka varamamak demektir.