Alıntılar
Colin A. Ronan. (2003). Bilim tarihi. Ankara: Tübitak yayınları. Bilim nedir? Bilim insanı deyince aklınıza kimler geliyor? Neden bu insanlar geliyor? Bilimin yaşamımızdaki yeri nedir? Büyü Bilim İlişkisi Büyücü, insan ile onu çevreleyen dünya arasında bir ilişki bulunduğunu kavramıştı; doğru yöntem uygula ndığında, insan doğa güçlerine hakim olabilir ve onları kendi menfaati dotrultusunda kullanabilirdi (16). Büyü, genel olarak animistik bir doğa görüşüydü Dünya, ruhlar ve onların gizli kuvvetleriyle doluydu ve bunlar tarafından idare edilmekteydi. Bu kuvvetler, hayvanlarda veya ağaçlarda, denizde veya rüzgarda gizlenmiş olabilirdi. Büyücünün görevi, bu kuvvetleri kendi amacına uygun olarak yönlendirmek ve ruhların işbirliğini 􀅃lamaktı (16). Büyünün mistik özelliklerinin kişisel amaçlar do&rultusunda kötüye kullanılması, büyücülüğ"ün doğmasına sebep olduğu gibi, kamusal gayeler doğrultusunda kötüye kullanımı, güçlü bir rahip sınıfı yarattı, saf ve cahil insanları emellerine alet etti. Bu şekildeki bir gerileme, sırası gelince, eski Yunan nlozoAarını tamamıyla büyü dışı bir yaklaşıma yöneltti ve fllozoDar böylece, Batı bilim kültürünün çekirdeA"inl teşkil edecek düşünce tarzını ortaya koydular (17) Hekim, hastalığı başka bir canlı varlığa geçirmeyi de deneyebilirdi. Bu yöntem, "günah keçisi" ilkesinin ilk örneği sayılabilir (20). Standart Ölçüm Araçları X I I . sülale zamanında Teb'de hüküm süren Amenemhet ve onun halefleriydi. Yönetim, tartı ve ölçüleri standartlaştırdı. Yönetimdeki memurlar (ka.tipler), hiyeroglif veya el yazısına benzeyen hiyeratik yazıyı kullanmaktaydı. Hiyeratik kelimesi Yunanca "ruhani " anlamına gelen hieraticos'dan gelmektedir: genellikle, Mısırlı katipler aynı zamanda rahipti (25). Mısır Mısırlıların felsefi spekülasyona olan ilgisizlikleri ve
KİTABIN ÖZETİ
Colin A. Ronan. (2003). Bilim tarihi. Ankara: Tübitak yayınları. Bilim nedir? Bilim insanı deyince aklınıza kimler geliyor? Neden bu insanlar geliyor? Bilimin yaşamımızdaki yeri nedir? Büyü Bilim İlişkisi Büyücü, insan ile onu çevreleyen dünya arasında bir ilişki bulunduğunu kavramıştı; doğru yöntem uygula ndığında, insan doğa güçlerine hakim olabilir ve onları kendi menfaati dotrultusunda kullanabilirdi (16). Büyü, genel olarak animistik bir doğa görüşüydü Dünya, ruhlar ve onların gizli kuvvetleriyle doluydu ve bunlar tarafından idare edilmekteydi. Bu kuvvetler, hayvanlarda veya ağaçlarda, denizde veya rüzgarda gizlenmiş olabilirdi. Büyücünün görevi, bu kuvvetleri kendi amacına uygun olarak yönlendirmek ve ruhların işbirliğini 􀅃lamaktı (16). Büyünün mistik özelliklerinin kişisel amaçlar do&rultusunda kötüye kullanılması, büyücülüğ"ün doğmasına sebep olduğu gibi, kamusal gayeler doğrultusunda kötüye kullanımı, güçlü bir rahip sınıfı yarattı, saf ve cahil insanları emellerine alet etti. Bu şekildeki bir gerileme, sırası gelince, eski Yunan nlozoAarını tamamıyla büyü dışı bir yaklaşıma yöneltti ve fllozoDar böylece, Batı bilim kültürünün çekirdeA"inl teşkil edecek düşünce tarzını ortaya koydular (17) Hekim, hastalığı başka bir canlı varlığa geçirmeyi de deneyebilirdi. Bu yöntem, "günah keçisi" ilkesinin ilk örneği sayılabilir (20). Standart Ölçüm Araçları X I I . sülale zamanında Teb'de hüküm süren Amenemhet ve onun halefleriydi. Yönetim, tartı ve ölçüleri standartlaştırdı. Yönetimdeki memurlar (ka.tipler), hiyeroglif veya el yazısına benzeyen hiyeratik yazıyı kullanmaktaydı. Hiyeratik kelimesi Yunanca "ruhani " anlamına gelen hieraticos'dan gelmektedir: genellikle, Mısırlı katipler aynı zamanda rahipti (25). Mısır Mısırlıların felsefi spekülasyona olan ilgisizlikleri ve
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
A m a b u k ad ar çok şe y b ile n b a­ b a sın ın b ile m u tlu b ir y a şa m ı var m ıy d ı, h u zu r iç in ­ de m iy d i b ab ası, o d a y a ln ız c a arayan biri, su su z lu k ­ tan k a vru la n b iri d e ğ il m iyd i? O n u n da, b u su sa m ış k işin in d e d ö n ü p d o la şıp su su z lu ğ u n u g id e r m e si g e ­ rek m iyo r m u y d u k u tsa l p ınarlard an , k urb an lard an , k u tsal k itap lard an , B rah m an larm sö y le şile r in d e n ? N ed en b ab ası, b u n o k sa n sız k işi h er g ü n te m iz le n ip g ü n ah la rın d a n k u rtu lm ay a , te m iz le n ip arın m a ya ça- h şıyord u , h er g ü n y e n id e n b u y ola b aşvu ru yord u ? A tm an k en d i iç in d e d e ğ il m iy d i on u n , y ü r e ğ in d e o gerçek , o ilk p ın ar a k m ıy o r m u yd u ? O nu b u lm a k g e ­ rekiyor, k e n d i B e n ’in d e b u asıl p ın arı b u lm a k , on u b u lup ö z ü m le m e k gerek iyord u ! B a şk a tü rlü sü ara­ m ak tı ya ln ız, d ola m b açlı yo ld u , y o lu n u şaşırm ak tı.
m o r k ıv ılcım la r g e çiy o r d ağ ın ık y a ln ızlığ ım d an
Ln : d
Ah yüce isa, ah aziz anamız. Ah, orospu dölleri.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı
Mənim üçün zаmаn аrtıq öz mövcudluğunu itirmişdi. Bu аn bütün kаinаtdа cəmi üç məхluq vаr idi, günаhkаr bir bəndə, şеytаni gözəlliyin ən аli təzаhürü оlаn o, bir də göylərdən bоylаnаrаq bizim yоlumuzu gözləyən məsum qurbаn.