7/10
·304 syf.··
2026 10. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:13
Antik Yunan mitlerini yıllar içinde sağdan soldan duyarak, okuyarak öğrenmiş, bilinçsizce takip etmiş, o iyi-kötü hoşa giden kurgularıyla önce ilgisini çekmiş sonra ise incelemelerini biraz derinleştirerek, bu sefer bilinçli olarak, simgelerle yüklü bu anlatıların acaba arkasında yatan daha derin anlamları olup olmadığını sorgulamak istemiş ve işin uzmanı olmamasına karşın ve buna rağmen vakit ayırmış meraklı ve biraz da kurtlu okurların sahip olmaktan mutlu olacakları ağır bir kitap. Kitabın dili, eğer mitler uzmanlık alanınıza girmiyor ve sürekli bu tarz eserlere göz atmıyorsanız bir hayli terminolojik gelebilir. Buna rağmen anlamak için harcanan vakte, çok az bile olsa değdiği söylenebilir zira söz konusu koca bir küllüyat ki Antik Yunan bağlamında ilk izlekleri Mikenlerde, m.ö. 13 yy'da görülen, sonra Hesiodos, Homeros, Pindaros gibi sözlü olanı yazınsal hayata geçirmiş şairlerce günümüze ulaşan, ilk bakışta saçma ya da kurgusal gibi görünen ama Aristoteles'in de safsata kısmının ayırdına vararak düşünsel bir ayrıştırma ile ön plana çıkardığı o mitlerdeki temel fikri yani "ilk tözlerin tanrılar olabileceği" düşüncesinin, toplumların ve ardıllarının geleneklerine işaret ettiği, tümüyle arkaik düşünceler ve hatta zamanında kabul gören yegane evrensel hakikatler bütünü üzerine yazılmış bir hayli kapsamlı bir eser. Kitap, konudan bir hayli uzak ve bağdaşmaz gibi görünen (evlilik - savaş, çiftçilik - güzel kokulu bitkiler, temiz - kirli vb) olguların antropolojik, anlambilimsel, filolojik ve düzgülerin sınıflandırılması gibi incelemeler neticesinde nasıl bağlaşık olduğunu ve sonra tekrar nasıl birbirlerinden uzaklaştıklarını, farklı ekolleri de oyuna katarak ortaya koyuyor. Bunu da, tıpkı bir merdivenle çıktığınız yüksekliğin, merdivenin uçları birleştiği için
Eski Yunan’da Mit ve ToplumJean-Pierre Vernant · Alfa Yayıncılık · 201711 okunma
Puan vermedi·132 syf.··
2026 5. kitabı
başlangıçlar. Aslında bu bir kitaptan ziyade kendince alınmış notları içeriyor.. MS 161 -180 yıllarında Roma İmparatoru olan Marcus Aurelius'un kendisine özel notlarını, geçmişte yaşadıkları , İmparator olduktan sonra yaşadıkları ve aldığı dersleri, Değer verdiği yakınlarından ve üstadlarından edindiği dersler niteliğinde madde madde notlar halinde yazmış. Bir çoğu kendi özümüz için bizimde benimsememiz gereken kişisel kurallar. Marcus, dönemin Stoacılık felsefesini savunan ve bunun üzerine düşünüp konusan, yönlenen bir felsefeci.. Peki nedir bu stoacı düşünce : ", yıkıcı duyguların üstesinden gelmenin bir yolu olarak özdenetim ve metanetin geliştirilmesini öğretir; felsefe, açık ve tarafsız bir düşünür olmanın kişinin evrensel aklı (logos) anlamasını sağladığını savunur." Kitapta da genel olarak, kendisini iyi hissedeceği, mutluluk veren,  huzurunu sağlayacak, ahlaklı ve dürüst yaşamanın ,doğaya bağlı kalarak insanlarla olan ilişkilerinin boyutuna  değinmiş. Bir kaç alıntı paylaşayım . Çünkü kendisine not alır gibi yazılmış bir kitap.. "Bir şey insanı önceki halinden daha kötü yapmıyorsa,  yaşamını da daha kötü yapmaz, içten ve dıştan ona zarar vermez." -'"Herşey aynı ve geçici" -" Azla yetinmeyi, kendi işimi kendi başıma görmeyi , her işe burnumu sokmamayı.." -"İyi bir şey öğrenmek için kendine boş vakit yarat." -"İntikam almanın en güzel yanı,intikam alınacak kimseye benzememktir.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
Reklam
Aristoteles’in Ruh ile Derdi Ne?
Puan vermedi·%65 (125/192 syf.)
Ruhu tanımak bir bütün olarak hakikate büyük katkıda bulunur gibi görünüyor...” Bu eseri eline alacak olan bir okurun öteye olan arzuyu bir kenara bırakması gerekiyor. Ruh Üzerine boyunca göremeyeceğimiz şey: ruhun akıbeti. Aristoteles, bir filozof olmanın yanında, hatta filozofluğunun bile önüne geçecek boyutta bir biyolog olduğu için derdi yaşarken ne olup bittiği. Ruh Üzerine’de konu edinilen “psykhe”, tamamen onun neliği üzerinden beden ile ilişkisi ve beraberinde gelen kuvveler/yetiler üzerine bir çözümle çalışması. Psykhe’nin çeviri karşılığının ‘nefs’ mi ‘ruh’ mu olması gerektiği bir tartışmadır ancak burada buna girmeyeceğiz. Metin zaten psykhe’yi ne olarak gördüğünü açıkça ortaya koymayı başarmaktadır. Eserden konuşmaya başlamadan önce bazı bilgileri vermemiz gerekiyor. Immanuel Bekker’in Aristotelis Opera edisyonunda 402 ile 435b25 numaraları arasında yer alıyor. Üç kitap(rulo) ile karşımıza çıkıyor. Türkçe çevirilerine bakacak olursak eğer Zeki Özcan’ın, Aristoteles yorumcusu Jules Tricot’un Fransızca çevirisinden yaptığı çeviri (Alfa, Birleşik, Sentez gibi yayınevlerinden çıkan çeviri son olarak Albaraka Yayınları tarafından yayımlandı); bir Aristoteles çevirmeni Saffet Babür ile Lale Levin Basut’un hazırladığı çeviri (BilgeSu Yayınları); önce Ömer Aygün ile Y. Gurur Sev’in işbirliği ile yayımlanan (Pinhan Yayınları, 2018.) daha sonra Ömer Aygün’ün tüm titizliği ile uzun yıllar gözden geçirerek hazırladığı yeni çevirisi olmak üzere üç çevirisi var elimizde. Malum bir şahsında var ama onu zikretmesek de olur… Pür-i taksir-i fani, ilk önce ortak çeviriyi yer yer kendisi, yer yer ise Ömer Aygün’ün Klasik Düşünce Okulu’nda gerçekleştirdiği 4 oturumluk (Aristoteles, Peri Psykhês Okumaları) dersleri ile okumuştu. Ömer Aygün’ün çeviriyi gözden geçirdiğini
Ruh ÜzerineAristoteles · Can Yayınları · 0395 okunma
Böcek Özgür Olabilir mi?
Puan vermedi·74 syf.··
2026 22. kitabı
Reddedilmeyen Dönüşüm: Psikolojik Teslimiyet Psikoloji literatüründe "öğrenilmiş çaresizlik" kavramı, bireyin tekrarlayan çaresizlik deneyimleri sonucunda kaçış mümkün olsa dahi harekete geçmemeyi seçmesini tanımlar. Gregor Samsa'nın dönüşüme verdiği tepki bu kavramın neredeyse klinik bir yansımasıdır. O, böcek olmadan önce de bir anlamda böcekti yaşamı borç ödemek, ailesini geçindirmek, patronunu memnun etmekten ibaretti. Dönüşüm, bu köleliği yalnızca görünür kılmıştır. Freudcu bir okuma bu kabullenişi farklı biçimde ele alır: Gregor'un ego'su o denli aşınmıştır ki, yeni beden bir tehdit değil, varoluşsal bir rahatlama olarak algılanmaktadır. Artık işe gitmek zorunda değildir. Artık aile reisi rolünü taşımak zorunda değildir. Böcek bedeni, onun uzun süredir hissettiği ama ifade edemediği içsel durumun dışsallaşmasıdır.Gregor'un Kaçırılan Özgürlüğü Gregor Samsa böcek olduğu sabah, tarihinin en büyük özgürlük fırsatıyla yüzleşti ve onu fark etmedi. Artık işe gitmek zorunda değildi. Patronunun öfkesini taşımak zorunda değildi. Ailesinin borçlarını sırtlamak zorunda değildi. Bedeni değişmişti; ama zihni, eski hayatın raylarında ilerlemeye devam etti. Böcekleşmek özgürleştirmedi çünkü Gregor içsel olarak hiç değişmedi. Peki ya kabul etseydi gerçekten, derinden kabul etseydi? Patronundan, ailesinden, borçtan ve onların baktığı pencereden uzaklaşıp kendi böcek varoluşunu sahiplenseydi ne olurdu?Epiktetos: Kırılan Bacak, Kırılmayan Ruh Epiktetos bir köleydi. Efendisi Epafroditos, bir gün onun bacağını bilerek büktü sadece eğlenmek için, sadece gücünü kanıtlamak için. Efsaneye göre Epiktetos gülerek şunu söyledi: "Kıracaksın." Efendi büktü. Bacak kırıldı. Epiktetos yine gülerek: "Söylemedim mi?" dedi. Gregor, Epiktetos'un yaptığını yapabilseydi yani dönüşümü bir trajedi
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,6bin okunma
Geçmişe sürreal bir yolculuk gibi
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
Mitos’tan Logos’a, mitolojiye ilginiz varsa okumanızı önerebileceğim bir kitap. Farklı kültürlerin mitlerinin nasıl birbirini etkilediği ve dinlerin bile bu mitoslar yoluyla oluşmuş olabileceğini karşılaştırmalı şekilde gösteriyor. Yunan ve Anadolu topraklarında doğmuş yetişmiş tanrı ve tanrıçaları hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, günümüz dinlerinin kökenlerinin nereye dayandığı hakkında ipuçları bulmak için okuyabilirsiniz. Yazarın dili akıcı ve çok fazla teknik terim içermeyen, okuması kolay bir kitap.
Mitos'tan Logos'aAli Canip Olgunlu · Çalıkuşu Kitap · 202022 okunma
5/10
·64 syf.·
2026 116. kitabı
Logos İlhan Berk Logos, Antik Yunan’dan gelen “akıl, söz, düzen” anlamlarını taşıyan bir kavram. İlhan Berk bu kitabında bu kavram etrafında dolaşırken aslında şiirin doğasına, şiire dair parçalı bir düşünce alanı kuruyordu. 64 sayfalık bu kısa kitap, yarım saat gibi bir sürede okunabiliyor. Metinler yarım sayfalık, şiir üzerine yazılmış denemelerden oluşuyor ve sindirerek okumayı gerektiriyor. Bu, okuduğum 6. İlhan Berk kitabıydı. Yazarın üslubu gereği metinler klasik bir fikir yazısından çok şiirsel, aforizmalarla dolu, yer yer günce içeren özgün denemelerdi. Yerli ve yabancı yazarlardan bolca alıntı da dikkat çekiyor. Her noktada aynı etkiyi bıraktığını söyleyemem. Yer yer İlhan Berk’in dili ve tercih ettiği bazı kelimeler bana uzak geldi, beğenemedim. Yine de şiir üzerine yazılmış yazılar okumak isteyenler için kendine has bir okuma deneyimi sunuyordu.
Edebiyat
Logosİlhan Berk · Yapı Kredi Yayınları · 2019362 okunma
Reklam