Güzellik Dilencisi Üzerine
9/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2025 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 17:46
Bazen ölmektir yaşamak. Hem de sonsuza dek ve büyük bir "usta" olarak. İşte bugün Attila Jozsef tam da bunun kanıtıdır. Hayatıyla, şiirleri ile ve çaresiz ölümü ile adını tarihe kazımıştır. Düzenle ters düşmüş, kabul edilememiş, düzen sahipleri tarafından sanat ve hayattan dışlanmış bu büyük şair "iş işten geçince" hak ettiği saygıyı görmüş, yetmemiş heykelleri dikilmiş. Yalnızlaştırılmadan, ötekileştirilmeden önceki şiirlerinde gerçekçilik ve romantizm bir arada görülür. "Bir gün ne yapıp edip bulacaksın Hem yemek pişiren hem öpen bir kadın Çıtırdıyor samanlar, yat artık uyu Bir gün ne yapıp edip bulacaksın." Çaresizlik ve yokluk içindeyken de umut vardır henüz. Dışlandıktan sonrasında ruhsal bunalıma girer ve bu durum şiirlerini de etkiler. " Siz masumlar, çizmeler altında çığlık çığlığa bağırıp deyin ki ona: Çok canım yanıyor. " Seçkide de görüleceği gibi kısa hayatının son iki yılında şiirlerine, umutsuzluk, karamsarlık ve kırgınlık yerleşmiştir. Şair, oldukça yalın, akıcı bir dille, gereğinden fazla metafora girmeden kendisinin ve zamanın Macar toplumunun gerçekliğini, acılarını dile getirmiştir şiirlerinde. Çok sade ve basit bir anlatımı vardır ancak kelime oyunlarını ve ironileri o kadar doğru kullanır ki okurken yaşıyorsunuz. Bir çok şairin ince bir işçilik ile okura geçirdiği duyguyu o kadar kolay ve sade şekilde yapıyor ki şaşırıyorsunuz. " Ağzım söylerdi mırıl mırıl ben söylemesem: keşke hepiniz günahkar olsanız da kalmasan böyle yapayalnız bir başıma." *** Yazmak nasıldır bilmiyorum ama şiir okumak keyifli bir iştir. Türkçe yazılan yüzlerce güzel şiir okudum. En güzel kendi dilinde ifade eder şair kendini muhakkak, kendi dilinde yazar. Bir şiir, başka bir dile çevrildiğinde ise mutlaka biraz değişir ve aynı
Şiir
Güzellik DilencisiAttila József · Everest Yayınları · 20255 okunma
Bir Burjuvanın İtirafları
9/10
·392 syf.·
2025 22. kitabı
Sándor Márai (1900-1989), 20. yüzyıl Macar edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. Kendisi aynı zamanda gazeteci, şair ve deneme yazarıdır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bugün Slovakya sınırlarında kalan Kassa (günümüzde Košice) kentinde doğdu. Burjuva bir ailenin çocuğudur. Almanca ve Macarca dillerini ana dili gibi konuşmaktaydı. Leipzig, Frankfurt ve Paris gibi şehirlerde gazetecilik eğitimi alarak genç yaşlarda Almanya’da gazetecilik yaptı. Hayatı boyunca hem edebi hem de siyasi çalkantılarla dolu bir dönemde yaşamıştır. "Frankfurter Zeitung" gibi önemli gazeteler için yazdı. İlk başta Almanca yazmayı düşündüyse de, ana dili olan Macarca'ya sadık kalmaya karar vermiş. Bu konuya önem verdiğini romanında da açıkça görülüyor. «Yabancı dilin bir koltuk değneği ve bir yardımcı olduğunu, ne kadar gayret etse de bir yazara yetmeyeceğini henüz bilmiyordum. Yazar ancak anadilinin atmosferinde yazıp yaşayabilir ve benim anadilim Macarca'ydı.» S. 211. 1920'li yıllarda Macaristan’a dönerek edebiyat sahnesinde yükselmeye başlamış. Romanları, denemeleri ve günlükleriyle dönemin entelektüel çevrelerine katkıda bulunmuş. 1930’lu ve 1940’lı yıllarda onun ününün zirvesinde olduğu biliniyor. İlk eseri orijinal adıyla "A Gyertyák Csonkig Égnek" yani Türkçe adıyla "Küller" 1942'de yayımlanmış. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Macaristan’da komünist rejimin iktidara gelmesiyle, düşünce özgürlüğünün kısıtlandığını görerek 1948'de ülkesini terk etmek durumda kalmış. İtalya, İsviçre ve ABD'de yaşamış. ABD vatandaşlığı aldığını da biliyoruz. Ve uzun yıllar boyunca Avrupa'da tanınmasına rağmen kitapları Macaristan’da yasaklanmış. Bu oldukça şaşırtıcı. Eşi ve evlatlık oğlunun ölümünün ardından içine kapandığı ve 1989 yılında, 89 yaşındayken, San Diego’daki evinde intihar ederek
Edebiyat
Bir Burjuvanın İtiraflarıSándor Márai · Can Yayınları · 2010145 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Valóság
10/10
·261 syf.·
2025 17. kitabı
Curriculum Vitae Ölüme erişmek ölümsüzlüğe erişmekten güçtür, erişilememiş ideallerin büyüttüğü trajedilerde. Müntehir şairlerin en zavallısı József Attila, 'acılı ben'ini dünya adına taşımak'tan vazgeçmeden on ay önce bir iş başvurusu için yazmıştı Curriculum Vitae'yi. Bir özyaşam öyküsü olan bu metin Güzellik Dilencisi'ndeki şiirlere yaklaşacak olan okuru şairin hakikatiyle uyarırken, aynı zamanda onu anlama noktasına yaklaştıran önemli bir bölüm. Attila József'in yaşamı baştan sona bir trajedi, umutlu bir sancı, bir hakikat. Acının ve mizahın kutsal birliğinden bihaber yargılayıcılardan uzak, kendi ve kendiliğinden olanların akrabasıdır Pişta! Pişta, evlat edinilmiş bir çocuk, öz ailesinden açlık boyutundaki yoksulluk yüzünden uzaklaştırılmış... Üç yaşında terkeden babanın Öscöd'deki domuz çobanı oğlu Pişta. Ve ona yeniden Attila adını bağışlayan, geri aldığı oğlunu besleyemeyen çamaşırcı Borbála Ana. Yoksulluğun rahmini dağladığı Mama'sı Attilla'nın. Attila József'in Pişta olmaktan vazgeçtiği gün, -daha üçüncü sınıftayken- şair olarak doğduğu gündür. İçinden çıktığı sınıfı, ona yüklenen kimliğini, doymaya hakkı olup olmadığını daha çocuk yaşlarında sorgular. Kimyasına çok alışık olduğumuz bir toplumdan çıkmıştır şair ve pek şık yoktur yoksulların çocukları için... Papaz adayı olmaktan yine kendi çabasıyla kurtulur. Özgür bir ruhtur, çalışkandır: harika, öksüz çocuk... Yaşam mücadelesinden çok erken yaşlarda yorulur József Attila, çocuk yaşta intiharlara girişir, başarısız olur. Yapayalnızdır, yoksulluğundan ağır. Doğuştan emekçi, kendi imkanlarıyla eğitim alan, dünyasının hakikatiyle tanıştığı andan itibaren sınıfının sesi olmuş sahici bir şairdir. Cesur ve Saf Yürek'in dizeleri 'Şair öldüren'lere erkenden dokunur, yargılanır. Mücadelesini verdiği dava
Güzellik DilencisiAttila József · Everest Yayınları · 20255 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2023 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 21:53
"Belki de sınırları aşmak, sadece mekânları ve kişileri değil, kimlikleri ve hatta geçmişi bile değiştirebilir." Kitabı bitirip, arka kapağındakini bu yazıyı okuduğunuzda, 372 sayfalık bu sarsıcı maceranın sonunda iç içe geçmiş kurgu-yalan-gerçek-hayal-rüya keşmekeşi üzerinden yaşadığınız kafa karışıklığınız, algı karmaşasıyla dumur oluşunuz ve romanın size yaşattığı envai çeşit hissiyat belki de hafızanızdan hiç silinmeyecek… Stephen King‘in de belirttiği gibi: “Her zaman yazacağım kitapların bir tür kişisel saldırı gibi olması gerektiğini düşündüm ki, bence her romancı böyle yapmalı. Masanın karşı tarafından biri uzanıp iki eliyle yakanıza yapışmış ve sizi tartaklamış gibi bir his bırakmalı. Aklınızı başına getirmeli… Eğer bir okurdan ‘yemeğim boğazımdan geçmedi’ diye bir mektup alırsam, o anki hissiyatımı ancak harika sözcüğü özetleyebilir.” Agota Kristof adını ilk kez Haruki Murakami‘nin Rüzgarın Şarkısını Dinle kitabının sonundaki sunuş yazısında yazarlık serüveninin nasıl başladığından bahsederken okuyup not almış, ama burada özellikle bahsi geçen Büyük Defter‘in de dahil olduğu üçlemeyi okumayı yıllardır ertelemiştim, ta ki bu zamana kadar… Murakami bu sunuş yazısında “Karmaşık, bilgece bir şeyler yazmaya çalışmayı bırak” der, kendisine. “Roman ve edebiyat hakkındaki tüm yerleşik düşüncelerini unutup duygu ve düşüncelerini sana geldiği haliyle kaydet, özgürce, canın nasıl istiyorsa öyle.” Sonra da, romanını İngilizce yazmaya başlar. Fakat, sadece basit ve kısa cümleler yazabilmektedir. Dil sade olmalıdır, düşünceler anlaşılması kolay bir şekilde ifade edilmelidir, betimlemeler konu dışı
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
7/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2022 11:09
Sândor Mâraı Macar Edebiyat’ ının önemli isimlerinden biri. II. Dünya Savaşı sonrasında terketmek zorunda kalan, iki yıl İsviçre’de yaşadıktan sonra 1950’de ABD’ye göç eden yazar geride 46 eser bırakmış. Roman, deneme, şiir ve tiyatro eserlerini Macarca yazmıştır. Ülkesi demokrasiye ve özgürlüğe kavuşmadan eserlerinin Macaristan’ da basılmasına izin vermemiştir. Eşi ve evlat edindikleri oğlu ölünce 1989’ da intihar etmiştir. Ölümünden birkaç ay sonra ülkesinin en önemli edebiyat ödüllerinden birine layık görülmüş. - Neden acı çekmekten bu kadar korkuyoruz? Kim tam anlamıyla mutlu ki? Ayrıca hangi hakla mutlu olmak istiyoruz? İçimizdeki arzunun ve sevginin mutluluğu haketmemizi sağlayacak kadar özverili olduğundan bu kadar emin miyiz? - Kitap üç bölümden oluşuyor. İki kadın(Ilonka, Judit) ve bir erkeğin(Peter) yaşanılanları bir arkadaşına anlatırmış gibi okuyoruz aslında okurken karakterlerin karşısındaki kişi siz oluyorsunuz. Sınıf farkı, kültür karmaşası, aşk ve savaş. Bir tarih kitabı okurken olayları sadece yüzeysel neden ve sonuçları kolaylıkla öğrenebiliriz. Bu tarz kitaplarda olayların kişileri ne derece etkilediğini, hatta savaştan kurtulmaya çalışıp bir yerde kapalı kalan kızın öjelerinin uzun süre kırmızı kalması sonucu psikolojisinin nasıl etkilendiğine bile şahit olabiliyoruz. Okumak, okurken o döneme gidip kendimizi onların yerine koymak, hissettiklerini hissetmeye çalışmak muazzam bir his.
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,519 okunma
Bir Madımak Şairi olan Behçet Aysan...
9/10
·248 syf.·
2019 430. kitabı
BU AŞK, BU ŞEHİR, BU KEDER 1. hoşça kal ayak izim serseri sokaklarda hoşça kal kendine bir başka gökyüzü büyüten kardeşim gece feneri hoşça kal çaldığım ıslık söylediğim türkü doludizgin karlarda. hoşça kal annemin yüzü hep beyaz yaşmaklı sın dökülmüş bir yalnız aynada. hoşça kal dolunayın altında ıhlamur ağaçlarına kazıdığım şey hoşça kal uzaklarda yanan anızların parıltısı hoşça kal. bir gün gelecek bu gün de
Edebiyat
DüelloBehçet Aysan · Kırmızı Yayınları · 2008818 okunma