9/10
·309 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 15:30
Gerilim çok sevdiğim bir tür olmasa da okuduğum yorumlardan dolayı ilgimi çeken bir kitap olmuştu. Okuyunca a madım ki anlatıldığı kadar da varmış. Anlatımı çok sakindi. Mitolojik hikaye bağlamı merak uyandırıcıydı. 289 sayfa da gizemin çözüldüğü yerde vay be dedim. Benim için bir solukta okunacak bir kitap oldu.
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,8bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 15:57
Kitap  hem akıcı hem  sıkıcı olmak konusunda kendi kendisiyle yarıştı diyebilirim.. Ama ağır ve kasvetli degildi hatta mizahi bir anlatımla oldukça eglenceliydi.. Ve fakat   yer yer çok sıkılsam da bırak(a)madım... Bir gençlik hikayesiydi.. “Margo’yu sevdiğimi düşündüm ama aslında sadece onu kendi zihnimde inşa ettiğim haliyle seviyordum.” demisti Quentin.. Ve peşinden gittiği Margo' nun aslında hayalindeki  o mükemmel kız olmadığını gördü.. Kitabın sonu daha çok hoşuma gitti çünkü gerçek bir sondu bana göre.. Birini anlamak ya da sevmek  onu idealize etmek değil, olduğu gibi görmeyi göze almak . İnsanları hayallerimizdeki gibi degil oldukları gibi sevmeyi öğrenmeliyiz ..!
Kağıttan KentlerJohn Green · Pegasus Yayınları · 20133,638 okunma
Reklam
9/10
·210 syf.··
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 22:31
Kendi cümlelerim bu kitap için beni tatmin edecek kadar iyi bir inceleme oluşturamadı. Ama kitap kendi içerisinde incelemesini barındırıyor ve duygumu tam olarak ifade ediyor. Fugui'in hikâyesi bu noktaya geldiğinde, kıs kıs gülmekten kendimi alamadım. Kırk yıllık hergele şimdi yarı çıplak halde çimlerin üstüne oturmuştu; ağaçtaki yaprakların arasından süzülen güneş ışığı, kısarak baktığı gözlerine vuruyordu. Ba-cakları çamura bulanmış, yeni tıraş olmuş başından beyaz beyaz saçlar çıkmıştı. Alnı kırış kırıştı, teri göğsüne süzü-lüyordu. O sırada, altın renkli gölete girmiş yaşlı öküzün sadece başı ve sırtı görünüyordu. Dalgaların kıyıya vuruşu gibi, suyun öküzün sırtından yansımasını izledim. Bu yaşlı adam, gezgin hayatıma başladığımda karşılaş-tığım ilk kişiydi. Gençtim, derdim tasam yoktu. Her yeni yüz beni heyecanlandırıyor, neşelendiriyordu. Bilmediğim her şey beni derinden etkiliyordu. Hayatımın tam bu evresinde rastladım Fugui'e. Hikâyesini anlatırken öyle güven veriyordu ki, daha önce hiç kimse bana kendimi böyle hissettirmemişti. Dinlemeye istekli olduğum sürece anlatmaya hevesliydi. Fugui ile tanışmam, sonraki günlerde halk şarkılarını neşeyle derlememi sağladı. Bu zengin ve bereketli toprakların Fugui gibi insanlarla dolu olduğunu hayal ettim. Ve yıllar geçtikçe Fugui gibi adamlarla karşılaştım. Pantolonlarını aynı onun gibi giyen adamlar, pantolonlarının ağı dizlerine kadar düşmüş adamlar. Yüzlerindeki kırışıklıklar güneş ışığı ve çamurla dolmuş, gülümsediklerinde görülen bomboş ağız-larında bir iki tane diş kalmış adamlar. Sık sık ağlasalar da, bu, çok mutsuz olduklarından değildi. Bazen çok mutlu ve huzurlu olduklarında bile ağlıyorlardı. Elleri tozlu yollar gibi kirli ve kaba sabaydı. Gözlerindeki yaşları silmek için ellerini havaya kaldırmaları,
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Tanpınar haricinde başka müellifin romanlarını okumam
Puan vermedi
Burada okuyacaklarınız, çalakalem ve giderek baştansavma, yer yer irticalen, hasılıkelam, plansız yapılmış bir incelemedir. 40 yaşındayım. Planlı bir hayatım hiç olmadı. Tasavvuf erbabının bu zihniyetinden tiksinsem de, onların dediği gibi, zuhurata tabi olarak yaşadım. Pişman değilim. Akademik bir disipline sahip olsaydım, mesela İngiliz bir akademisyenin dediği gibi, haftada dört roman okuyup bitirseydim, şimdiye profesör değil, haşa Peygamber, Tanrı bile olmuştum. Tövbe estağfurullah... Yıllardan beri, nesir sevmediğimi, nâzm (şiir) sevdiğimi söylüyorum. Tabii ki bunu benden başka kimse bilmiyor. Son günlerde şiir okumuyor/yazmıyor; nesir okuyorum. Roman yani... Ben de kendime hayret ediyorum. Zaten çok okuyan bir tip değilim. En sonunda, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü okudum. Yani başlayıp da bitirdiğim, müellifi Türk olan ilk Türk romanı. (Başlayıp da zorlaya zorlaya da olsa nihayete erdirebildiğim ilk ve hâlâ yegâne yabancı roman da George Orwell'in 1984'üdür. Bu kitaptan sonra başka yabancı bir roman oku(ya)madım/okuyamıyorum... Artık gitmediğim doktorum da bana "çok geç kalmışsın bu kitabı okumak için" demişti de çok sinir olmuştum. Halbuki hiçbir şey için geç değildir. Bize, okuma alışkanlığı kazandıramayan eğitim ve öğretim sistemine yuh olsun, suç benim değil!) Yoksa okumaya yeltenip de devamını getiremediğim bir çok kitap oldu ama unuttum şimdi onların isimlerini... Hah, aklıma geldi bir tanesi. Mesela Halid Ziya'nın Kırık Hayatlar romanına başladım, birkaç sayfadan sonra bıraktım. Gâvurlardan da Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını, Ray Bradbury'nin Fahrenheit 451'ini elime aldığım gibi bıraktım... Bu iki eseri bırakma sebebim, elbette zor eserler olmalarından maada, çevirilerinin berbat olmalarıydı. Sen nesirden anlamıyorsun, ne bileceksin çevirinin kötü
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2024 342. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2024 15:36
Çocuklar için yazan bütün yazarlar gibi, ben de kitapta toplanan yazılarımla sizlere öğütler vermek istedim. Ne var ki, bu öğütlerin veriliş bi­ çimi, başka büyümüşlerin çocuklara verdiği öğüt­lere benzemiyor. Ama gerçek yaşamımda, öz ço­cuklarıma böyle yapabildiğimi sanmayınız. Ben de, öz çocuklarıma, bütün öbür büyümüşler gibi davranıyorum. Çünkü, sanki aradan binlerce yıl geçmiş gibi, ben de çocukluğumu unutmuşum. Bu­ nun yanlış olduğunu bilsek bile, başka türlü dav­ ranmak elimizde değil. Bu kitapta toplanan yazılarımda bişey daha yapmak istedim, o da şu: Ben büyükmüşüm de, siz de çocukmuşsunuz gibi davranmadım size. Kendim sizler gibi çocuk olamadığıma göre, sizleri de ken­ dim gibi büyümüş saydım. Sizi çocuk yerine koy­ madım, büyümüşler yerine koydum, ama yine de çocuk olduğunuzu gözden uzak tutmamaya çalış­ tım. İşte bunun için, bu kitapta neler yapmak is­ tediğimi, size açıklamaya çalışıyorum.
Hayata Dair
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,7bin okunma
Puan vermedi
-Kafama sıkmıyorsam silahım olmadığı içindir. Pessoavari bir cümle ile giriş yaptıktan sonra kitap hakkında düşüncelerime gelecek olursak, okumamış olmayı dilerdim, bu kitabı okumuş olmak, hayatımdaki en büyük trajedilerden biridir: Çünkü onu bir daha asla ilk kez okuyamayacağım. Tıpkı Pessoa'nın “Mr. Pickwick’in Serüvenleri” adlı kitap hakkında düşündüğü gibi. “Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan? Hayatımı toprağa veriyorum.” diyerek kitaba başlatan Pessoa, daha sonraları da "İsterim ki bu kitabı okuyunca, şehvetli bir kâbus görmüş gibi olun." diyor. - gördürüyor da... Hayatı, varlığı, yaşamayı, insanları(...) sorgulamayı çok seviyorum. Biz neyiz, varlık nedir, iyi-kötü var mıdır bla bla bla. Cevapsız sorularıma -kısmen- cevap oldu bu kitap. İrdeledikçe irdelemiş, göremediğim, algılayamadığım çok konuda gözümü açtığı oldu. Hayatım değişmeye başladı. Evet gerçekten yön verdi bazı konularda. Ve bu hiç garip gelmiyor. 23 gün süren okumam, zaman kavramını da sorgulayan Pessoa sayesinde, bizlere kuşaklar boyu dayatılan zaman kavramı/23 gün, içinden çıkamadığım zamansız bir tünel oldu. Keşke hiç çıkamasaydım! orada mutluydum(?) ama kitap bitti işte ne yapalım... Başucu kitabım olacağını düşündüğüm H.K, bundan böyle hayatımın her anında bana referans olacak. Kurduğum her arkadaşlıkta, okuduğum her yeni kitapta, veya izlediğim filmde(...) aklıma gelecek. Kaçış yok, hoş kaçmak isteyen de yok. Huzursuzluğun kitabı olduğu kadar, kusursuzluğun kitabı değil tâbi ama zaten kusursuz ne demektir? Herkese göre değişebilir... “Delirmekten korktum; delilikten değil...” diyen Pessoa, bence delirmenin ötesinde bir hayat sürmüş. Bir insanın, bu kadar bilincinde olması hiç sağlıklı gelmiyor. Ama o noktaya bende ulaşmak için canımı veririm. Şu dakika.
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
Reklam
Reklam