10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 164. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
"NUR DEDE" "Bediüzzaman bize birer parça kuru üzüm verdi. Dikkatle haline bakıyordum. Son derece sakin ve soğukkanlıydı. Etraftaki dağları ve gölü seyrediyordu parmakları ince uzundu Sanki içinde elektrik yanıyor gibi pırıl pırıl parlıyordu." Hiç düşündünüz mü, bir insan nasıl olur da sadece kendi ailesinin değil, tüm insanlığın dedesi olmayı başarır? Nasıl bir yürek gerekir ki herkese seslenebilsin, herkesle halleşebilsin ve sevgiyle herkese ulaşabilsin? Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatına ve manevi dünyasına samimi bir yolculuğa çıkarıyor, bizi yazar. Öyle bir büyük insan ki, onun için "bizim" ve "onlar" diye bir ayrım yok. Onun gönlü, sadece bir aileye değil, bütün bir ümmete, hatta tüm insanlığa açılmış. Hayatı boyunca tek bir gayesi olmuş: İnsanların imanlarına hizmet etmek. Ne mal mülk derdi, ne makam mevki... Onun için asıl zenginlik, gönüllere dokunabilmekti. İnsanların bu dünyada huzur bulması, ahirette ise kurtuluşa ermesi için gecesini gündüzüne katmış. Herkese ulaşmaya çalışmış, kimseyi ötekileştirmemiş. "Benimkiler" dememiş, "Hepimiz" demiş. Maneviyat büyüklerini anlatmak bazen zor olabilir. Ağır bir dille anlatıldığında, anlamakta zorlanabiliriz. Ama bu eser, onu çok seven bir gönülden çıkmış. Öyle bir üslup ki, sanki dedemizle sohbet ediyoruz. Sanki o büyük zat, karşımızda oturmuş bize nasihat ediyor. Çünkü onun hayatı, hepimize örnek. Çağımızın bencillik ve yalnızlık girdabında, herkesi kucaklayabilen bir yüreğin mümkün olduğunu gösteriyor. Gösteriyor ki, sevgi sınırsızdır, merhamet tükenmezdir. O, hepimizin dedesi. Sadece birilerinin değil. Ve onu tanımak, hayatımıza yeni bir pencere açmak demek. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Nur DedeMehmed Paksu · Folıant Yayınları · 2026149 okunma
9/10
·184 syf.·
2026 44. kitabı
Gerçek zenginliği ve gerçek fakirliği sadece dünya penceredinden bakan insanlara, İmam ahiret penceresinden baktırmış kitapta. Dünya penceresinden baktığımız zaman, zenginliğin; mal mülk evlat olarak görüyoruz fakirliği ise punlardan noksan olarak. İmam ise gerçek zenginliğin: Kim, kendi zenginlik sebebine muhtaç olur, ona dayanır ve güvenirse ona zengin denmez. Çünkü o, vasıtalara muhtaç olan birisidir. Bir kişi ancak, sebepleri yaratan Zât'ın rahmetine, hikmetine, tasarrufuna ve güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nunla zenginleşir ve sebeplere dayanma illetinden kurtulursa “zengin” diye vasıflanabilir. Kim, sebeplere güvenip dayanma ve Hakk'ın hükmüyle —O'na boyun eğerek— çekişme hastalığından kurtulursa, onun kalp zenginliği gerçekleşmiş olur. Kişi, Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olup kalbi bununla zenginleştiğinde, sadece bununla tam zengin sayılmaz. Bir de buna, Allah'ın hükmüne boyun eğerek teslim olmanın eklenmesi gerekir. Çünkü Allah'ın hükmüyle çekişip başka hükümlere başvurmak, seçme hakkını kullanmadaki düşüncesizliğe delalet eder ki bu, seçme hakkını kullanan kimsenin seçilen şeye muhtaç olduğunu gösterir. Allah'ın dilemediği bir şeye ihtiyaç hisseden kimseye, Allah'ın tedbirini gözeterek zengin olmuş denemez. Bundan dolayı diyoruz ki; Allah'ın kulu için olan tedbiri göz önüne alınarak zengin olmak, ancak Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nun hükümleriyle çekişmeyip itaat etmekle olur. Aslında dünyaya ne kadar bel bağlarsak o derecede fakirleşiyoruz. Çünkü bel bağladığımız. Gelip geçici olandır. Zenginliği bide bu bakıştan aktarıyor: Şeyhin zenginliği bu derecelere ayırması, zenginliğin bağlı olduğu şey açısından kaynaklanmaktadır. Şeyh şöyle diyor: "Kalp zenginliğine gelince; kalbin sebeplere itimat etmekten kurtulması, Hakk’ın
Din
Allah Katında Fakirlik Ve Zenginlikİbni Kayyim El Cevziyye · Polen Yayınları · 202016 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·424 syf.··
2018 74. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimin biten ilk kitabı Epsilon Yayınevi n den bir #noraroberts kitabı olan #karacadı oldu. Çok okuyamıyorum, yavaşladım, kafa dinleyeyim diyorsanız iyi gelenlerden biri Nora Roberts. Aşk, romantizm, gizem, dostluk, aile, eğlenceli diyaloglar ve heyecan mevcut Kara Cadı üçlemesinin ilk kitabında. İrlanda'da yaşanan çokta yabancı olmadığımız, nesilden nesile süregelen bir miras ana konumuz. Bu miras mal mülk değil tabiki, kan, güç ve sihir. Sorcha meşhur kara cadı ve onun güçlerinin peşinde olan kötü karakterimiz Cabhan. Onların, kurtarıcı ve koruyucu soylarından gelenler, aralarında yaşadıkları iyi ve kötü taraflar olarak savaşmaları kurguyu oluşturmuş. Hava şartları ve okuma fırsatı bulamamam yüzünden elimde bir kaç gündür sürünse de gayet akıcı, hızlı okunabilecek bir kitap. İlla okumalısınız olmazsa olmaz değil ama nefes aldırıyor... Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kara CadıNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınevi · 2014130 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
miras
Puan vermedi·309 syf.··
2026 4. kitabı
Kitaptaki “miras” sadece ev, para, mülk değil. Asıl miras: Travma. Suskunluk. Suçluluk. İnkâr. Kardeşler arası adaletsizlik. Ailenin anlattığı sahte hikâye. Yani kitap şunu soruyor: “Bir aileden bize kalan şey sadece mal varlığı mı, yoksa bize bıraktıkları yaralar da miras mı?”
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
İnsanın Kalbi Sevgiye Eşittir
10/10
·96 syf.··
2026 38. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 17:47
İnsan sevgi olmazsa yaşayamaz! Kimse sevmesin kendini sevmeli ya da elhamdülillah müslüman ülkedeyiz Allaha olan sevgisi var. Kalp bu hissi duymazsa karanlık kuyu, katılaşmış kaybolmuş taş.. Tolstoy bu kitabında sevgiyi de öylesine gğzel dile getirmiş ki en zor şartlarda bile iyilik yapmanın ve sevginin insanı ayakta tutan tek güç olduğunu anlatmış.Kimi hikâyelerde de mal mülk geçici olduğu halde ölümü unutup hırsa bürünenleri de anlatmış.Hatta kitapta anlatımlarından birinde zengin adamın uzun yıllar giyeceği sağlamlıkta bir çizme istemesi, ancak aynı gün ölmesi insanın kendi geleceğinden habersiz olduğunu vurucu şekilde gösterirken, diğer başka bir sayfasında da "İnsanların önündeki nimetleri görmeyip, hırsla kendilerini boş yere nasıl sıkıntıya ve felakete soktuklarını" çiftçi Pohom karakteriyle bu hikayesinde anlatmıştır. Tolstoy'un hayatına baktığımız zaman da özellikle elli yaşlardan sonrasına, kendi yaşantısında da sorgulayıcı düşüncelerle yoğrularak geçici olan hayatta zenginliği reddedip sevginin,eşitliğin ne kadar önemli olduğunu benimseyen bir yaşam tarzı yaşadığını görürsünüz. Aslında her yazar kendinden duygular katar eserlerine...Bu kitapta da Tolstoy'un duygu aynalarından biri var olmuş. Ben de Tolstoy hayranı olarak büyük bir keyifle okudum her bir cümleyi. Kitaplarınızın ve mutluluklarınızın bol olması dileğiyle. Huzurla demlenin, arkadaşlar. Keyifli okumalar dilerim.
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,3bin okunma