Yalnızca mal mülk, söz değil; hâl de miras kalıyor.
Sayfa 32
Alıntı
Yani Arap olsun, Ermeni olsun, daha dün sayemizde yaşar ve hayatlarını kazanırken bugün evlerimizi yakıp yıkmak, mallarımızı çalıp el koymak, karılarımızı, kızlarımızı melun keyiflerine alet etmekle zevk buldular. Mütareke olup da Osmanlı hükümeti dağılınca yağma, çapul, katletme ve cinayet bunların yapmadığı kalmadı. Ve hepsi de zavallı silahsız Türk'ün başına üşüştü. Irz, namus demediler, mal mülk demediler, çaldılar, yaktılar, yıktılar...
Alıntı
Reklam
son zamanlarda, karşılıklı bağımlılığın o kadar kötü olup olmadığını tartıyordu. arkadaşlıklarından zevk alıyordu, kimseye de bir zararı yoktu, dolayısıyla bağımlı olsa kime neydi? hem bir ilişki içinde olmak, arkadaşlıktan daha hafif bir bağımlılık değildi. neden bu yirmi yedi yaşında normaldi de, otuz yedi yaşında tuhaflaşıyordu? neden bir arkadaşlık, ilişki kadar muteber değildi? daha bile iyi bir şey olmasının önündeki engel neydi? iki insan ömürleri boyunca yan yana durmayı cinsellik, fiziksel çekim, para, çocuk, mal mülk bağları olmadan, sadece karşılıklı olarak istedikleri ve hiçbir kitapta yazmayacak bir birlikteliğe gönül verdikleri için tercih ediyorlardı. arkadaşlık, karşıdakinin gıdım gıdım acı çekmesine, uzun uzun sıkılmasına, arada bir başarı kazanmasına tanık olmaktı. bir insanın en kötü anlarında yanında olma ayrıcalığından şeref duymak ve karşılığında kendi kötü gününde onun yanında olmasını beklemekti.
Sayfa 265·Kitabı okudu
Alıntı
Tanrı'nın yalnız şehvet için yarattığı kadınlar..
"Hacının karısı çocuk doğurmasına, bunca yoksulluk çekmesine karşın hiç bozulmamış, genç kızlık güzelliğini hiç yitirmemişti. Kasabanın en güzel, en alımlı kadınlarından sayılıyordu. Orta boylu, çocuksu, esmer tenli,yuvarlak kalçalı, büyük ela gözlü, kalın dudaklı, azıcık yukarı kalkık burunlu, insanda her an yatağa girmeye hazır duygusunu uyandıran,teninden şehvet fışkıran bir kadındı. Böyle kadınlara ne kadar çirkin olurlarsa olsun, erkekler inanılmayacak kadar büyük arzuyla tutulurlar, bağlanırlar. Tanrı bu kadınları yalnız şehvet için yaratmıştır. Bu kadınlar, kadının,şehvetin özüdür. Göreni sarsarlar. İşte kıskançlıklar,mal mülk,çift çubuk batırmalar, batmalar, sarhoşluklar, sonsuz keder ve cinayetler, intiharlar bu gibi kadınlar uğruna olur."
Sayfa 372 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Mutluluk getirdiğini düşündüğümüz şeylerin -mal mülk- çoğu zaman mutluluk sağla­madığı ama sıklıkla doğal kabul ettiğimiz şeylerin -kişisel ilişkiler­- genellikle mutluluk getirdiği söylenmiştir hepimize. Buna benzer şekilde, bizi neyin mutlu ettiğini bulmakta pek iyi olmadığımız da söylenmiştir. Kısa süreli hazzı mutlulukla karıştırıyoruz ve bizi ne­yin daha mutlu bir duruma getireceğine ilişkin tahminlerimiz ha­talı.
Sayfa 37
"Ölmeden önce ölünüz."
"'Ya Seyid' demiş merakla. Az evvel bir felaket haberi aldın, ama üzülmedin, hamdolsun, deyip geçtin, ardından bir müjde geldi ama sevinmedin, yine hamdolsun dedin. Bana davranışını açıklar mısın?" Bir yaz sabahı gibi aydınlanmış Seyid'in yüzü. 'Kötü haber geldiğinde, kaygılandım hemen gönlüme baktım, bir üzüntü, bir kararma var mı diye: Yoktu, şükrettim, hamdolsun dedim. lyi haber gelince, yine kaygılandım, yine hemen gönlüme baktım, bir şişkinlik, bir taşkınlık var mı diye: Yoktu, şükrettim, yine hamdolsun dedim. Deve, keçi, mal mülk gelir gider sevgili konuğum, ama gönlün bir kez karardı mı ya da kabardı mı, onu eski haline zor getirirsin.' Seyid'in bu sözleri, "ölmeden önce ölünüz hadisini çok iyi açıklar. Çünkü bu dünya geçicidir, gerçek yaşam perdenin öteki tarafındadır. Perde dediysem öyle kalın bir şey değil; bir soğan zarından daha ince, bir kelebek kanadından daha hafif, bir örümcek ağından daha zayıf, şeffaf bir duvar. Ama gözleri dünyanın geçici renkleriyle kör olanlar ne o sır perdesini, ne de arkasındaki mutlak hakikati görebilirler."
Reklam
Reklam