Substratum dillerinin mekaniği hakkında epey literatür var. Yani "üstün" sayılan kamu dilini (genellikle siyasi egemenliğe sahip olan dili) benimseyip anadilini unutan toplumların dil davranışları. Dünya tarihinde son derece yaygın bir fenomen: İtalya ve Fransa yerli halklarının antik çağda Latinceyi, Britanyalıların Anglosaksoncayı, Güney Amerika yerlilerinin İspanyolcayı, Mısır-Suriye-Irak halklarının Arapçayı benimsemesi gibi. Belirgin bir tipolojisi var. Genelde ev ve tarla hayatına ait marjinal nesnelerin adı (süt kaynatma kabının sapı, meyve kurutma tahtasının üzerindeki çıkıntının bilmemnesi, başörtüsünün kenar işlemesinin süsü vb.) ve aile içinde kullanılan sevgi sözcükleri substratum dilinden üst dile geçer. Daha doğrusu bunların birçoğu yüzyıllar boyunca kamu diline tam mal olmaksızın bir tür gölge aleminde yaşadıktan sonra unutulur. Erkekler dünyasına ya da "kamu dünyasına ait kelimeler asla alt dilden üst dile geçmez. Siyasette, kamu yönetiminde, resmi eğitim kurumlarında kullanılan kelimeler geçmez. Substratum dilinin en güçlü etkisi fonetik alanındadır (Laz Türkçesi, Kürt Türkçesi, İrlanda İngilizcesi gibi). Bir de sözdizimi alışkanlıkları substratum dilinden kamu diline taşınır.
Şöyle düşün: Uzun bir geçiş evresi boyunca insanlar evde nineyle, dedeyle, hacı amcanın kıt beyinli evlatlığıyla substratum dilini konuşmaya devam ederler. Ama okulda kamu dilini öğrenirler; kamu dilini bildikleri oranda dış dünyada başarılı ve üstün sayılırlar; dolayısıyla ev dilinden "rahatsız" olurlar, onu "ilkel" bulurlar; onu iyi bilmekten ötürü herhangi bir sosyal statü kazanmazlar. Sokakta, çarşıda, okulda, kamu hayatında, orduda, ibadethanede ev dilini bildikleri gerçeğini saklamayı tercih ederler. Substratum dilinden kamu diline alıntılar bilinçli olarak bastırılır, bu
Sayfa 361 - Liber Plus Yayınları / Köy Ermenice mi? / 18 Aralık 2011