İbn Ata buyurdu:
"İrfan ehline göre ekvan(âlem),varlıkla da yoklukla da vasfedilemez. Çünkü Allah'ın varlığına karşı, masivanın zaten varlığı yoktur. Bir şeyin yokluğu, varlığından sonra tasavvur edilebilir. O yüzden varlık ile de yokluk ile de nitelenemez. Vehim perdesi aradan kalkmış olsa, a'yanın yokluğu açıkça görülür ve ikan nuru parlardı. ekvanın varlığı tamamen örtülü kalırdı."
Hakiki mevcut, her ne kadar vahid ise de tecelli sırasında bütün yaratılmışlar üzerine yayılmıştır. Fakat bu yayılma, girme, birleşme ile değil, zuhur iledir. Ekvana var demek, hakiki varlığa ilgisi bakımından ve mazhar olma yönünden mecazdır. Bu alaka kesilse yaratıklara artık ne sahiden ne de mecaz olarak var denemez.
Dünya hayatının çiğliği üzerine inşa edilen pervasız inançlar, süreğen kavgalar, adavetin meşru hakkını tüm mert şahsiyetlerin omzuna yüklemektedir. Duyulduğunda öfkeye, karşılaştığında yıkıma, görülmesi karşılığında ise utanca sebebiyet veren her ne varsa bu çiğlik içinde yeşeriyor ve taraftar topluyor. O halde ne diyedir bu miskinliğimiz? Korkumuz mudur yitirmeye değer olmayan yoksa topladıklarımız mı?