Esved ( rahimehullah ) , ilme , zikre ve namaza düşkün olduğu gibi , oruç tutmaya da son derece düşkün idi . Günlerini oruç tutarak geçirir , hatta fazla oruç tutmaktan dolayı bazen halsiz düşerdi . Bu durumu gören arkadaşları acıdıkları için ona : -Niçin bu bedene bu kadar eziyet ediyorsun , diye sordular . Bunun üzerine o , aslında hem oruç için hem de diğer tüm ibadetler için üzerinde düşünülmesi gereken şu manidâr sözünü söyledi : -İşimiz çok zor , işimiz çok zor ! Ben aslında bu bedenin ( âhirette ) rahat etmesini istiyorum . ( Bu nedenle onu bu dünyada çok yoruyorum . )
Alıntı
Hem mecliste muhterem kitabları ve manidar mektubları manasız ve âdi nakışlar tasavvur eder, yırtarak ayak altına atar ve hâkeza... Böyle bir şahıs, nasıl merhamete müstehak değil, belki tokata müstehaktır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
- Siz yakında gideceksiniz, size söyleyebilirim. Hiç akıl hastanesindeki kavgaları gördünüz mü? Görmediniz mi? Ben gördüm. Onlar da sağlıklı insanlar gibi kavga ederler. Anlıyor musunuz, sağlıklı insanlar gibi! Birkaç kere manidar bir tavırla tekrarladı bu ifadeyi. - Ne demek bu? -diye sordum ben de korkuyla fısıldayarak. - Hiç. Sağlıklı insanlar gibi! - Kızıl kahkaha, -dedim. - Onları su döküp ayırdılar. Bizi ölesiye korkutan yağmuru hatırlayınca sinirlendim. - Siz çıldırmışsınız, doktor! - Sizden fazla değil. Her halükarda sizden fazla değil.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Yine çok manidar.
Anılar vardır acı bir şarap gibi Her damlası bir yere dökülmüş Ne bir ses verirler geçmişten Ne de geleceğin kollarına uzanırlar Yanlışlar karanlığında bir başlarına Anılmazlık batağına batmış anılar.
Sayfa 63 - Yurt kitap kapan yayınevi
Şiir
Şöyle bir hikaye dinlemiştim. Dervişin biri dergâhtan çıkıp yürürken ufak bir su birikintisi etrafındaki kalabalığa şahit oluyor. Yaklaşıp baktığında bir akrebin suyun içinden çıkmak için çırpındığını ve diğerlerinin bunu izlediğini görüyor. Derviş hemen eğilip akrebi sudan kurtarmak için elini uzatıyor, tam o sırada elini akrep sokuyor. Derviş tekrar deniyor ve akrep her defasında tekrar sokuyor. Bunu görenler dayanamayıp dervişe; "İyilik yapmak istediğin halde sana zarar verene neden yardım etmek istiyorsun?" diye soruyor. Dervişin bu soruya cevabı manidar, "Akrebin fıtratında sokmak var. Benim fıtratımda ise yaratılanı sevmek, merhamet etmek var. O fıtratının gereğini yapıyor diye, ben neden fıtratımı değiştireyim." "Akrebin fıtratı sokmak, insanın fıtratı sevmektir." Biz insanız, duygularımız, bir hayatımız ve bir kalbimiz var. Kötü insanlar hep olacak bu hayatta ama onlar o fıtrattan hiç vazgeçmeyecek. Ama biz insan olmaktan ve sevmekten vazgeçmeyeceğiz çünkü sevmek bizim fıtratımızda var.