Gidemiyorum
Sevmesi telaşlı Vazgeçmesi acele Bir selammış meğer Edip Cansever'e... Kalbim bir sokak arasında Elin bilmediği bir koku, Sebze kızartması var içinde Damda kurumuşluk var... Gidemiyorum Etekleri yanan fistanlarımdan Altın şıkırtısında akraba memeleri Şehvetin ve sükûnetin Toprak damlı günleri... Neşe-keder sarmalında halaylar Ve bitmeyen Anadolu düğünleri Bilemiyorum... Gidemiyorum Sürgün gömleğinde kopuk bir düğmeyim Giyemiyorum... Ver elini dünya karmaşası Penceremde New York İstilanın yaralı başkenti Başın sağ olsun Bir kentsel dönüşüm olmuş nifak Dünya lokantalar fuarında
Sayfa 71 - İnkılâp Kitabevi·Kitabı okudu
Şiir
Benim de...ツ
Sen çok güzelsin Ama İstanbul benim manitamツ
Sayfa 72 - İnkılâp Y·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bir gün yine bu Suat pezevengiyle beraber bir ihracat firmasını denetlemeye gitmiştik. Muhasebe müdürü yekten, şişkin bir zarf uzattı. Patronun hediyesiymiş. Suat’la hiç rüşvet olayına girmemişiz daha önce. Dürüstlüğümüzden falan değil ha, kimse teklif etmiyor ki alalım. Biz de işimizi doğru düzgün yapıp gidiyoruz. Neyse, zarfı ucundan açıp şöyle bir göz ucuyla baktım, bir deste dolar! Suat’la birbirimize baktık, tamamdır. Teftiş raporunu imzalayıp çıktık. Heyecandan değil küçük dilimizi büyük dilimizi bile yutacağız neredeyse. Arabada paraları çıkardık ki hepsi bir dolarlık banknot, toplam yüz dolar. Üstelik de tamamı yıpranmış, pörsümüş. Düğünlerde havaya saçılan dolarlara benziyor, hatta kesin öyle çünkü birinin üstüne istek parça bile yazmışlar: “Abi manitam için Düriyemin Güğümlerini çalabilin mi?”
Sayfa 136 - Dipnot
1000Kitap
Gidemiyorum
Sevmesi telaşlı Vazgeçmesi acele Bir selammış meğer Edip Cansever'e... Kalbim bir sokak arasında Elin bilmediği bir koku, Sebze kızartması var içinde Damda kurumuşluk var.... Gidemiyorum Etekleri yanan fistanlarımdan Altın şıkırtısında akraba memeleri Şehvetin ve sükûnetin Toprak damlı günleri... Neşe-keder sarmalında halaylar Ve bitmeyen Anadolu düğünleri Bilemiyorum... Gidemiyorum Sürgün gömleğinde kopuk bir düğmeyim Giyemiyorum... Ver elini dünya karmaşası Penceremde New York İstilanın yaralı başkenti Başın sağ olsun Bir kentsel dönüşüm olmuş nifak Dünya lokantalar fuarında
Şiir
Tıbı, dünyanın en masum ve en temiz adamıydı. Karısından başka hiçbir yaratığa alıcı gözüyle bakmaz, sadece ve sadece karısı için yaşar, ona tapardı. Tıbı, bir sonbahar günü, Orso'nun kahvesinde köşeye çekilmiş günün yorgunluğunu üzerinden atmaya çalışırken, tamirci çıraklarından birinin gelip, "Tıbı abi evin yanıyor!" demesiyle, kahveden uçmuştu. Üçüncü katından dumanlar çıkan binanın önüne birikenler Tıbı'yı engellemeye çalışmış ancak havalarını almışlardı. Tıbı, yanan bez parçalarının göz yaşartan dumanına, camlardan dışarı fırlayan alevlere rağmen karısını kucaklayıp dışarı çıkarmaya karar vermişti. Var gücüyle kapıya tekmeyi giydirdiğinde, odanın içindeki dumanlar harr diye alev almış, Tıbı'nın bütün bedenine soğuk bir şakayla hoş geldin demişlerdi. Suratına vuran, elbiselerini saran ateşten korkup soluğu binanın dışında aldığında, mahalle halkı Tıbı'nın üzerine su döküp söndürmüştü. Suyu yiyen Tıbı sersemlemiş, sudan çıkmış balığa dönmüştü. Sırtını duvara vermiş, şaşkın bir surat ifadesiyle karısını sayıklamaya başlamıştı. "Yavrum o, kuzum o, sevgilim o, manitam o, her şeyim o," diye diye duvarın dibine çökmüştü. İtfaiye arabalarının kırmızı ışıkları Kolera'ya yaklaşırken, yanık insan kokusu bütün mahalleye yayılmıştı. Büyük bir başarısızlıkla yangın söndürüldükten sonra, Tıbı'nın yatak odasında, vücuduna yapışmış naylon gecelikle yatan karısının ve çıplak bir adamın kararmış cesetleri bulunmuştu. Bu haber bayılmak üzere olan Tıbı'nın kulağına geldiğinde, Tıbı ancak hakiki delikanlıların edebileceği bir yemini bağırarak tüm mahalleye duyurmuştu. O günden sonra hiçbir kadına bakmayıp bütün kadınlardan nefret etmeye başlamıştı. Tıbı bundan sonraki hayatını erkeklerle konuşarak, dudaklarını boyayıp, gözüne sürme çektiği atı Şermin'le sevişerek yaşamaya karar
Sayfa 12 - EVEREST
Edebiyat