6/10
·192 syf.··
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Sosyal medyada ve çevremde son dönemlerde adını sıkça duyduğum genelde okuyanların övgüyle bahsettiği bir kitap Geri Verilen Kız yani Arminuta. Kitap kısaca tek çocuk olarak özenle deniz kenarı bir evde dans dersleri güzel okullar mükemmel kıyafetler ve ilgiyle büyütülen bir kız çocuğunun birden sen bizim çocuğumuz değildin seni gerçek ailen geri istiyor diyerek aslında gerçek anne babası olan uzaktan kuzenlerine geri gönderilmesini anlatıyor. Bu evde bir sürü çocuk, mahremiyet algısının olmaması, annenin çok çocuktan bunalmış, babanın ise sıklıkla çalışıyor moduyla evde olmadığı, sefalet ve yoklukla tanışması işleniyor. Kitap boyunca bu kızın ismi hiç olmadı o Arminuta'ydı, yıllarca bir yalanı yaşamış mantıklı bir açıklama yapılmadan bizim bununla işimiz bitti der gibi geri verilmiş, geldiği evde kız kardeşi dışında bağ kuramamış bir kız çocuğu. Benim beğendiğim kısım Arminuta'nın duygusal dalgalanmalarını patlamalarını kabullenmemelerini zorundalıklarını okuyucuya hissettirebilmesiydi yazarın. Ama açık konuşmak gerekirse uygun olmayan farklı durum ve kısımlarda vardı tabii. Kardeşler arası cinsel ilgi, evde şiddetin günlük hal halini alması vsvs. Kitabın konu açısından ilgi çekici olması kitabı kurtarmış bence. Yoksa üslup çok sokak ağzıydı, içerik zenginleştirilebilirdi, olay örgüsü sonlandırılabilirdi. Genel anlamda Arminuta'nın bazı bölüm sonlarında geleceğe gitmesiyle kız kardeşiyle bağının devam ettiği ve okuyabildiği gibi çıkarımlar yapsakta genel anlamda "eh işte " denilebilecek bir kitaptı.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,151 okunma
Yaşamın özü, hayatın anlam arayışı..
7/10
·155 syf.··
2026 86. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:34
Auschwitz ve 4 farklı toplama kampında bulunmuş, bir nöro-psikiyatrist.. Evet, yolu kamplardan geçen, bir doktor. Hikayesi gerçek hayattan. Mesleğinin ilerleme sürecinde, bu acı olayların etkisinin çok olduğunu söylüyor eserde. Nedenim vardı, nasılına katlandım diyor. Üçüncü Viyana Psikoterapi olarak anılan "Logoterapi'nin" ve varoluşçu terapinin babası diyebiliriz yazara. Diğer ikisi psikanaliz'le Freud ve Bireysel Psikolojiyle Alfred Adler. Düşününce, aklını kaçırmadan nasıl kurtulmuş diye düşünüyor insan.. Kampların zorlu yaşam şartlarını, tutukluluk halinin bireyde nelere sebep olduğunu, içinde iyilik tohumları olan insanların bile, o kamplardan çıkarken katile dönüşme potansiyeline büründüklerini, mantıklı ele alımlarla anlatıyor terapistimiz. Psikolojisine baktığımda ; eser, duygusal bağlamda ele alınmamış. Daha çok realist bir bakış açısıyla," yaşamın özü anlamdadır " arayışını anlatmış. Ben bu bakış açısını, ajite etmekten daha çok seviyorum. Ve inanıyorum ki ; her insan, her acının içinde gerçekten bir sebep bulursa kendine ve hayata tutunuyor. Hayat yolları taştan diye, çıkmaza düşüp, kendimizi motive etmeyi bırakmak, sebebimizi bulmadan bu hayattan gitmeyi kabullenmek bence de İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap değil. :) Her ne olursa olsun : *Bitirilecek çok acı var. *Nedeni olan nasılına katlanır. *Beni öldürmeyen şey güçlendirir. Logoterapi'yle ilgili ilk önemli eseri okuduğumu düşünüyorum. Meraklısına öneririm. Düşünce dünyanıza sağlık Viktor E. Frankl
Psikoloji
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
Puan vermedi
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu, o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında da safi fos bir ezik olduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komplekslerinin farkında olmayan, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz, ama sonra bir bakıyorsunuz hiçbir bağlam yok. Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Olaylar bildiğin sebep sonuç ilişkisinden bağımsız. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz elit, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (sebep sonuç arıyosanız bu sayın iştee) filan..." Ya bu arada o ilginç
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
Çünkü nihayetinde önemli olan tek şey kaderdir..
6/10
·464 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:49
Stephen King'in Hayatı Emen Karanlık adlı romanı, gerçek ile kurgu arasındaki sınırların bulanıklaştığı, kimlik ve yaratım üzerine kurulu bir hikâye anlatıyor. Romanın merkezinde, edebî eserler kaleme alan başarılı yazar Thad Beaumont yer alıyor. Ancak asıl ününü, George Stark takma adıyla yazdığı sert polisiye romanlarla elde etmiştir. Bir gün bu kimliği geride bırakmaya karar verir ve George Stark'ı sembolik bir törenle öldürür. Fakat çok geçmeden Stark'ın ölümüne bağlı gibi görünen kanlı olaylar yaşanmaya başlar. Yazar ile yarattığı karakter arasındaki çizgi silindikçe, Thad kendisini açıklaması güç bir kâbusun içinde bulur. Romanın ilk bölümlerinde kurulan gerilim ve gizem atmosferi oldukça başarılıydı. İşlenen cinayetler, ortaya çıkan ipuçları ve Thad Beaumont ile George Stark arasındaki ilişkinin ardındaki sır, merak duygusunu sürekli canlı tutuyor. Bu nedenle kitabın ilk yarısını ilgiyle okudum. Ancak hikâye ilerledikçe olayların daha somut ve mantıklı bir açıklamaya kavuşacağını düşünürken, anlatının belirgin biçimde doğaüstü ve fantastik bir yöne evrilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Romanın başlarında kurulan gerilim ve gizem, bende daha gerçekçi bir çözüm beklentisi oluşturmuştu. Bu nedenle son bölümler, hikâyenin vaat ettiği etkiyi benim açımdan tam olarak karşılayamadı. Roman boyunca canlı tutulan gizem duygusu ve gerilim atmosferi beni hikâyenin içinde tutmayı başardı. Ancak olayların çözülüş biçimi, kitap boyunca kurulan gerilimin karşılığını tam olarak veremedi..
Edebiyat
Hayatı Emen KaranlıkStephen King · Altın Kitaplar · 20191,070 okunma
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:31
Aydın'a gelen bir teklifle harekete geçer. Yeni bir Altair dönemi başlar ama bu sefer bambaşka... Amaç düşmanları yok etmek. Yani Sefiller'i... Aydın bu teklif ile birlikte Paşa ile görüşür ve verdiği vaatler ile Paşa Aydın'ı onaylar. Ve yeminler verilir... Zorlu görevde Aydın Furkan'ın ona yardımcı olacağını düşünür. Düşüncelerini paylaşır. Fakat Aydın'ın düşüncesi en başta tuhaf görünsede arka planda ona mantıklı gelen planlar vardır. Peki Aydın'ın Furkan için düşündüğü planlar nedir? Bu plan doğrultusunda Aydın'ın düşünceleri yavaş yavaş şekil alır. Fakat şekil alan planın arka kısmında onları takip eden biri var: Sefiller'in lideri ve Allah yolundan giden Hazretleri... Yapılan planlar ile birlikte harekete geçerler ve harekete geçme sonrası savaş başlar. Fakat bu savaş yalan bir savaştı. Düşmanlar birbirine bu savaşta tweetler atarak ortamı daha da ateşlendirmeye çalışıyordu. Bu ateşlenme ile sayfalar akıp gitti. Sefiller'in elinde devlete ait ve çözülmesi gereken bir mührün alınması için yapılan operasyonlarda Sefiller'in nasıl bir örgüt olduğunu öğrenirken, bir yandan harika bir kurgu bizleri bekliyor. Tam kitabın sonlarında umudun bittiği yerde gerçekleşen mucize ile aslında her şey yeni başlıyordu. Her zaferin bedeli vardı. Türkiye'nin şahit olduğu bu yalancı savaşla birlikte nasıl bir sonuç elde edildi? Aydın'ın planları, amacı ve isteği gerçek olacak mı? Sefiller'in başına neler gelecek? Sefiller aslında nasıl bir örgüt? Nefes kesen kurgusuyla Altair Pâyân tavsiyemdir. Akıcı, casusluk, politik, teknolojik gerilim tarzı eserler okumayı severlere kesinlikle tavsiyemdir.
Altair - PâyânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·206 syf.··
2026 9. kitabı
Kitap bence gerçekten mükemmeldi. Ne tamamen bir kişisel gelişim kitabı ne de yalnızca bir büyü kitabı olarak değerlendirilebilir. Daha çok, insana farklı bakış açıları kazandıran bir eser gibi hissettirdi. Kişisel gelişime katkı sağlayan yönleri de oldukça değerliydi. Açıkçası, değer verdiğim bir hocamın önyargılı yaklaşımı nedeniyle bu kitabı uzun süre okumayı ertelemiştim. Ancak okuduktan sonra çok sevdim. Bu durum bana önemli bir şeyi daha gösterdi: İnsan, başkalarının fikirlerini dinlese de kendi yolunda ilerlemelidir. Çünkü bir insanın doğruları kendi hayatı için geçerli olabilir; sizin hayatınızı ise siz belirlersiniz. Hayat her zaman tamamen mantıklı bir yer değildir. Bu yüzden yalnızca mantıkla yaşamak veya başarıyı sadece mantığa bağlamak yeterli olmayabilir. İnsan zihninin ötesinde hâlâ açıklayamadığımız birçok şey var. Bu nedenle insanların neye inandığından çok, kişinin kendi iç sesine kulak vermesi daha önemlidir. Sonuç olarak, kendi inançlarınızla yaşayın, iç sesinize güvenin ve size iyi gelen, kaliteli bir hayat kurmaya çalışın.
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202525,9bin okunma