" Tehlike yaklaşırken insanın içinde aynı derecede güçlü iki ses duyulur: Birincisi çok mantıklı bir sestir, insana tehlikenin cinsini ve özelliklerini incelemesini ve ondan kaçmanın çarelerini bulmasını öğütler. İkinci ses ise sanki daha da mantıklıdır: yaklaşan tehlikeyi düşünmek yalnızca mutsuzluk ve acı vereceğine ve zaten insanın olacakları tahmin edip olayların genel gidişatını değiştirmeye gücü yetmeyeceğine göre, en iyisi, insanın başına gelene kadar korkunç olaylara gözlerini kapamak ve tatlı şeyler düşünmektir, der bu ikinci ses." Lev Tolstoy, Savaş ve Barış
Sayfa 5 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyor
En mantıklı söz saf bir yürekten çıkan sözdür.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"İnsana dair şeylerin ne kadarı mantıklı ki? Beyaz ten neden kahverengi tenden daha değerli? Neden Babalık gibi ayyaş, eğitimsiz bir mal,kardeşim Dan gibi çalışkan,yetenekli bir avcıdan daha çok saygı görüyor? İnsanlar her gün çok daha korkunç şeyler yaparken kolcular neden sadece insan olmayanları avlıyorlar? Eğer günlerini mantık arayarak geçirirsen hayatın boyunca boşa kürek çekeceksin." "Yani?" "Yani her insan onları içlerine sığdırmaya çalıştığımız kutulara sığmaz.İnsan ile insan olmayanın,eril ile dişilin, kahverengi ile beyazın sonsuz sayıda kombinasyonu vardır."
Sayfa 284 - Çınar Yayınları
Gerçek sevgide bunu gören var mı aşk mıydı yoksa o?
Bilgelerin bizi yönlendirdiği sevgi, mantıklı ve iradeli sevgidir….
Aşkın akılla alakası yoktu. İnsanın âşık olduğu kadının mantıklı düşünüp düşünmemesi önemli değildi. Aşk, aklın üzerindeydi.
Sayfa 132 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Vahdettin : İngiltere Anadolu'daki savaşı neden durdurmuyor, anlamıyorum. Birkaç savaş gemisini İzmir'e bir-ikisini de de Karadeniz'e yollamanız, iki yanında mantıklı davranmaya zorlar. Sir Rumbold padişaha hayret ve gizli bir acıma ile baktı. Cok zavallı bir duruşu vardı. İngiltere Sevr'e karşı çıkan Mustafa Kemal'i değil, elbette Sevr'i benimsenen onu tutacaktı. Ama bu 600 yıllık devletin hükümdarının, olup bitenlere akıl erdiremediği anlaşılıyordu. Ne Yunanistan'ın İngiltere için anlamını kavramıştı ne de Ankara'nın bir çift savaş gemisi ile dize getirilemeyeceğini.
Sayfa 244
Alıntı