Hakan

hoş benzerlikler
"Bir çocuk gözü için. Her yeni doğanın gözü için -sıçan, sinek veya kaplumbağa- dünya her seferinde yeniden yaratılır." (gospodinov- hüznün fiziği) "Her uyanışında dünyayı baştan yaratan çocuğu Tanrı korusun" (melih cevdet anday - sözcükler)
1000k
Reklam
Ufak Bir Soru
Sokrates felsefi hakikati dile getirdiğinde, bu eylemi kamusal alanda gerçekleştiği için zorunlu olarak felsefi hakikat, olgusal hakikati de çağırmış oldu. Felsefi hakikat, kamusal alana taşıdığında olgusal bir hakikate dönüştüğü gibi, ölmek mi yoksa hakikati gizlemek mi sorusuna karşı Sokrates’in ölümü seçmesi de yine kamusal alanda cereyan eden hakikate dönüştü. Kamusal alanda cereyan eden (ister olgusal olsun ister felsefi) tüm hakikat anlatıcılığının temelinde parrhesia yatar ve hakikatin ortaya çıkmasının koşulu olduğu gibi söylenenin hakikat olduğuna ikna (peithein) olmamızı sağlayan da yine parrhesiaya duyulan güvendir. Ekümenik vaazlar bize hakikatin özünde hiçbir dayanak noktası aramadığını, onun er ya da geç ortaya çıkacağını ki ortaya çıkıp çıkmamasının bile onun varlığının yanında önemsiz kaldığını dikte etse de hakikatin dile geldiği her ağız ikna peşindedir. İkna edilmemiş bir topluluk hiçbir zaman hakikat tarafından kuşatılmayacak hatta hakikat anlatıcısı burada politik bir tehlike olmaya başlarsa sonucu idam ya da sürgün olacak, aksi durumda ise meczup olarak görülecektir. İster Sokrates örneğine bakalım isterse de günümüz politik cereyanların sonuçlarına bakalım, hakikat her zaman kamusal alana ihtiyaç duymuştur ve bu nedenle parrhesia’nın sonrasında iknanın gerçekleşmesinin koşulu yine kamusal alandır. Ancak hakikat’in bu parrhesia’ya d-oğal olarak kamusal alana- olan bağımlılığı hakikatin koşullarını açıklamakta tek başına yeterli değildir, Foucault’nun da belirttiği gibi parrhesia’nın bir özgürlük alanına gereksinimi vardır. Özgürlük ile birlikte polis içerisinde hakikat kendisini açığa çıkarma olanağı bulmuş olacak ve diğer özgür yurttaşlara fâş edilmiş olacaktır aksi durumda özgür olmayan birinin dile getirdiği hakikatin bağlayıcılığı onun
Felsefe
Kaybeden hepsini alır! :)
Düşünce
İsa ona, “Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok” dedi. (Matta 8-20)
Din
O kadar ölü vardır ki her yanımda benim -Ölüler içindeyim! ölüler içindeyim!- Örneğin bir bardak su içsem bir ölü kayar şuramdan Su içmeyen bir balık gibi kayar Ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim Biraz öyleyim.
Şiir
Reklam