Evgenia

Evgenia
@marstabirkiz
A well read woman is a dangerous creature.
Bu Bir Kurgu Değildir.
10/10
·109 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 01:50
Sakar, okuduğumda beni sarsan, yer yer durup nefes almama neden olan bir kitap oldu. En çarpıcı yanı ise anlatılanların bir kurgudan ibaret olmaması. Bu kitabın nasıl gerçek bir hikayeyi anlattığını hala aklım almıyor. Kitaptaki ana karakterimiz, Diana, aslında gerçekte Marina Sabatier'in yaşadıkları, sayfalar ilerledikçe insanın kalbini sıkıştırıyor. Bu hikaye sadece bir trajedi de değil, aynı zamanda sistemin, sessiz kalanların ve görmezden gelenlerin gerçek bir kaydı. Kitap boyunca "sakar" kelimesinin nasıl bir yaftaya dönüştüğünü, masum görünen bir tanımlamanın nasıl bir çocuğun hayatını karartan bir etiket haline geldiğini görüyoruz. #294529496 Marina'nın yaşadıkları, ihmallerin ve yanlış anlamaların (!) bir çocuğun kaderini nasıl şekillendirebildiğini çok açık bir dille ortaya koyuyor. Okurken en zorlandığım nokta, tüm bunların yaşanmış olduğunu bilmekti, bu bilgi metnin ağırlığını üzerimde inanılmaz artırdı. Kitabı okuduktan sonra internette araştırma da yaptım. 2001 senesinde Fransa'da doğan bir kız çocuğu Marina. Evlilik dışı bir çocuk ve bu yüzden doğduktan sonra bir ay Çocuk Hizmetleri Koruması altında kalıyor, annesi ve babası olacak insan demeye bin şahit mahluklar kızı istemiyorlar çünkü. Bu arada bir de abisi var, babası farklı ama. Marina'nın babası, abisi ve kendisini kabul edince, annesi anneanne evinden ayrılıp, Marina'yı alıp babası ile başka bir yere yerleşiyor. Zaten hikayenin başladığı nokta burası. Marina'dan sonra iki çocukları daha oluyor, fakat evde işkence gören tek çocuk Marina, abisi üzerinde de inanılmaz bir istismar var fakat bu daha çok psikolojik şekilde ilerliyor. Yani, Marina Çocuk Hizmetleri Koruması'nda kalsa çok daha iyiymiş diyorsunuz, çocuk için bunun bile ne kadar iyi olduğunu
Edebiyat
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çocukluğun Hayata Etkisi
10/10
·96 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 18:03
Tove Ditlevsen’in Çocukluk kitabı, adının çağrıştırdığı masumiyetten çok uzak bir kitap. Bu kitapta çocukluk; güvenli, sıcak ya da korunmuş bir alan değil, aksine insanın içine yerleşen ilk yalnızlık hissinin kaynağı olarak anlatılıyor. Ditlevsen, çocukluğunu anlatırken okura acındırmaya çalışmıyor; duygularını dramatize etmiyor. Tam tersine, mesafeli ama keskin bir dürüstlükle yazıyor. Bu da metni daha sarsıcı hâle getiriyor. Kitap boyunca yoksulluk, sevgisizlik ve duygusal ihmal çok güçlü bir arka plan oluşturuyor. Annesiyle kurduğu ilişki özellikle belirleyici. Anne figürü soğuk, eleştirel ve mesafeli; sevgi veren değil, sevgiyi eksilten bir karakter olarak yer alıyor. Babası ise daha yumuşak ama hayata tutunacak gücü olmayan biri. Bu iki figür arasında büyüyen Ditlevsen, daha çocuk yaşta sevginin şartlara bağlı olduğunu öğreniyor. Kendini sürekli eksik, fazlalık ya da yanlış yerde hisseden bir çocuk portresi çiziliyor. Ditlevsen’in dili oldukça sade; süslü cümleler, büyük benzetmeler yok, bu sadelik sayesinde metin daha gerçek ve daha çarpıcı oluyor. Okurken bir hikâye okumaktan çok, bir insanın iç sesine kulak veriyormuş hissi oluşuyor. Yazar, çocukluğunu anlatırken bugünden geriye bakıyor ama çocukluk acısını yumuşatmıyor. “Zaman geçti, iyileşti” demiyor. Aksine, o duyguların yetişkinliğine nasıl etki ettiğini hissettiriyor. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, yazıyla kurulan bağ. Ditlevsen için yazmak bir heves ya da yetenek meselesi değil; hayatta kalmanın bir yolu. Daha çocukken kelimelere tutunması, onun ileride nasıl bir yazar olacağının ipuçlarını veriyor. Yazı, bu kitapta bir kurtuluş değil ama bir sığınak olarak duruyor. Kitaptaki bazı şiirleri özellikle çok çarpıcı. Çocukluk, okuru rahatlatan bir kitap değil. Tam tersine, insanın kendi
Edebiyat
ÇocuklukTove Ditlevsen · Monokl Yayınları · 20241,543 okunma
Hissiyatlı Olabilmek…
8/10
·56 syf.··
2025 65. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 21:03
Bazı kitaplar vardır, kalın olmak zorunda değildir; az sayfayla çok şey söyler. Mösyö İbrahim ve Kur’an’ın Çiçekleri tam olarak böyle bir kitap. Sessiz, sakin ama insanın içine işleyen bir anlatımı var. Hikâye, Paris’te yaşayan Yahudi bir çocuk olan Momo ile Müslüman bakkal Mösyö İbrahim arasında geçen dostluğu anlatıyor. Aslında bir çocukluk hikâyesi gibi başlıyor ama satırlar ilerledikçe bunun bir “büyüme” ve “iyileşme” hikâyesi olduğunu fark ediyorsunuz. Momo’nun eksik kalan baba figürü, Mösyö İbrahim’in sakinliği ve hayata karşı bilgece duruşuyla yavaş yavaş tamamlanıyor. Kitaptaki “Kur’an’ın çiçekleri” ifadesi beni en çok etkileyen noktaydı. Burada din, katı kurallar ya da öğretiler üzerinden değil; merhamet, hoşgörü ve insan sevgisi üzerinden anlatılıyor. Mösyö İbrahim’in bilgeliği ezberden değil, hayattan geliyor. Kimseye ders vermiyor ama her davranışıyla bir şey öğretiyor. Anlatım çok sade, hatta yer yer çocukça; ama tam da bu yüzden daha vurucu. Büyük cümleler, uzun açıklamalar yok. Her şey olması gerektiği kadar. Kitabı bitirdiğimde içimde buruk ama sıcak bir his kaldı. Sanki biri omzuma dokunup “Hayat bu kadar zor olmak zorunda değil” demiş gibi. Kısa sürede okunuyor ama etkisi uzun sürüyor. Bana göre bu kitap; sevginin, anlayışın ve insan olmanın din, yaş ve kimlik tanımadığını çok zarif bir şekilde anlatıyor. Sessiz kitapları sevenler için kesinlikle çok kıymetli bir okuma.
Edebiyat
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,3bin okunma
Tarih, Aşk ve Biraz Delilik !
10/10
·240 syf.··
2025 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 21:28
İlk Atsız romanım… Son da olmayacak. Evet evet son olmayacak çünkü bu kitabın daha ellinci sayfasında falan Atsız’ın diğer kitaplarını da edindim. Bu kitap beni resmen içine çekti. Dili o kadar akıcı ki okurken “bir bölüm daha” derken gecenin nasıl geçtiğini anlamadım. Hatta gece lambası ışığında sayfaları çevirdim, elimden bırakamadım. Uzun zamandır bir kitabı bu kadar hızlı ve keyifle okumamıştım. Deli Kurt karakteri bayağı etkileyiciydi. Böyle hem sert, hem duygusal, hem de biraz “deli” bir hali var. Klasik kahramanlardan değil, daha gerçek, daha içi dolu bir karakter. Zaten kitabı özel yapan şey de bu bence. Atsız, Türkçülük akımını romanda çok net ama göze sokmadan, doğal bir şekilde yansıtmış. Okurken hem bir tarih romanı, hem de bir fikir romanı okuyormuş gibi hissettim. Bu yönüyle de bayağı güçlü bir metin. Ve gelelim en sevdiğim kısma: Gökçen Kız masalı ve Murad’ın Gökçen’e olan aşkı… Gerçekten harika aktarılmıştı. Sert bir savaşçının içindeki o saf, neredeyse masalsı aşk duygusu beni çok etkiledi. Hem romantik hem de hüzünlü bir havası vardı. Tam kalbime dokundu diyebilirim. Kısacası; sürükleyici, güçlü, düşündüren ve kalbi olan bir kitap.
Edebiyat
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,6bin okunma
Bir Kadının Taç Deviren Cesur İsyanı
10/10
·76 syf.··
2025 50. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 17:00
İtaatin değil, vicdanın yasası… Kral Oidipus ve Oidipus Kolonos’ta incelemelerimi yazıp üçüncü kitap olan Antigone’ye de bir şeyler karalayıp bu seriyi bitirmek istedim. Sophokles’in Antigone’si, sadece bir tragedya değil; adaletin, cesaretin ve bir kadının dik başlı onurlu duruşunun manifestosu gibi. Antigone, kralın yasasına değil, kalbinin ve inancının sesine itaat eder. Ve bunun için ölümü bile karşısına alır. Bu eser; başkaldırıyı, otoriteye karşı durmayı, adalet arayışını ve en güçlü haliyle kadının sarsılmaz direnişini anlatır. Antigone, gerektiğinde tek başına yürüyen bir kadındır. Onu unutulmaz kılan da budur: Sessiz değil, itaatkâr değil, korkak değil… Haklı ve cesur. Ve; Kadınların susturulmaya çalışıldığı her dönemde, bir Antigone mutlaka vardır.
Edebiyat
AntigoneSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20226,3bin okunma