Ama her sınıf savaşımı siyasal bir savaşımdır.
Proleterlerin (işçilerin) zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır.
Bir de, özel mülkiyet ortadan kaldırılırsa, tüm işler durur, hepimizin üstüne bir tembellik çöker diye itiraz da bulunuluyor. Öyle olsaydı, burjuva toplumu sırf aylaklık yüzünden çoktan silinip gitmiş olurdu; çünkü bu toplumun çalışan üyeleri hiçbir şey elde edemezken, her şeyi elde edebilen üyeleri hiç çalışmamaktadırlar. Bu itiraz tümüyle, "sermaye diye bir şey olmayınca ücretli emek diye ye bir şey de olamaz" genellemesinin bir tekrarından başka bir şey değildir.
Bu toplumda çalışanlar kazanmazken kazananlar çalışmamaktadırlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Marx’a göre insanın gerçek ihtiyaçlarını algılayabilmesi için iradesini güçlendirmekten çok onu bilinçlendiren bir mücadele sürecinden geçerek yabancılaşmayı aşması gerekir. 
Silah sanayisi bu kadar kar geçirdikçe bir ülkeyi önce bombalarla yıkıp sonra yeniden kurmak için şirketlerin ihalelere girmesinin iktisadi büyüme olarak görülüp kutsandığı “böl parçala yönet”stratejilerini uygulamak için etnik ve dini kimliklerin birbirine düşürüldüğü insan yaşamlarının piyasanın istekleri borsalarının düşmemesi
uğruna kurban edildiği sürece tabii ki savaşlar bitmeyecektir.
Groundwork of the Metaphysic of Morals (1 785) adlı eserinde Immanuel Kant, insanlara karşı ahlaklı davranış sergilemenin tek yolunun, onları kendi zenginliğimiz ve zaferlerimiz için bir "araç" olarak kullanmaktan değil, onlara "yalnızca kendileri oldukları için" değer vermekten geçtiğini anlatmıştır. Kant' a gönderme yapan Marx da şimdi burjuvaziyi suçluyor, burjuvazinin yeni bilimlerini, ekonomisini ve sergilediği "ahlaksızlığı" çok daha geniş bir alanda yerden yere vuruyordu.