Sarah aynaya baktığında karşısında kırk
yaşında ve hayatta her şeyi başarmış bir
kadın görüyordu. Dünya güzeli üç çocuğu,
şehrin zengin muhitlerinden birinde lüks
bir evi, herkesin gıpta ettiği bir kariyeri vardı. Dergilerdeki o mutlu ve başarılı
kadınlara benziyordu. Ünlü tasarımcıların
elinden çıkma tayyörleri ve mükemmel
makyajının ardına sakladığı yarası, dışarıdan bakıldığında hiç mi hiç belli
olmuyordu.
Oysa oradaydı.
Ülkedeki binlerce kadın gibi, Sarah Cohen
de iki parçaya bölünmüş bir halde, her an
patlamaya hazır bir bomba gibiydi.
Bu yaşadığım hayat o kadar benim değil ki herhangi bir saatimde birisi gelip de bana "Haydi kalk, sıran geldi, kendi kendin ol!" diye bağırsa sanki böyle bir şey mümkünmüş gibi inanıp koşacağım. Bu his bende o kadar kuvvetli...