9/10
·272 syf.··
2026 93. kitabı
Ne zamandır okuyacağım diyordum erteliyordum. Hizmetçi serisini sevdiydim ama ilk kitabını. İkinci kitap kısmen hayal kırıklığıydı ama toparlamış. Yine de devam etmedim. Bunu görünce konu çok ilgimi çekti. Esas kız bir seri katilin tek çocuğu. Nayır adam gerçekten seri katil, kimse iftira atmadı. Esas kız Nora annesinin intiharından sonra büyükannesiyle yaşadı ve soyadını da değişti. Üstelik artık bir cerrah. Hı hı ama o babası gibi değil. Ancak sanırsam dna dan geçiyor böyle şeyler. Nora'nın ilginç yanları var. Nora tamamen hayatını değişse de neredeyse hiç arkadaşı ya da ilişkisi olmasa da yaşananları unuttuğu söylenemez. Üstelik hapisteki bana her hafta ona mektup gönderirken mümkün değil. Derken babanın yakalanışının 26ncı yılında bir şeyler değişiyor. Babasını taklit eden bir katil. Ve bu katil Nora'nın hastalarını hedef alıyor. Baba müebbet almış, biri Nora'yı tanıyor, damgasız mektuplar geliyor, arabasında insan parçaları buluyor keza evinde de. Peki Nora gerçekten de babasının kızı olabilir mi? Hikayeyi sevdim, şaşırtmacaları güzeldi. Ancak kafama takılan bir şey var onun hakkında bir şeyler yazıldığını görmedim. Mesela babası neden elleri kesiyordu neden hep mavi gözlü açık tenli kadınları hedef alıyordu? Bence babaya biraz daha yer vermeliydi. Neyse benden bu kadar. Epope sevdi gidin okuyun
Kilitli KapıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20252,608 okunma
7/10
·363 syf.··
2025 19. kitabı
yakut kırmızı kitabı ile başlayan zamanda yolculuk ve sırlarla dolu bir locaya 12. zaman yolcusu olarak katılan gwendolyn, kendisinden saklanan bilgileri öğrenme ve araştırma merakı ile, neyin neden olduğunu biraz daha anlamaya başladığı bir bölüm bu kitap. kilit bilgilerin çoğuna sahip oluyor. lucy ve paul kimdi? neden kaçtılar? neyi korumaya çalışıyorlardı? kronografın 12 çemberi neden tamamlanmamalı? hepsi bir koca sorun ve bunların içine yavaşça çekiliyor ne yazık ki. tabi bir de gideon konusu var ki, kalbini çarptırmadan duramıyor bu adama olan hayranlığı gwendolyn’nin. ama arada tabi kuzen var, ilginç bilgi açlığı var ve farklı bir eğitimden geçmiş gideon’un gel gitli ruh halleri tabi. söylemeden edemeyeceğim, kitapta en sevdiğim karakter olan gargoyle’nin katılması ile daha eğlenceli bir hal aldı. değişik yorumları, sürekli olarak durumun dalga geçilir bir tarafını bulmasıyla en iyi karakter bence. diğerlerinin hepsinde hep bir sıkıcılık var. sayesinde okunabilirliği artıyor kitabın. sain germain kontu’nunda cinsiyetçi konuşmalarını gördükçe ağzına iki tane çakma isteği doğuyor insanın içinde. engel olamıyorsun. ilk kitaba göre biraz daha karışık ama daha sıkıcı atlatırsak sona ulaşacağız diye okumaya devam ediyoruz.
Safir MaviKerstin Gier · Pegasus Yayınları · 20162,314 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·224 syf.··
2026 16. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:01
Kitabın sonuyla başlangıç yapalım. Hayatı hızlı yaşayan insanlardan birisi de benim. Her şeye koştur koştur gidiyorum ve her işi koştur koştur yapıyorum. Hala zamanın yetmediğinden şikayet ediyorum. Kitapta bi robot üzerinden bize hayatı neden sakince tadını çıkartarak ilerlemediğimizi çok güzel şekilde vurguluyor. Robotun duyguları yoktur ama duyguları merak eden ve her şeyin sebebi olduğunu söyleyip sorgulayan, karakterleri düşündürdüğü yetmezmiş gibi okuyucuyu bile düşündüren güzel bi eserdi. Bittikten sonra gökyüzüne uzun uzun baktıracaktır.
Binlerce MaviCheon Seon-Ran · Yuzu Kitap · 2025678 okunma
Mavi
8/10
·183 syf.··
2026 21. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:25
Bir rengin tarihi üzerinden insanlığın zihniyet değişimini okumak güzel bir deneyimdi. Yazar, Antik Çağ'da barbarlığın ve dışlanmışlığın sembolü olan mavinin, Orta Çağ'da kutsallığa yükselişini ve günümüzde nasıl dünyanın en sevilen rengi haline geldiğini sosyolojik, ekonomik ve sanatsal boyutlarıyla anlatmış. Kitap boyunca kilise duvarlarından boyacı loncalarının savaşlarına, edebiyattan siyasete kadar rengin izini sürmek çok keyifliydi.
Tarih
MaviMichel Pastoureau · Can Yayınları · 201746 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:42
90'ların başında biri komünist, diğeri ehl-i tarîk olan iki dayım vardı, benden 6-7 yaş büyükler.Beraber büyüdük sayılır...İkisi de taban tabana zıt fikirleriyle beni etkilemeye çalışırlardı, ben de çocuk halimle rüzgar nereden eserse öyle takılırdım:) Ahmet Kaya ve Edip Akbayram dinlerdik küçük olanla, büyük bir ciddiyetle defalarca çevirirdik kasetleri... Şimdi o şarkıların sözlerini şiir halinde okumak çok kiymetli bir deneyim oldu benim için. Memlekette de , şahsi hayatlarımıza da o köprülerin altından çok sular geçti ama ben hiç kopamadım Ahmet Kaya'dan ve şarkı sözlerinin yazarı Yusuf Hayaloğlu'ndan... Hey koca Yusuf! Yusuf'cuk, ah yusufçuk! Rüzgarlara savurdun hep, şarkını. Herkesten saklandın, Her şeye gücendin durdun. Yoruldun, İflah etmezsin sen. Ömrün gitti bir yana Hüznün gitti bir yana, Şiirin kaldı ortada... Yusuf Hayaloğlu Gözleri İntihar Mavi
Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu · Ağaç Kitabevi Yayınları · 20091,206 okunma
“Dokunmadan” Üzerine
10/10
·352 syf.··
2026 7. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:26
Dokunmadan: Hayatın Kıyısında Bir Vicdan Yolculuğu (Spoiler İçerir!) Bazı kitaplar olay örgüsüyle, bazıları karakterleriyle, bazılarıysa diliyle hafızamızda yer eder. Yazarla tanışma kitabım olan “Dokunmadan” benim için üçüncü gruba giriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda en çok kalan şey ne Adalet’in yolculuğu ne de romanın sürprizleri oldu; zihnimde en çok yer eden şey, yazarın kelimelerle kurduğu dünyaydı. Kahramanımız Adalet, henüz yirmi dokuz yaşında olmasına rağmen ölüm döşeğinde karşımıza çıkıyor. Hastane odasında ölümü beklerken hayatını sorguluyor ve kendine çok temel bir soru soruyor: “İlk gerçek günahım neydi?” Bu soru onu çocukluğuna, vicdanının en karanlık köşelerine ve yıllardır taşıdığı suçluluk duygusuna götürüyor. Adalet’in en belirgin özelliği, hayatı boyunca yakasını bırakmayan suçluluk hissi. Yaptıkları için, yapmadıkları için, düşündükleri için hatta bazen yalnızca var olduğu için suçluluk duyuyor. Bu nedenle roman sadece bir geçmişe dönüş hikâyesi değil; aynı zamanda vicdanın insan hayatını nasıl şekillendirebildiğinin de hikâyesi. Kitabın en etkileyici bölümlerinden biri hiç şüphesiz ölümle yüzleştiği ilk sayfalar. Adalet şöyle diyor: “Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden… Her an kapımı çalmasından çekindiğim arsız bir misafiri bekler gibi hazır olacaktım ölüm hazretlerinin teşrifine. İçimden bir ses, ‘Buraya kadarmış Adalet,’ diye fısılyordu. Ürperiyordum.” (syf: 8) Bu satırlarda beni etkileyen şey ölüm korkusundan çok, insanın yaşayamayacaklarını düşünmesi oldu. Yeni bir mevsim görememek… Bir daha erik yiyememek… Kıymetini çoğu zaman fark etmediğimiz sıradan güzelliklerin ölüm karşısında
Roman
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,4bin okunma