• sabaha kadar bekledim seni
    birden dalgalar dedi ki gelmeyeceksin
    birden çıktım viraneden
    koşa koşa indim kumsala
    acı acı sövdüm sonra
    yüzümü kırbaçlayan rüzgara
    HARAMİLER
  • ...
    Gün olur, başıma kadar mavi;
    Gün olur, başıma kadar güneş;
    Gün olur, deli gibi...

    Orhan Veli Kanık
  • https://www.youtube.com/watch?v=i4lLltpV1XE

    Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
    Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
    Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
    Gök devrildi, künde üstüne künde...

    Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
    Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
    Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
    Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

    Ateşten zehrini tattım bu okun.
    Bir anda kül etti can elmasımı.
    Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un,
    Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

    Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
    Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
    Al sana hakikat, al sana rüya!
    İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

    Ensemin örsünde bir demir balyoz,
    Kapandım yatağa son çare diye.
    Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
    Yepyeni bir dünya etti hediye.

    Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
    Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
    Bütün bir kâinat muşamba dekor,
    Bütün bir insanlık yalana teslim.

    Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
    Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
    Otursun yerine bende her şekil;
    Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

    .
    .
    .
    .

    Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
    Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
    Deliler köyünden bir menzil aşkın,
    Her fikir içimde bir çift kelepçe.

    Niçin küçülüyor eşya uzakta?
    Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
    Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
    Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

    Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,
    Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
    Selâm, selâm sana haşmetli azap;
    Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.

    Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
    Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
    Annemin duası, düş de perde ol!
    Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!

    Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;
    Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
    Teselli pınarı, sabır memesi;
    Size şerbet, bana kum dolu çanak.

    Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
    Sırrını ararken patlayan gülle?
    Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
    Karınca sarayı, kupkuru kelle...

    Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,
    Mevsimden mevsime girdim böylece.
    Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
    Fikir çilesinden büyük işkence.

    .
    .
    .
    .

    Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
    Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
    Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
    Yetişir çektiğim mesafelerden!

    Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
    Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
    Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
    Tutuyor önümde bir mavi ışık.

    Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
    Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
    Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
    Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.

    Lûgat, bir isim ver bana halimden;
    Herkesin bildiği dilden bir isim!
    Eski esvaplarım, tutun elimden;
    Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

    Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
    Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
    Belâ mimarının seçtiği arsa;
    Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?

    Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
    Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
    Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,
    Dev sancılarımın budur kaynağı!

    Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
    Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
    Boşuna gezmişim, yok tabiatta,
    İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

    .
    .
    .
    .

    Gece bir hendeğe düşercesine,
    Birden kucağına düştüm gerçeğin.
    Sanki erdim çetin bilmecesine,
    Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

    Açıl susam açıl! Açıldı kapı;
    Atlas sedirinde mâverâ dede.
    Yandı sırça saray, ilâhî yapı,
    Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

    Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
    Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
    İçiçe mimarî, içiçe benlik;
    Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

    Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
    Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
    Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
    Suda ezel fikri, ebed duygusu.

    Kaçır beni âhenk, al beni birlik;
    Artık barınamam gölge varlıkta.
    Ver cüceye, onun olsun şairlik,
    Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

    Öteler öteler, gayemin malı;
    Mesafe ekinim, zaman madenim.
    Gökte saman yolu benim olmalı;
    Dipsizlik gölünde, inciler benim.

    Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
    Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
    Sen, bütün dalların birleştiği kök;
    Biricik meselem, Sonsuza varmak...
    Necip Fazıl Kısakürek
    Sayfa 16 - Büyük Doğu 67. Baskı 2009
  • HUZURSUZLUK... Konu güzeldi ama yarım kalmış, sanki anlatacak çok şeyi varmış da söyleyememiş, yazamamış gibi geldi bana.
    Yezidi dininin bilmedigimiz ayrıntılarını, Suriye de yaşanan vahşeti, işid terörünün bıraktığı enkazılari, bu durumdan en cok etkilenenlerin kadınlar ve çocukları çok güzel işlemiş.
    Meleknazin, zilanin, nergisin çektiği acılar derinden etkiledi beni, sanki onlarla konuşan İbrahim benmişim gibi, Hüseyinleşen benmişim gibi o duyguyu cok guzel hissettirdi Livaneli. Ama yinede kitapta eksik bulduğum şeyler vardı. Hüseyin'in ölümünün arkasından birşeyler çıkar sandım. Bu kadar sıradan olmamalıydı.Meleknazi bulduktan sonra başka hikayeler de ondan duyariz, Hüseyin'e ne olduğunu bilir diye düşündüm ama hiçbiri olmadı.
    Sonunda meleknazin artık mavi renkten kaçmadigini okuyup şaşırdık ama neden kaçmadigini öğrenemedik. Yarım kalmış şeyler vardı kitapta.
    Livaneli'nin serenad ve kardeşimin hikayesi kitaplarindan sonra Huzursuzluğu biraz vasat buldum.
  • O ite arkadaşına hakkım haram olsun. Böyle beni kandordı ya arkadaşın tam bş sapık. Ne demişler atkadaşına bak ne bok sapık old.anlarsın. Seni de o sapık arkini de Allaha havale ediyoum. Böyle beni işlettiniz ya. Çok şükğr tuzağınıza füşmedim harama girmedim asla. Sapıklar şerefsizler. Hakkım haram olsun ahımı aldınız. O arkadaşınını Allaha havale esiyorum. Hem siz kimsiniz ya bana acıyprsunuz. Siz kendinize acıyon. Öbür dünya da var. O köpek şerefsiz it iboooookkk böyle yarım bıraktı ya gene. Ahiret de var. Ahımı öle bi aldı ki. Acısı çıkıcak ama. Rezil etti iftiralarıyla. Seviyosun yalan mı kanıtlarım var. Korkaksın ama. Yeminlen artık sana dönmme o kadar zor ki. Yerin dibine soktuun beni. O kız bile acıdı halime lerefizs iftiralarından bıktım. Rezill ettin beni. Korkak sıkıysa ara da sıçam ağzan haddini bildirem. Gönğl isterdi yüm sapıklara numaranı verem senş rezil edem. Sıçsınlar sana. Yemin istesem sapıkları öyle bir başına musallat ederim ki. Ben niye senşn adına yazayım 1k da it. Demedim mş hakan var. Kadir köpeğine sor o daha sapıl. O bile yaptı. Sapıklar. Kaidre anlattom ya anlatıcak bi liş bile yokken. Gene kendinş bi bok sandın açmadın. Yeminlen dedi çocuk sapık evine helirim evleniriz zorkçla uaparım. Deid. Köpek tir tir titredim ağlamaktan başım döndü yemin. Sana yeminle asla yalan söylemedim. Ama sendçse hep rezil rüsva ettin dünya aleme. Bi kere sen o kıza ne kadar güveniypsun. Anladım ki her önüne gelene beni anlatmışsın. Eğlencenim ya kullanıyon ya. Güldürüyom ya. Hoşuna gidiyo. İtsin lan. Yokmseni seviyorum dememiş. Kanka gibiydik lan seni beni saf mı sandın it. Kimle konuştuysam dendin. O mal two heart da hepsi. Deniz de mahir amca da. Mal kadimce de. Murat mesut da. Ballım 25 de. Nur da mavi kelebek de. Davut çelik de. Latif dursun mavi kelebek mir kır papatyası müjgan abdulselam gözütok yaman singer. Hepsi sendin it. Tüm yazışmalarımda sendin. Hislerim çok kuvvetli. Nedense ilk hesap açyıpımda yabancı isimle 1 mesaj bile gelmez. Ama ne zamanki nır beyza (precses yok kraliçediceksinşz bide ece açnıl it. )açsam 10 larca mesaj geldi. Şerefsizsin şiirlerin şarkıların önemi yok kş senç seviylrum demedikten sonra. Ama asla olmicaz. Olamadık.
  • Bitti !!!
    Bir yayınevinde editörlük yapan Hazal, küçük bir kaza sonucu yolları kesişen Hazal’a vosvosları sevdiren geçmişi ile cebelleşen Melih ve Hazal’a aşık olan Tolga. Hazal’ın işine aşık olması, kesinlikle hayatında hiç bir erkeği istememesi Melih’i sevene kadardı.

    Kitap konu itibariyle fena sayılmazdı. İlk 100 sayfa nasıl su gibi gittiyse devamı da o kadar durağandı. Konu itibariyle durağan değildi ama beni içine çekmedi. Kitapla ilgili bir kaç eleştirim olacak.

    Yazar kitapta Amatör yazarları eleştiriyor ufaktan ufaktan. Gençler neler okuyor böyle diye. Kendisi de bilinen bir yazar olmadığına göre bence kendisi de amatör.
    Burada ufak bir çelişki var.

    İkincisi de yazılan kitapların hep aşk üzerine olmasından yakınan bir editör var kitapta. Halbuki kendisi de buram buram aşk kokan bir kitabın baş kahramanı yani bu kitabın️

    Genel itibariyle okumakla bişey kazandırmayan, okunmamakla bişey kaybettirmeyen bir kitaptı. Çerez niyetine gider mi gider.

    5/10
  • Gün olur, başıma kadar mavi;
    Gün olur başıma kadar güneş;
    Gün olur, deli gibi...
    Orhan Veli