"Sumud asla vazgeçmemek, her şeye karşı direnmek demek; hiçbir şey yapılamıyorsa, pasif bir direniş demek.... Sumud sabır demek, güçsüzseniz ve düşman baskısı altındaysanız, kıpırdamadan durmak demek. Sumud, boyunduruk, hatta işkence altında bile, özgür iradeye, isyan ruhuna sahip olmak; ideallerine, ülkesine olan inancını yitirmemek demek... Sumud (genç kızın sesi çatallaşıyor), her şeye rağmen, Filistin'e inanmaya devam etmek demek."
"Çünkü durum her gün daha da kötüye gidiyor. Hepimiz çok karamsarız. Baskılar başladığında, 'Bir ay sürer,' diyorduk. Sonra şehirlere girmeye ve üzerimize ateş açmaya başladılar, bu bir yıl sürdü. Kendi kendimize: 'Bir yıl ve yüzlerce sivil ölü, işgal altındaki şehirlerimiz, bu böyle devam edemez, dünya bu işe bir dur der, dedik. İki yıl geçti ve dünyadan tık yok. Şimdi işgalin üçüncü yılına giriyoruz..."
"Ama sanıyorum bu kadar kararlı bir biçimde direnmemizin nedeni, halkımıza karşı yapılan saldırının ciddiliğinin bilincinde olmamızdır; binlerce ölüden söz etmiyorum ben, savaşacak gücümüzün kalmaması için, bizi sistemli bir biçimde, fiziksel ve ruhsal olarak çökertip umudumuzu elimizden alma girişimlerinden söz ediyorum."