Puan vermedi·481 syf.··
2026 10. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 15:15
Türk edebiyatının en duygusal yazarlarından biri olan Zülfü Livaneli tarihin acımasızın sayfalarında başrolünde yine insan olan farklı bir aşk hikayesi ile okurlarını cezbediyor. İstanbul üniversitesinde görev yapan maya üniversiteye davet edilen misafirlere ile ilgileniyordur. Bir gün rektör maya’yı odasına çağırır ve Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması ve ilgilenmesini ister bunun üzerine hava alanında karşılar profesörü ve konaklaması için 1939-42 yılları arasında İstanbul’da yaşamıştır ve o zaman da kaldığı Pera Palas Hotel’ine götürür. Profesör mayadan Türkiye’den ayrılmadan önce şileye gitmek istediğini söyler bunun üzerine sabahın erken saatlerinde üniversitenin görevlendirdiği araç ile şileye giderler profesör beni bekleyin diyip Sahile gider ve keman çalmaya başlar belli zaman sonra yanına giden maya profesörün donmak üzere olduğu anlar ve onu kurtarmak için elinden geleni yapar o sırada profesör sayıklamaya başlar sutra, sutma,struma diye maya profesör kendine geldiğinde sorar struma nedir diye Profesör ise büyük sakladığı sırrını mayaya anlatır. katolik bir aileden geldiğini fakat yahudi birine aşık olup ve onunla evlendiğini . Karısı evlendikten sonra adını değiştir ve başka bir şehirde yaşamaya başlarlar. Bu sırada Hitler yahudileri öldürmeye başlar ve bunun üzerine ikili kaçacak yer arar. Arkadaşları vasıtası ile Türkiye’nin türlü mesleklere profesör kabul ettiğini öğrenir. Yola koyulduklarında Alman polisi onları yakalar ve karısı kaçırırlar. Profesör İstanbul’a yalnız gelir ve karısını kurtarabilmek için her türlü yola başvurur. Sonunda muradına erer ve karısı Filistin’e giden bir gemiye binerek İstanbul’un yolunu tutar. Fakat gemi Şile yakınlarında durdururlur ve kimsenin gemiyi terk etmesine
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
8/10
·304 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 20:15
Kitabın spiritüel yaklaşımına katılmamakla beraber insan ilişkileri ile ilgili görüşlerini çok beğendiğimi söyleyebilirim. Birçok çatışmayı basite indirgeyerek karmaşık insan ilişkilerini kolaylaştırmak mümkün görünüyor gözüme kitabı okurken. Keşke benim de Shanti isimli bir dostum olsaydı diyorum ama kitabın sonundaki yazar notunda sevdiklerinizin Shanti'si olun öğüdünü gördükten sonra böyle bir rehberi beklemektense ona dönüşmeye çalışmak daha olması gereken olarak geliyor gözüme. Tıpkı kitaptaki bir diğer mesajda olduğu gibi. Mucize beklemeyi bırakıp değişmesi gerekenin kendimiz olduğunu anladığımızda dünyanın gerçekten değişebileceğini görüyoruz. Kitabı özetleyecek olursak ; Maëlle ve Romane iki kadın arkadaş. Ara ara buluşuyorlar yoğunluktan bir araya gelememişler uzun süredir. Maëlle bir gün Romaneden acil buluşmak istediğine dair bir mesaj alır. İtiraz etse de dediği yere gider. Öğrenir ki arkadaşı meme kanseridir ve tedavi olduğu onkoloji merkezindedir. Romane Onu kendisine acıması için çağırmadığını 16 yıllık arkadaşlıkları boyunca ilk kez bir şey istemek için çağırdığını söyler. İsteği de şudur: Nepalde geleneksel bir yöntem varmış. Bu yöntemle insanın düşünce yapısını değiştirerek ve bilinç seviyesini yükselterek hastalıklardan kurtulması mümkünmüş. Ancak hçbir yerde yazmıyormuş çin ve nepalde çıkan çatışmalardan sonra hükümet bu çalışmaları saklıyormuş. Kendisi çok araştırmış hatta araştırırken ilaç şirketlerinden birinden tehdit filan da almış mektupla. Katmanduda yaşayan Jason diye bi arkadaşı bu el yazmalarından birinin kopyasını ele geçirmiş Romaneye verecekmiş ama kendisi bu klinikten çıkamadığı için arkadaşı Maëlle'den rica ediyor. Maëlle baya karşı çıkıyor tabü tüm bunları saçmalık olarak görüyor. Ama yine de getireceğine söz vermek zorunda
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,1bin okunma
Reklam
Gecenin Hikayesi Aylema
6/10
·480 syf.··
2026 1. kitabı
Gecenin Hikayesi Aylema -SPOİLER- maya efnan soğuklar ve avcıların olduğu bi dünyada avcıların tarafında gizemli ve güçlü bir avcı fakat asıl avcı olduğu düşünülen kişi kuzeni dila efnan akademiye mayanın seçildiği kesinleşince mayanın hayatı tamamen değişti ölen annesinin ölümü ardındaki sırları ortaya çıkarmak için akademiye gitmeyi zar zor kabul etti ve akademide tüm hayatı değişti senelerdir aşık olduğu doruk ılgaz da akademide güvenlikten sorumlu önemli biriydi soğukların kralı ayaz tolunay için maya çok önemliydi ve kralın yerinde gözü olan kumral(fetih yargıcı) vardı kitabı okurken en çok ayazla maya çekimi hoşuma gitmişti ama kumralla olan sahnelerden sonra onları da çok beğendim açıkçası mayanın doruğa olan bu saf sevgisi ve her defasında güvenmesi beni biraz sinirlendirdi kumraldan mayayı geri alışına da çok sinirlendim bir yandan sevgilisi gibi davranması ama en çok kıran yıkanın da o olması sinirimi bozdu kumralın kitap sonunda ortaya çıkıp ortalığı 56 yapmasına o kadar sevindim ki umarım dilayı öldürmüştür ayrıca doruğun mayadan çoğu gerçeği saklamış olması da korkunç armoni olayını hiç beklemiyordum ağzım açık kaldı ikinci kitabı da hemen okumayı düşünüyorum okuması keyifliydi bence umarım daha da heyecanlı devam eder seri ayaz tolunay ve kumral sahneleri daha fazla olur umarım
1000Kitap
Gecenin Hikayesi - AylemaN. G. Kabal · Ephesus Yayınları · 20203,452 okunma
Anlatmak İçin Yaşamak
Puan vermedi·576 syf.··
2025 12. kitabı
Merhabalar. Bugün sizlere beni derinden etkilemiş, içimde hakkında bir şeyler söyleme isteği bulunduran bir yazar olan Gabriel Garcia Marquez'den bahsedeceğim. Yazarı kendi anılarını anlattığı Anlatmak İçin Yaşamak kitabıyla inceleyelim. Marquez, 6 Mart 1928'de Kolombiya'nın Aracata kentinde dünyaya geldi. Kendisi hem anne hem baba tarafından ilk ve gözde torun olmuştur. Kendisinden sonra -sayısını unutsam da- birçok kardeşi olmuştur. Çocukluğu albay dedesinin evinde sayısız akraba, yerli hizmetliler ve onu etkileyen kadınlar arasında geçmiş. Evlerinde birçok oda ve bu odalarda teyzeler, halalar ve uzak akrabalar vardır. Birçoğu çok uzun süre yaşamışlar ve sanki yaşamlarının son demini almak için bu yalnızlar evini seçmişler. Marquez çocukluğuna dair birçok anısını hatırlar. Öyle ki, bazı anlattıkları anılar gerçek olmasına karşın ailesine palavra gibi gelir. Örneğin evlerinde yaşayan teyzelerinden ayrıntılarla bahseder ancak annesi bunu hatırlamasına imkan olmadığını söyler. Çünkü bahsettiği kadın Marquez doğmadan önce ölmüştür. Bu ev bana bir matruşkayı andırmakla beraber kendi aile bağlarımı hatırlatıyor. Kalabalık ailede büyümenin, anlatılan olağanüstü hikayelerin, batıl inanç dediğimiz birçok inancın kendi içerisinde bir gerçeklik yarattığını hissetmişimdir. Belki de bu yüzden yazdıkları arasında hiç kafam karışmadan süzülerek geçer, büyünün gerçekliğin bir yansıması olduğunu bilirim. Marquez romanlarındaki karakterler aslında onun yaşamındaki insanlardır. Yazdığı tüm roman karakterleri çevresindeki insanlardır. Yüzyıllık Yalnızlık kitabındaki Macando kasabası aslında doğduğu yer Aracata'dır. Macando ismini de trenle geçtiği yollaradan birinde tabelada görmüş ve kullanmak istemiş. Dedesi ve ninesi çocukluğunda onun hayal dünyasını besleyen belki de bütün
Felsefe-Düşünce
Anlatmak İçin YaşamakGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 2021913 okunma
Maya
Puan vermedi·1552 syf.··
2025 4. kitabı
·
89 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 22:09
Hollywood filmleri repliğinden fırlamış, yurdum insanın ağzında bile sakız olmuş ama menşeisi Dorothy Parker’e ait bir dolmuş arkası cümlesi mevcut : “İntikam, soğuk yenen bir yemektir.” 1967 Dünya üzerinde keşfi tamamlanmış tüm duygular içinde bir duygu var ki kemiklerin arasındaki göğsü sıcak tutar, kafatası içindeki beyni bir kazan içinde yanan kelleye dönüştürür: İntikam duygusu. İntikam, ya samimi bir ilişkiden ya da yabancısı olduğumuz kişi veya kişilerin bize uğrattığı hezeyanın, haksızlığın kaynağından doğmuştur ve gelişmiştir. Kendi duygu tecrübelerimden hareketle şu tespiti yapabilirim; samimi ilişki kurduğumuz insanlara olan intikam duygumuzun derinliği daha derindir. Ancak, yakınlarımıza duyduğumuz ve eyleme geçirmek istediğimiz intikam duygusunun temelinin üzerinde yer alan binanın bir katında da merhamet duygusu da pusuda bekler. İntikamımızın sıcaklığını soğutmayı bekleyen merhamet duygumuz. İnsanın özbenliğinde baskın özellikleri mevcut; yalancı, iyi, dürüst, empatik, kavgacı, uysal, zorba, kötü, iyi… Bu özelliklerin bazıları bazı insanlarda bir maya haline gelir ve o insanı o mayasıyla tanımlarız; iyi insan, kötü insan, merhametli insan, vicdansız insan… İnsanın kendi yaşadığı iyi ve kötü anları nasıl yorumlayacağının yolunu kendinde bulunan bu mayadan almaktadır. İyi mayaya sahip insan, ne olursa olsun fena kötülükler işlemezler genellikle. Hırsız mayaya sahip insan, her an beyninde yapsam mı gene düşüncesiyle dolanir, yaşar… Kitaba geçmenin zamanı geldi, mayadan sonra. Edmond Dantes, iyilik mayasına sahip iyi bir insan. Yakın çevresinden gördüğü kötülükler, oyunlar neticesinde zorunlu inzivaya çekildiği hapiste intikam duygusuyla intihar etme isteğini geciktirmiştir. İntikam istemektedir… Edmond, intikam firsatı elde eder ama yüreğinin orta
Edebiyat & Roman
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,1bin okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 11:39
Yıllar önce, hatırlayamadığım bir tarihte okuduğum bir eser. Uzun bir zaman diliminden sonra yeniden okumak çok daha farklı bir deneyim oldu. Eser, en genel anlamda ve en kısa biçimde; ● Okyanusya adlı hayali bir ülkede, ● Yönetime adeta bir kabus gibi çökmüş olan Parti'nin, ● Tarihi çarpıtmak, dezenformasyon, zaman ve gerçeklik algısını manipüle etmek, her bir yurttaşın düşünce dünyası ve kişisel tercihlerini biçimlendirmek yoluyla, ● Bireyselliği, özgür düşünceyi yok etmek ve nihayetinde, ● İktidarını daimi kılmak çabasını anlatmakta. Bu bağlamda, totalitarizmin insan ruhunu kırabileceği, şekillendirebileceği fikrini ön plana çıkartan roman güçlü bir karamsarlık barındırmakta. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, 1954, 1956 ve 1984 yıllarında beyaz perdeye de aktarılmış kült bir eser (hdfilmizle.to/1984-izle). Bir başka özgün senaryo dahilinde çekilmiş olan Kör Topraklar (The Land of the Blind) filminin "1984"ten etkilendiğini söylemek mümkün. Ama modern distopyanın önde gelen isimlerinden Zamyat'in "Biz"inin Orwell'in "Bin Dokuz Yüz Seksen Dört"ü üzerindeki etkisi daha belirgin. Huxley'in "Cesur Yeni Dünyası"nda haz ve tüketime dayalı bir kontrol teması varken, Orwell bu eserinde zor, baskı, şiddet, manipülasyon, işkence yoluyla törpülenmiş bireylerin "rıza"sına (?!) dayalı bir kontrolü öngörmekte. Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kurgusunda yer alan çiftdüşün (doublethink), Büyük Birader (Big Brother), vb. kavramlar pek çok distopyaya da ilham olmuş. Eser genelinde hakim olan karamsarlık, mutlak bir çözümsüzlük dogması olarak nitelendirilemese de, yazar, eserinde çözüme dair çok net öneriler sunmamakta. Sadece ruhunu, özgürlüğünü koruyamayan birey ve toplumların neler yaşayabileceğine dair uyarılarda bulunmakta. Neredeyse bir
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
Reklam
Reklam