Aziz

Aziz
Bazen öyle dakikalar oluyor ki tek başıma kalmaktan, tek başıma hüzünlenip tek başıma kesintisiz kederlenmekten mutlu oluyorum ve böyle hallerim gitgide sıklaşıyor artık. Hatıralarımın açıklanamayan bir yanı var, beni dizginsizce çekiyor, öyle güçlü çekiyor ki birkaç saat çevremdeki her şeye karşı duygusuz kalıp her şeyi, gerçek her şeyi unutuyorum. Ve bugün yaşadığım her şey, acı olsun, kederli olsun, tatlı olsun, her şey bana geçmişimdeki benzer bir şeyi, genellikle de çocukluğumda, çocukluğumun altın çağlarında olan bir şey hatırlatıyor. Ama bu tür anlardan sonra fenalaşıyorum. Biraz güçsüzleşiyorum, hayalperestliğim yıpratıyor beni, sağlığım da zaten gitgide kötüleşiyor.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Kuru yapraklara bastığımda çıkan sesi seviyorum. Çıtırtıyı. Çıtırtı mı demeli o sese, bilmiyorum. Bence o ses için ayrı, ona özel bir kelime bulmalı. Dal kırılmasına da çıtırtı diyoruz. Oysa yaprağın başına gelen, aynı şey değil. Eziliyor, parça parça oluyor ve tüm bunlar olurken kendince feryat ediyor aslında. Birçok feryat gibi, çığlık gibi bu da duyulmuyor. Hatta buna bir ad bile verilmiyor. Yalnız aramızda bir fark var. Bu yapraklar gün gördü, devran sürdü. Baharı, yazı yaşadı. Dalından düşünce de bir şekilde toprağa karıştı, belki orada da başka bir hayat yaşayacak. Biz ise daha daldayken kırıldık; ses bile çıkaramadık üstelik. Çıkarsak bile kimse duymadı. Duymuyor."
Sayfa 19·Kitabı okudu
Günümüzde seyyahların hep acelesi var; telaş içinde, her ne pahasına olursa olsun diyerek geliyorlar, ama gelmek bir yolun sonuna varmak demek değil. İnsan her menzilde bir yere varır, her adımda gezegenimizin gizli kalmış bir yüzünü keşfedebilir, bunun için bakmak, istemek, inanmak, sevmek yeterli.
Sayfa 240·Kitabı okudu
Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye, Altınları, gümüşleriyle övünmeye. Tam işleri dilediği düzene girer, Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Dilin kalbin inanmadığı laflar etmesi ne kolay. Elbette aşkım, ben de seni, sonsuza kadar. Onlar da bir zamanlar gerçekti (daha geçen hafta gerçekti, daha dün gerçekti), ama insanın yüreği bir anda rüzgârların uğuldadığı bir vadi. Şimdi tam da o anda hissedilmiyor diye, kim cesaret edip de ‘Ben değil, en azından şimdi değil.’ diyebilir? Yarın geri gelebilir, ama bugün olmayışının itirafı, o itirafın yakımı dönüşle tamir edilebilir mi? (Edilemez.) Dün olan ve belki yarın dönecek olanın hatırına, insan bugün de ‘Evet,’ der, ‘hem de öylesine çok ki.’ Sevgi, zamanın kesintisiz bir bütün oluşuna duyulan saf inancın katılaşıp aramıza çökmesi değildir de nedir?
Sayfa 214·Kitabı okudu