Aşk, ipuçlarının kavramasını, birleştirilmesini, kaçırılmasını ve yanlış yorumlanmasını, ilişkinin kopmasını, onarılmasını ve daha derin bir ilişki kurulmasını içeren daimi bir süreçtir. Dakika dakika, gün ve gün buluşmayı, kopmayı ve birbirini yeniden bulmayı kapsayan bir danstır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Siz bir insanı küçük düşürebilmek için saatlerce gözetliyorsunuz, bir de, sizin gibi insanlar tehlikeli insanlardır ve sizin gibi insanlarla ilişki kurmamak en iyi şeydir.
…Aristoteles tüm seçkin ve üstün insanların melankolik olduklarına çok doğru bir biçimde dikkat çekmiştir: “Felsefede, politikada, edebiyatta, ya da sanatlarda olağanüstü olan insanlar, melankoliktirler.”
“Toplumsal cesaret, iki farklı tür korkunun yüz yüze gelmesini gerektirir. Bu korkular, ilk psikanalistlerden Otto Rank tarafından çok güzel anlatılmıştır. Rank, bu korkulardan ilkini “yaşam korkusu” olarak adlandırır. Bu, özerk olarak yaşama korkusudur; kendini terk edilmiş bulma korkusu, bir başkasına dayanma gereksinimi…
Bu korku, kişinin kendini –ilişkiye girilebilecek bir benliği kalmayana dek– bir ilişkiye fırlatma gereksiniminde kendini gösterir. Kişi, gerçekte sevdiğinin bir yansıması haline gelir ve eninde sonunda eşini sıkmaya başlar. Bu, Rank’in anlattığı gibi, “kendini gerçekleştirme korkusudur.”
Kadın özgürlüğünden kırk yıl önce yaşadığından, Rank bu geçiş korkusunun en çok kadınlarda görüldüğünü söylemiştir.
Rank, bu korkunun tersini “ölüm korkusu” olarak adlandırır. Bu, diğeri tarafından tümden emilme korkusudur; kendi benliğini ve özerkliğini yitirme, bağımsızlığının alınması korkusudur.
Rank, bu korkunun ise çoğunlukla ilişkinin çok yakınlaşması halinde, hızlı bir geri çekilme ile sıvışıp kaçmak isteyen erkeklerde yerleşmiş olduğunu söyler.”
— Rollo May, Yaratma Cesareti, Metis Yayınları, syf: 51-52
Bütün mutluluk, istediğimiz ve elde ettiğimiz arasındaki orana bağlıdır... ...Ve aynı şekilde bütün ızdırap da beklediğimiz ve talep ettiğimiz ile elde ettiğimiz arasındaki orantısızlıktan kaynaklanır