Bu da şov yani !
9/10
·182 syf.··
2026 36. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:57
Naşit Nefi'nin ölen karısı Cadı olmuş. Kocasını kıskanıyor, kocasını evlendiği kadınlara rahat vermiyor, hatta birini öldürmüş! Naşit Nefi'nin boşanan son eşi Şükriye canını zor kurtarmış! Yaşadıklarını da kitap haline getirmiş anlatıyor. Hem onlarca da şahidi var... Dul Fikriye'yi bu adamla evlendirmek isteyen yengesi muradına erercek mi? Yorumum Hüseyin Rahmi Gürpınar kaleminin gücünü, entelektüel birikimini, yüksek gözlem yeteneğini bir kez daha göstermiş. Kolay iş değil hem güldürmek hem insani tespitler yapmak hem de felsefi tartışmalara girmek. Ne bileyim bir an mezarından çıkan bir cadıyı düşünürken sonrak saniye nasıl ahlak, bilim felsefesibe sıkmadan geçiş yapmak nereden baksan ustalık. Tempo düşmüyor, diyaloglar canlı, dolu dolu... Su gibi akıp gidiyor Tam bir yaz kitabı. Sıcak bir günde camı açık bir odada soğuk kahve içmek gibi hissettiriyor.
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 1. kitabı
Bana göre kitap, insanların dışarıdan göründüğü gibi olmadığını ve herkesin içinde kimsenin bilmediği bir hikaye taşıdığını anlatıyor... Kürk mantolu Madonna genel olarak; aşk, yalnızlık ve insanın iç dünyasını anlatan bir roman. Hikaye, dışarıdan sıradan görünen Raif Efendi'nin geçmişine odaklanıyor. Gençliğinde Almanya'da Marie puder'le tanışıp büyük bir aşk yaşıyor. Ancak hayat onları ayırıyor ve Raif Efendi bu aşkın izlerini ömrü boyunca taşıyor...
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
Gospodinov bu romanda aslında çok kişisel, bir o kadar da evrensel bir hikayeyi, kendi babasının yaşamını ve vedasını anlatıyor. Bir bahçıvan olan babası, hayatı boyunca toprağı işlemiş, domates ekmiş, çiçekleri büyütmüş, doğanın o sessiz ve bilge dilini öğrenmiş bir adam. Fakat amansız bir hastalığa yakalanıyor ve hayatının son günlerini yaşamaya başlıyor. İşte kırılma noktası da burada başlıyor; hayatı boyunca hep bir şeyler "yeşerten" ve var eden bir adamın, yavaş yavaş soluşuna şahit oluyoruz. Oğlu yani yazarımız, babasının yanına gidiyor ve onun son günlerinde refakatçisi oluyor. Birlikte geçirilen o son zamanlarda, babanın geçmişi, gençliği, komünizm döneminin Bulgaristan'ı, o dönemin yoksulluğu ama bir o kadar da güzel insan ilişkileri anılar arasından çıkıp geliyor. Kitap, babanın ölüm anına ve sonrasına kadar uzanıyor. Yazar, ölümü korkunç, karanlık bir canavar gibi anlatmıyor. Aksine, bir bahçıvanın toprağı işlemesi, solan bir çiçeği budaması kadar doğal, döngünün bir parçası olarak önümüze koyuyor. Kitap bize şunu hatırlatıyor: Bizler aslında hepimiz kendi hayatlarımızın bahçıvanıyız. Anılar ekiyoruz, dostluklar büyütüyoruz, bazen sevdiklerimizin gidişiyle bahçemiz darmadağın oluyor ama o toprak orada kalmaya devam ediyor. Okurken insan ister istemez kendi anne babasını, kendi çocukluğunu ve bir gün her şeyin biteceği gerçeğini düşünüp duruyor. Acıyı çok zarif bir şekilde anlatan, çok dokunaklı bir baba-oğul ve veda hikayesiydi. Bazı cümleler kalbimde ince bir sızıya neden oldu, gözlerimin dolmasına sebep olan cümleler vardı. Eğer şu sıralar melankolik bir dönemden geçiyorsanız, kitap sizi biraz daha içinize döndürebilir. Yine de Gospodinov’un o nahif, dert ortaklığı yapan üslubunu çok sevdim, bu kitap benim için tam anlamıyla kalbime dokunan bir
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
Murakami'nin ilk betiği...
8/10
·163 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 17:34
Haruki Murakami’nin ilk romanı olan Rüzgârın Şarkısını Dinle, yazarın ilerleyen yıllarda kuracağı edebî evrenin henüz filiz hâlindeki izlerini taşıyor. Kimi zaman bir yaz akşamı kadar hafif, kimi zaman da insanın içine çöken bir yalnızlık kadar ağır ilerleyen bu kısa roman, olaylardan çok ruh hâllerini anlatan bir yolculuk. . Murakami burada büyük kırılmaların, dramatik çatışmaların ya da çarpıcı olay örgülerinin peşine düşmüyor. Bunun yerine, hayatın içinden geçen ama çoğu zaman fark edilmeyen boşluklara bakıyor. Adsız anlatıcı ile Fare'nin dostluğu, yaz gecelerine yayılan konuşmalar, barlarda geçirilen saatler ve gelip geçen insanlar arasında insanın kendi varoluşuyla kurduğu sessiz ilişkiyi sorguluyor. . Okurken en çok beğendiğim nokta, Murakami’nin sıradanlığı edebiyatın merkezine yerleştirebilmesi oldu. Birçok yazarın üzerinde durmadan geçeceği ayrıntılar burada anlam kazanıyor. Satır aralarında sürekli hissedilen melankoli, gençliğin geçiciliği ve insanın kendisini anlamaya çalışırken yaşadığı yabancılaşma duygusu uzun süre zihinde kalıyor. Özellikle anlatıcının gözlemleri, okuru kendi hayatındaki sessizliklerle yüzleştiriyor. . Bu betikte yanıtlardan çok sorular var. Belki de bu yüzden etkisi sayfalar kapandıktan sonra başlıyor. İnsan ilişkilerinin kırılganlığı, zamanın akıp gidişi ve bazı şeylerin neden eksik kaldığını asla tam olarak bilemeyeceğimiz gerçeği romanın temel damarını oluşturuyor. Murakami, basit görünen tümceler arasına büyük duygular saklamayı başarıyor. . Rüzgârın Şarkısını Dinle, Murakami’ye ilk kez başlayacak okurlar için onun dünyasına açılan yalın ama anlamlı bir kapı. Yazarın sonraki eserlerindeki büyülü atmosfer ve derin yalnızlık hissinin ilk izlerini görmek açısından da oldukça değerli. Bana kalırsa bu betik, insanın kendi iç sesini
Edebiyat
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
5/10
·271 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:09
Suat, Necip ve Süreyya arasındaki duygusal çatışma çok sade ama derin bir şekilde anlatılmış. Özellikle bastırılmış duygular ve iç dünyadaki gelgitler çok etkileyici. Yavaş ilerlese de hissi güçlü bir kitap.
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201750,1bin okunma
8/10
·126 syf.··
2026 25. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 12:32
Genç Werther'in Acıları Kitabı bitirince insan sadece bir hikâyeyi değil, Werther'in iç dünyasını da geride bırakmış gibi hisseder.Johann Johann Wolfgang Von Goethe genç yaşta yazdığı bu eserle öyle büyük bir etki yaratmış ki, Genç Werther'in Acıları Avrupa'nın en çok konuşulan kitaplarından biri hâline gelmiş ve insanlar malesef bu kitabı okuduktan sonra werther gibi hayatını sonlandırmış. O yüzden herkesin okuyacağı bir eser olmadığını düşünüyorum. Werther'in yaşadığı yoğun duygular, aşkı neredeyse hayatının merkezine koyması ve dünyayı hisleriyle yorumlaması çok sarsıcıydı. Bu yüzden son sayfaları okurken üzülmek, hatta ağlamak oldukça doğal ve ben ağlamaktan nefes alamaz hale geldim. Özellikle karakterle bağ kurduysan, onun yalnızlığı ve çaresizliği uzun süre insanın içinde kalabiliyor. Goethe'nin başarısı da burada aslında. Werther'i kusursuz bir kahraman olarak değil, tüm zaaflarıyla yaşayan gerçek bir insan gibi hissettiriyor. Bu yüzden kitabı kapattığında bir karakter öldü duygusundan çok, tanıdığım birini kaybettim duygusu oluştu. Bir kitabın sizi ağlatması, onun sizde gerçekten iz bıraktığını gösterir. Werther'in Lotte'ye duyduğu aşkın etkileyici yanı, sadece birine âşık olması değil bütün dünyasını onun etrafında kurması. Lotte'nin yanında olduğu anlarda mutluluğun zirvesine çıkarken, ondan uzak kaldığında derin bir umutsuzluğa sürüklenmesi insanın içini acıtıyor. Son mektuplar ise bence kitabın en yıkıcı kısmı. Çünkü o bölümlerde Werther'in duygularının artık geri döndürülemez bir noktaya geldiğini hissettim. Sonunun ne olacağını sezsek bile, yine de sayfaları çevirmeye devam ettim ve bu çaresizlik duygusu çok ağır geldi. Bir de Goethe'nin dili var. Werther son mektuplarında öyle içten konuşuyor ki, sanki bir roman okumuyormuşuz da gerçek bir insanın kalbini dinliyormuşuz gibi geliyordu
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma