"Ne yeni bir gökyüzü ne yeni bir yer, ne de 'dipsiz kuyu'yu' açacak bir melek kalmıştır. Anahtarın sahibi zaten biz kendimiz değil miyiz? Dipsiz kuyu bizde ve bizim dışımızda; dünün sezgisi, bugünün sorgulaması, yarının kesinliğidir o."
Hızır hakkında bildiğin işittiğin sana yeter.
Yalnız Hz. Musa'ya bir ilimden bir parça öğretti.
O bile tahammül edemedi.
Resûlü Ekrem'e Hızır mülâki olmamıştır.
Resûlün ledün ilminden öğrenmeye ihtiyacı olmadığından Hızır, edeben Resûle mülâki olmamıştır.
Hızır'ın kim olduğunu söyleyebilsem yahut bilsem;
Kendi kendinden utanırsın.
Onun için Hızır'a tesadüf etmeye çalış.
Üçler, yediler, kırklar bunlar dünyadan nübüvvet yani.
Resûlün dünyadan ayrılışı ile izn-i ilâhî ile velâyet makamına yani, tahavvül eden her şeyin takib ve tatbik edicileridir.
Tabiînden sonra üçler, yediler, kırklar diye bu ruhanîler ortaya çıkmıştır. Resûlden evvel bunlar yoktu.
Diğer dinlerde ve peygamlerlerde yoktur.
Aslı da meçhuldür.
Herkes bilemez.
Bugün bunların miktarları da azalmıştır.
Üçler yoktur.
Yediler üç kişi kaldı.
Kırklar yediye indi…
Arı başka
Çiçek başka
Bal bambalka...
Aralarında köprü kuramazsın...
Melek balka
Nebî başka
Kul başka...
Yağmur başka,