Puan vermedi·160 syf.··
2026 26. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:23
Teknoloji hayatımızı öylesine kolaylaştırdı ki, bazı değerleri bu yüzden unuttuğumuzu düşünüyorum. Mektup yazmak da bunlardan birisi. Bu ay Öğrencilerimle birlikte kıymetli yazarımız Hanzade Servi’nin “Sevgili Hiç Tanımadığım Çocuk “ kitabını okuduk. Kitap o kadar eğlenceli, bazı noktalarda o kadar komik ve bazen de o kadar hüzünlü ki sevmemek elde değildi sanırım. Aymen Öğretmen, öğrencilerinden seçtiği mektup arkadaşlarına mektup yazmalarını ister. Baler ise teknoloji çağında mektup yazmanın çok gereksiz bir şey olduğunu, yazmak istemediğini söyler. Çünkü Baler en yakın arkadaşı Dağhan’la birlikte çok istediği Teleskobu satın almak için para biriktirmek zorundadır, kısacası mektup onun için ikinci plandadır. Buna rağmen bir seferlik yazıp bir ağaç kovuğuna koymaya karar verir. Ve mektubunun orada olup olmadığını kontrol etmek için gittiğinde, orada farklı bir mektup olduğunu ve kendisine cevap yazildigini görür.Artık Baler’in de Meneviş isminde bir mektup arkadaşı vardır. Bundan sonraki olaylar ise çok farklı ilerliyor.Baler ve Meneviş’in sürpriz karşılaşması ve yaşananlar gerçekten çok hüzünlüydü. Beraberinde bir sürü mucize gerçekleşti. Acaba Baler istediği teleskoba sahip olabildi mi?Mektup arkadaşını sevdi mi? Tüm bunların cevabı kitapta saklı. Kitap on yaş ve üzeri çocuklar için uygun gibi görünse de bence her yaş grubunu duygulandıracak bir kitaptı.Önyargıların aslında ne kadar yanlış olduğu, empati kavramı, mektuplaşmanın ve dostluğun önemi, arkadaşlık ilişkileri ve hayatın mucizelerle dolu olduğu çok güzel bir şekilde anlatılmış.Kitap çok akıcı ve çok samimiydi. Gerçekten her yaştan okura tavsiye ediyor ve sizin için bir soru bırakıyorum: “Siz en son kime mektup yazdınız?” Kitapla kalın
Sevgili Hiç Tanımadığım ÇocukHanzade Servi · Tudem Yayınları · 2016141 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 68. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 00:00
Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben. Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını. Yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık, yüzün her bulutlandığında. Nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep. Sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde. Sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine. Gökkuşağının altından geçen çocukların şımarıklığıydı, kâküllerini her araladığımda gövdemdeki ürperti. Ağzımdaki meneviş sendin insanlara şiirler okurken. Bütün öksüzlerin kederiyle baktım yüzüne, ne zaman geleceği düşündüysem. Bir haksızlığı haykıran herkese senin soluğunu verdim... Acıdan kaçan, kimseye yük olmak istemediği için kendi içine gömülen, susarak güçlü kalmaya çalışan insanların hikâyelerini okurken kendimi çok gördüm. Şükrü Erbaş özellikle şunu çok net gösteriyor: “Susmak sadece acıyı içeride büyütür.” Hikâyelerin her biri bana şunu düşündürdü: Hayatta kalmak bireysel; ama hayatta durmak kolektif. Ve bunu en çok insanın insana değdiği yerler anlatıyor. Kitabın dili hem yumuşak hem yakıcı; bazı cümleler insanı okşuyor, bazıları insanın içindeki en ıssız odaya gidip kapıyı açıyor. Ama hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Zaman geçtikçe tekrar açıp okuyacağım bir kitap oldu .Son sayfayı kapattığımda içimde tuhaf bir rahatlama oldu. Sanki uzun süredir taşımaya mecbur kaldığım bir yükü biri omuzlarımdan sessizce almış gibi.
Duygu ve Düşünce
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814bin okunma
Reklam
Beş Şehir Kitap Tahlili
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 09:47
Beş Şehir Ahmet Hamdi Tanpınar Tanpınar Beş Şehir adlı kitabında İstanbul'a madde ve mana olmak üzere iki yönden bakmıştır. MADDE: " Tarih, mimari,peyzaj, ticaret hayatı, yaşam,sanat, şehrin görünümü, İstanbul'dan insan manzaraları, semtlere bakış, eğlence hayatı v.b. " Tarih: Yazar, tarihi kullanarak İstanbul'daki değişimi, insanların değişimini hatta İstanbul ile başka şehirlerle arasında ilişki kurmada kullanmıştır. Örnek: " Birinci Dünya Harbi'nden sonraki Fransız nesrinde hemen on yıl önceki Paris'in hasreti belli başlı bir temadır. İstanbul böyle değişmedi, 1908 ile 1923 arasındaki on beş yıl o eski hüviyetinden tamamıyla çıktı. Meşrutiyet inkılâbı, üç büyük muharebe, birbiri üstüne bir yığın küçük, büyük yangın, malî buhranlar, imparatorluğun tasfiyesi, yüzyıldır eşiğinde başımızı kaşıyarak durdurduğumuz bir medeniyeti nihayet 1923'de olduğu gibi kabullenmemiz onun eski hüviyetini tamamıyla giderdi. " Mimari: İstanbul'un eski halini ve şimdiki halini karşılaştırırken eski mimari ile yeni mimari hakkında bilgi vermektedir. Mimarinin yanında kullanılan eşyalardan da bahsetmiştir. Örnek: " İstanbul'un asıl iç manzarasını şehnişinleri, cumba ve çıkmalarıyla, saçak ve sayvanlarıyla, bir kadife gibi yumuşak çizgileri ve süsleriyle çok renkli olan bu sivil mimari yapardı. " Örnek: " Çocukluğunda, İstanbul'un hemen her evinde, saat başlarında, ' Entarisi ala benziyor' u, yahut ' Üsküdar 'dan geçer iken' çalan masa saatleri vardı." İstanbul'dan İnsan Manzaraları: Yazar, İstanbul'daki sokaklarda insanların yaşamını incelemiştir. Örnek: " Satıcı sesleri bunlardan biriydi. Eski İstanbul mahallelerinde bu sesler bütün bir günü baştanbaşa idare eder, saatlerin rengini verirdi." Eğlence Hayatı: Eski İstanbul ile yaşadığı İstanbul'un eğlence anlayışını karşılaştırmıştır. Örnek: " Şehirde yeni
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202414,2bin okunma
Puan vermedi·114 syf.··
2024 61. kitabı
Okuyucuya sanki hikayedeymiş gibi hissettiren üslubu ile takdire şayan bir kitap. Kitap kabaca bir adamın çocukluk ve gençliğinde yaşadıklarını anlatıyor. Babasının kahramanlıkları ve annesi ile olan ilişkisi de hikâyenin en sürükleyici kısımlarından. Kitabı okurken asla sıkılmadım. Bu mükemmel bir his. Hisler, düşünceler, üzüntü, aşk, heyecan, yorgunluk, çaresizlik ve bir sürü duyguyu hissettim kitabı okurken. “Sisler arasında beliren bir masal gemisi gibi hafızamda birtakım resimler, olaylar, insan yüzleri var. Bölük pörçük cümleler, gülüşmeler, hıçkırıklar.” Bu cümle geçmiş zamana dair hafızada var olan fakat düşünülmesi ve anlaşılması zor olan anılarla ilgili tam da hissettiğim şeyleri aktarmış. “ Hayat kitapla güzel.” Bu cümle hayatımızı kitaplarla, oradan alacağımız güzel bilgilerle şekillendirebileceğimizi ve hayatın ancak bunlarla güzelleşebileceğini anlatmaya çalışıyor. “Bizim sevdamız artık ahirete kalmıştır.” Bu cümleden ise gerçek dünyada sevdalısına kavuşamayan birinin ahirette ona kavuşabileceği umudu var. Bu hikayeyi okurken meneviş, lepiska, marşandiz, zahire, hamaylı gibi kelimeler dikkatimi çekti. Meneviş: Bir yüzeyde renk dalgalanması. Lepiska: (saç için) ipeğe benzeyen, uzun, sarı, yumuşak. Zahire: Gerektiğinde kullanılmak üzere saklanan tahıl. Hamaylı: Askısı bir omuzdan koltuk altına doğru çapraz geçirilen muska. Ardısıra, yarıbuçuk, bilirkişi gibi kelimelerin bitişik yazıldığını öğrendim. Sırt sırta ise ayrı yazılıyor. Aynı zamanda yazar film yerine ‘filim’, tren ‘tiren’, acayip yerine ‘acaip’ gibi üslubundan dolayı kelimeleri değişik yazmış. Kitap bende gerek betimlemeleri, gerek karakter psikolojisi gerek de aktardığı hisler ile iyi bir izlenim bıraktı.
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202345,5bin okunma
Yorumm
Puan vermedi·552 syf.··
2024 12. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2024 16:30
HİS-CEHENNEM ÇİÇEĞİ Yazarı: Durumavii Yayınevi: Epsilon Sayfa Sayısı: 552 Merhaba . Ben geldim. Yorum kurgumuzun bu haftaki misafiri fantastik bir kurgu. Kızımız Hare inanmaması gereken birine inandı. Bir ruha inanarak sözde 3 günlüğüne görünürlüğünü Alya isimli bu ruha verirken tek amacı yaşadığı evden bir süreliğine "3 günlüğüne" de olsa uzaklaşmaktı. Bilemezdi. Yaşayacaklarını bilseydi seçeneği bu olmazdı belki. Görünürlüğünü verdiğinde gözlerini dünyadan çok farklı bir yer olan Ruhlar Şehri'nde açtı. Burası araftı. Burası zamansız ölen ruhların yaşadığı aralıktı. Ayağa kalkıp kimse yok mu diye seslenirken yanına gelenler Sezgin ve Derin isimli iki gençti. Sezgin Hare'nin kim olduğunu öğrenince aklına gelen tek şey lidere durumu nasıl açıklayacağıydı. Hare, Alya'nın teklifini kabul ettiğinde toslayacağı kayanın bu kadar sert olacağını bilseydi arkasına bakmadan Alya'nın yanından kaçar giderdi. Ateş Karan, namıdeğer lider kardeşi Alya'nın, aptal bir kızı kandırarak onun görünürlüğünü elinden alıp dünyaya yerleşmesinin yansıması olan öfkesini Hare'den çıkartırken bilmediği bir şey vardı. O da kaderinin Hare ile yazıldığı idi. Bir zamanlar turuncu saçlı bir kadının elinden ölümü tadan soğuk nefesli bu adam şimdi Hare'nin turuncu saçlarına sığınacağını Bilemezdi. Onun yokluğuyla sınanmanın ateşinde yanacağını, ona dokunan hem cinslerine öfkeyle yaklaşacağını bilemezdi. Ya da Ruhlar Şehri'nin Hare'nin vücut enerjisini sömürüp her gün ölümüne bir adım daha yaklaştıracağını bilemezdi. Bilseydi herkese sunduğu zevahirini bu meneviş gözlü turunçgilden saklayabilir miydi? Kitaptan Alıntılar *"Alya'yı istiyorum! Bu kıza ne olacağı zerre umurumda değil. Kardeşimi geri almanın bir yolu var mı onu söyle." *"Tutuşuna bakılırsa eminim ki beni sen çekmişsindir göğsüne." Yatağın
1000k
His: Cehennem ÇiçeğiDuruMavii · Epsilon Yayınevi · 20181,035 okunma
3/10
·176 syf.·
2023 31. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı bu, diğerlerinden daha iyiydi bu. İçinde sadece şiir değil birkaç deneme de bulunuyor. Özellikle "Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları" yazısı gerçekten çok başarılı. Şükrü Erbaş'ın denemeleri şiirlerinden daha iyi, şiirlerini genel olarak beğenmiyorum. Çok abartıldığını düşünüyorum. Hemen hepsi aynı konu aynı kelimeler etrafında dönüyor. Düzen, ahenk, anlam bütünlüğü açısından çok zayıf. Sürekli "bozkır, göğüs, yalnızlık, gövde, gece, meneviş, kakül, tanrı..." gibi kelimeler kullanmış. Özellikle kadın göğüsleriyle bu adamın ne alıp veremediği var anlaşılır gibi değil. Açıkçası önereceğim şiir kitapları arasında değil, ama içindeki düzyazılar başarılı. Onlar için okunabilir.
Şiir
Bütün Şiirleri 2Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20216,9bin okunma
Reklam
Reklam