Bu kitap hakkında çok şey yazılıp çizildi, çok şey söylendi. İncecik bir kitabın bu denli güçlü etkilerde bulunmasının nedeni neydi? Hayatında satrancın s'sine yer vermeyenleri dahi büyüleyen, bir çoğunu bu büyülü oyuna çağıran, bu oyunu öğreten, kitap karakterimizin yaşadığı zihinsel buhranları yaşatmasa da azıcık odaklandığı bu oyunun zihninin çeperlerini zorladığı anda bundan kaçan nice insan.. Herkes kendi satranç hikayeleriyle bu kitabı irtibatlandırmış. Enteresan..
Bu kitap bir tür satranç el kitabı değil. Bir yazarın Avrupa'nın içinde bulunduğu o büyük savaşta tüm umudunu kaybetmesinin, derin krizler geçirmesinin satıra dökülmüş halidir. Bu öyle bir buhran ki, yazarını eşiyle birlikte intihara sürükler. Artık oyun kaybedilmiş, hamleler işe yaramamıştır.
Dünya şampiyonu Czentovic, tüm değerleriyle, tüm pragmatizmiyle, tüm 'alık'lığıyla Avrupayı temsil eder. Kendisini bilime ve tekniğe kaptırmış, bu uğurda savaşmaktan çekinmeyen, tek yönü gelişmiş bir beyne sahip, ancak insani duyarlılıklardan uzaklaşmış, ruhunu kaybetmiş, iletişim kuramayan, temas edemeyen bir Avrupa. Evet şampiyondur, tektir, fakat ruhsuzdur. Kendi aydınlarını tek tek ipe yollayan, gaz odalarında boğan, öldüren bir makine. Öldürmeye (satranç söz konusu olduğunda, yenmeye) koşullanmış bir zeka..
Dr. B., aydını simgeler. Sağduyuludur, sanatçı ruhludur. Hapsedilir, karanlığa mahkum edilir, fakat o karanlıkta bile ruhunu doyuracak şeyler arar, bulur, onunla teskin eder zihnini. Sanat, gördüklerimize verdiğimiz şaşkınlıktan, hayranlıktan doğar. Oysa hamleleriyle, kombinezonlarıyla, varyantlarıyla, oyun-sonuyla, kısacası oyundaki her şeyle tam bir aklı, sıkı bir mantığı temsil eden bu oyun, sanatçı duyarlılığı gelişmiş aydınla temas edince işin rengi değişir.
Artık Dr. B., ürettiği bilim ve icat