En büyük korkulardan biriymiş unutmak.
Bir anı gözümde canlanmadığı zaman geçmişe olan ihanetim üzüyor beni.
Hatırlamayı en büyük suç gören yazarlar.
Asıl unutmakmış en ağır yük.
Gökyüzünün güzelliğini, bir şairin sözlerini, tebessümle hatırlanacak bir olayın detaylarını silmekmiş ağır olan.
Unuttukça aynı acılar filizlenir çünkü.
Kalp aynı yerden acır, aynı şokları yaşar düşüncelerin.
Aslında bir kalkandır güçlü bir hafıza.
Saygı mı yoksa geçmişe.
Ben yine kendi içimde kavgalara yakalandıkça çözülemez yollara giriyorum.
Açık olamadım hiç bir zaman.
Kapatalım yine anılara gidelim. Çocukluğa, o sahile, o kasabaya inelim.
Güzel şeyleri düşünelim. Unutmayalım.
Olmamış sözler söyleyelim . Acıları koyamayalım bir noktaya. Ne zaman üzüntünün üstünü örtersen o zaman yeni hayata başlarsın mutlulukla.
Benim sorunum unutmaktan korkmak. Ya üstünü örtersem hatırlamazsam bir daha. En büyük ihanet değil mi bu maziye.
Sonuç olarak bizden bir dünya olmaz. Bir bataklık hayatımız.
Geçmiş var olsun ruhumuzda. Yeni anılara yer kalsın acısızca.
Unutulmasın yüzler, sözler, gözler. Silinmesin anılar, acılar.