Bunun dışında bin dört yüz kadar kitabını Kastamonu Kent Arşivi ve Kitaplığına, yüz elli kadar Atatürk’le ilgili kitabını Atatürk Araştırma Merkezi Kitaplıklarına, bine yakın kitabını TDK’ye, iki bin kitabı da Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırma Enstitüsüne bağışladı. Yine yaptığı bir bağışla UNIMA Türkiye Millî Merkezine bir daire alınmasını sağladı.
Nail Tan, 10 Aralık 1941’de Kastamonu’nun Araç ilçesi Kavacık köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Şeyhoğullarından Polis Memuru Remzi Tan ve annesi ev hanımı Rafiye Tan’dır. Başarılı bir öğrenim hayatı geçiren Tan, 1959’da Göl İlköğretmen Okulunu, 1960’ta Abdurrahmanpaşa Lisesini, 1962’de Bursa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünü, 1973’te Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünü,1983’te Millî Güvenlik Akademisini ve 1990’da Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.
1959-1960 yılları arasında Kastamonu’da Kavak Köyü İlkokulu Müdürlüğü, 1962-1965 tarihlerinde Van Alparslan ilköğretmen Okulunda Türkçe Öğretmenliği ve Müdür Yardımcılığı, 1970’te Mardin Kız İlköğretmen Okulunda Türkçe Öğretmenliği görevlerinde bulundu. 1968 – 1970 tarihlerinde Hakkâri ve Bilecik’te askerlik görevini yedek subay olarak yerine getirdi. 1970 yılında MEB Millî Folklor Enstitüsü Müdür Yardımcılığına atandı. 1973-78 ve 1979- 84 tarihleri arasında Kültür Bakanlığı Millî Folklor Araştırma Dairesinin Başkanlığını yaptı. Bu dönemde
Uluslararası Folklor Kongrelerinin toplanması, yurt çapında derlemelerin başlatılması, arşiv ve kütüphanelerin kurulup geliştirilmesi, araştırma yıllığı çıkarılması, yayınların artırılması, üniversitelere halk bilimi derslerinin konulması ve folklor açık hava müzesi kurulması gibi önemli faaliyetlere imza attı.
Tan, 1984- 88 tarihlerinde Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcılığı yaptı. Bu dönemde Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği korolarının ve topluluklarının kurulmasını sağladı. 1988- 97 tarihlerinde
Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosunda uzman olarak görev aldı. 1997 Eylül ayında Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürü olarak atandı. 1 Nisan 1998’de kendi isteği ile emekli
Rabbimiz bize Muhammedi bile demezken, peygamberin kendisi ve arkadaşları Muhammedi değilken, biz, falancı filancı, Hanefi, şafii, Maliki, Hanbeli, Sünni, şii, Selefi, Vehhabi, Süleymancı, Nurcu, Nakşibendi, Kadiri... gibi fırka, mezhep ve tarikat isimleriyle kendimizi adlandırmayı marifet saydık. Allah ve elçisinin şiddetle menettiği mezhepçiliği, hizipçiliği övdük durduk (6:159; 23:5256). Allah'ın kendisine verdiği "müslüman" ismini yeterli gören (22: 78,41:33) ve Kur'an'daki sıfatların dışındaki "müctehit, mukallit" gibi sıfatlara itibar göstermeyenleri sapık olarak damgaladık.
İkinci Hicri yüzyılda yüzbinlerce hadis uyduruldu. Allah'ın elçisine hadis yakıştırmanın moda haline geldiği bu yüzyılda 6:112 ayetinde tanımlanan kişiler kitaplar yazmaya başladı. Örneğin Buhari, kitabına aldığı 7200 hadisi yedi yüz bin hadisten elediğini itiraf eder. Buhari'nin itirafına göre kendisinin topladığı hadislerin %99 'u uydurmadır. Doğru hadis diye sunduğu hadislerin yalan oranı ise bundan pek farklı değil.
Mesela, sadece Kur'an'a uymakla ve hadislere itibar etmemekle suçlanan, devrindeki zalim sultanlar ve dalkavuk alimler tarafından işkencelere tabi tutulan Ebu Hanife'nin ölümünden sonra adına nisbet edilen mezhep katkılarla şişirilerek çok farklı bir hale sokuldu.