Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Mîde etrafında şekillenen hayatlar, zulümde sınır tanımaz. Ne Hakk'ın buyruğuna, ne de mazlumun çağrısına kulak verir. Yer, içer, eğlenir, dünyâyı zevk-ü sefâdan ibaret görür. Ölüm, Ahiret, Hesap, Mizan keyiflerini kaçırır. Bu yüzden hesâbı çağrıştıran kelimelere karşı nefretleri vardır. Orucu midenle olduğu gibi kalbinle de tut! Bir an gözün harama kayarsa bir ömür ızdırab duy! Emirde de, nehiyde de o derece samimidir ki, bu yolda canını vermekten imtina etmez. “Eğer bu nefis Allah’a isyan edecekse, bu bedene bu ruhu taşımak haramdır.” der, Hakk’a kurban olur. “Ey gençler topluluğu! İçinizden kim evlenmeye güç yetiriyorsa evlensin. Çünkü gözü haramdan en iyi koruyan, ırzı da en iyi muhafaza eden budur. Kim de evlenmeye güç yetiremezse oruç tutsun. Zira oruç onun için bir korunmadır.” Selef-i Sâlihîn namazda darılmaz, yorulmaz, "Bitse de dışarı çıksak..." demezdi. Bilakis, "Rabbimizin Kelâmı'na, O'nun âyetlerine muhatap oluyoruz" diye sevinirdi. Kur’ân-ı Kerîm’i okumak ibadettir. Eğer bu ibadeti edâ ederken daralıyor, yoruluyorsak, kendimize “Bu hâl nicedir?” diye sormalıyız.Bir tarafta Kur’ân okurken uykuları kaçanlar, sabahlara kadar gözlerine uyku girmeyenler; diğer tarafta ise Kur’ân-ı Kerîm’i eline alınca esnemeye başlayan modern çağın insanları... Ne kadar cazip teklifler alsa da "Faizli işlemlere devam ederseniz, Allah'a ﷻ ve Rasûlü'ne ﷺ karşı savaş açtığınızı bilin." 105 âyetini okur, sarsılır, "Seninle savaşmaktan sana sığınırım yâ Rabbi!" der. "Medine'ye yerleşmesinden vefatına kadar geçen zaman içerisinde Peygamber'in ailesi üç gün peş peşe buğday ekmeğiyle karnını doyuramadı.”¹⁰⁹ Yani Hz. Âişe (r.anha) "Hicaz'a adalet dağıtan, fukarayı doyuran Peygamber'in böyle bir evi vardı." diyor. Çünkü onlar Allah Rasûlü'ne (sav) nostalji olsun diye değil,
Bir Mekteptir Oruçİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20191,193 okunma
Linç İncelemesi = Linceleme (Delilere cevap vermek)
2/10
·172 syf.··
2025 47. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 14:22
Kendisi sürekli; "gerçeği bize şu vermez, bu vermez..." deyip duran, ama meditasyon ve zen-buda gibi öğretiler konusunda bir fanatik gibi savunma yapan, 1990'a kadar bir kanaat önderi gibi takılan Osho, istediği kadar samimi olsun, inandırıcı değil... Kitabın özü aslında çok eski bir yanılgının eseri. Yanılgı şu ki; "Duyularımız bizi yanıltıyor. O zaman sezgimize güvenelim." Bu fikir, presokratik filozoflarda da sokratik filozoflarda da değişik biçimlerde öne sürülmüştür. Bu fikir, dinlerin temelini atmıştır desek, çok küçük bir abartı ihtimali ile doğru söylemiş oluruz. Bu fikrin yanılgı olan tarafına gelirsek; "Ne yani sezgilerimiz bizi yanıltmıyor mu?" sorusunu soruyorum. "Gözlerimiz bazen ışık oyunlarına kanıp bir şeylerin yansımalarını başka bir şeye benzetiyor, o zaman inanması daha saçma olan bir şeye inanalım!" demek gibi bir şey bu. Bizi %60 ihtimalle yanıltan bir organizasyona sahibiz diyelim, %75 yanıltan bir organizasyonu buna tercih eder miydik? İstatistiğini tutmak zordur, evet, katılıyorum. O zaman bir de şu açıdan bakalım: Aktarılabilirlik! Duyularla algıladıklarımızı düşünsel bir süreçten geçirip bir başkasına yine duyular yoluyla aktarıyoruz. Oysa sezdiğiniz bir şeyi aktarma, (ki telepati bilmiyorsanız yine duyular yoluyla aktaracaksınız) aktarsanız bile aynı sezgiyi yaratmak mümkün mü? Oysa aynı (hemen hemen aynı) düşünmeyi oluşturmak mümkün. Kitapta anlatılan herşeye, yalnızca yukarıda yazdıklarımla cevap vermek yeterliydi. Başka hiçbir şeye gerek yoktu. Çünkü kendisi, çok eski, tartışılmış, pek çıkar yolu kalmayınca, mistikler dünyasında yerini almış, insanlığın ilerlemesine hiçbir katkısı olmamış, kimseyi memnun etmemiş, memnun ettiklerini de ayakta uyutmuş bu fikri tekrar tekrar ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyor değişik sayfalarda. Hâlâ bize
SezgiOsho · Ganj Yayınları · 2016411 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
REFORMİSTLERİN KIYMET-İ İLMİYYESİ...
8/10
·230 syf.·
Beğendi
·
2025 73. kitabı
Asıl adı "Yeni İslâm Müctehidlerinin Kıymeti İlmiyyesi" olan Musa Carullah Bigiyef'e Reddiye ismiyle basılan bu eser, Vahdet-i Vücud ekolüne bağlı olarak, Kafirlerin cehennemde ebedî kalmayacaklarını savunan Musa Carullah Bigiyef'in İlahi Adalet - Rahmet-i İlahiye Bürhanları adlı kitabını tenkid için kaleme alan; 20. asırda yetişmiş en büyük Ehl-i Sünnet âlimi Şeyhü'l-İslâm Mustafa Sabri Efendi, eserinin girişinde Reddiyesini kaleme aldığı Kazan'lı Musa Carullah Bigiyef efendiyi tanıttıktan sonra, kanaâtını şu cümlelerle belirtiyor: "Kendisini hüsn-ü niyet sahibi bir âlim ve hakiki bir Müslüman gibi hitap etmeyi arzu ediyorum. Kitabını kısım kısım tenkid ederken sözlerim biraz şiddetlenirse, münâzaranın tabiî cereyanına yorulmalı ve İslâm dininin, her şeyden, her hatırdan yüksek olan nem ve mevkiine bağışlanmalıdır." Girişten evvel'de (Küçük Bir İfade) başlığı altına eseri niçin ve hangi gaye ile kaleme aldığını şu cümlelerle ifade ediyor: Bu eserimi dikkat nazarlarına arz etmek istediğim okuyucular arasında; "Her iş bitti de hulûd (Cehennem azabının ebedîliği) meselesi mi kaldı? Bu bahsin tetkikine harcanan mesai daha mühim ve faydalı bir mevzuya hasredilebilirdi." diyenler olacağını bilirim. Fakat bu mesele Kazan'da pek büyük bir ehemmiyetle münâkaşa edildi. Güyâ eski âlimlerimizin kelâmla ilgili meselelerde, vaktiyle İslâm akaidini yanlış veya haksız yollara sevketmiş oldukları, bugünkü haleflerine karşı ruhlarını utandıracak surette anlaşılmış olduğuna dair, bahsin kahramanı Musa Bigiyef Efendi tarafından ileri sürülen iddialar ve ithamlar üzerine, şimdiye kadar Müslümanların akaid hususunda itimadını kazanmış olan kelâm âlimlerinin hukukunu müdafaa namına mesele başka bir ehemmiyet daha kazanmıştır. İkinci olarak, azabın ebedîliği (Hulûd) meselesi, mütefekkir ve mümessillerinden en kaygısızlarına kadar, istikbâl
Metafizik ve Mantık
Musa Carullah Bigiyef'e ReddiyeMustafa Sabri Efendi · Bedir Yayınları · 19987 okunma
5/10
·752 syf.··
2024 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2024 20:47
Merhaba arkadaşlar, hepimize mutlu akşamlar dilerim. Balzac serisini de bitirmek üzereyiz artık. Bu seri halinde farklı baskıları olan eserlerin birleşimi olan bir eser. Aynı zamanda okuduğum en etkisiz, iddiasız, tesirsiz, yorucu kitaplarından da biri yazarın. Bu puanı veriyorum ama bu etkilenmeme, bu kitabı yetersiz görme sebebim şimdiki ruh halimden yani psikolojimden mi kaynaklı -genel bir mutsuzluk hâkim- yoksa gerçekten de ısmarlama olduğundan etkileyici olmayan, tam manasıyla yetersiz ve gereksiz uzatılmış bir kitap mı, işte bundan emin olamıyorum. Ancak puanımız sabit. Daha fazlası yazara dahi hakaret olacaktır. İçerik ise, İki Şair, Taşralı Bir Büyük Adam Paris’te ve Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti bölümlerinden oluşur. Bunlar aynı zamanda ısmarlama diyebileceğimiz, borç içindeki ekonomik sorunlarla boğuşan yazarın borçlarını ödemek ve para kazanmak için kaleme aldığı ciltler haline bölünmüş birbiriyle bağlantılı yazılardır. Ancak burada da yazarın sıkça başvurduğu karşılaştırma ön plana çıkar. Mesela Lucien ve David karakterlerinin tam tersi mizaçlarda olması, Lucien’in epey yakışıklı ve alımlı olması; David’in ise oldukça çirkin ve fakir biri olması dahi bir çatışmanın aktarılması için yeterli nedenlerdir. Gerçek hayatta da mutlaka David gibiler vardır ve kim ne derse desin daima insanlar tarafından dünyanın en iyisi olsa bile ikinci plana atılacak kişilerdir. Burada hem kişisel çatışmaların hem de aynı yerde çalışan diğer insanların birbirinin kuyularını kazdıklarını ısrarla yazar gözümüze sokar. Günümüzde bile bunun böyle olduğunu, iş arkadaşlığının mesai biter bitmez sona erdiğini söyleyip duruyoruz. Bazı insanlar bunun böyle olmadığını, iş arkadaşlığının da çok değerli olduğu gibi söylemlerde bulunabilirler. Henüz iş hayatında kazık yememiş ve
Sönmüş HayallerHonore de Balzac · Notos Kitap Yayınları · 2019136 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2023 12. kitabı
Herkes sever Ahmet Murat'ı. Şiirlerinde nefesler vardır. İçinize üflenir. Masalsıdır. Masal kahramanlarına şiirler yazabilir. Ya da herhangi bir İslam sehrine. Dahası. Ben onun bu anlatışına kıymet veriyorum. Türlü imgelerle yormuyor, anlaşılmaz bir tını vurgusu görmüyoruz, hissetmiyoruz. Türkçe’ye yaslanıyor. Yunus gibi yaşlanıyor. Zor ama. Ama dilin dünyasından çıkmadan ulaşılacak anlam, sadelik imgesel dayatmayla varılacak anlamdan çok daha mühim olduğunu, biliyor. o berbat şarkıyı duymazsın artık o incelmemiş zevki, o tütün saran Türkçe’yi o kunt lügati, o sakil lehçeyi gibi. ya da;. yeşil otlar tartarken ovadaki rüzgârı bir yağmur otobüsünden bakıyorduk dışarı (Burada Mustafa Kutlu'dan yardım alıyorum.) "Ovadaki otlar yeşil. Hem yeşil hem uzun olmalı. Rüzgâr onları bir o yana bir bu yana sallamalı. Bu salıncağa takılacağız işte. Bir o yana, bir bu yana gide gele otobüsten, yoldan, yolculardan, yolculuktan çıkıp gideceğiz. İşte o zaman, zaman kaybolur. Biz onun elinden değil, o bizim elimizden tutar, gideriz." "Bir şey olur" ve "Bir kuş biter". Sanki zil çalmış mesai sona ermiştir. Bu yüzden herkes sokaklardadır. Herkes yanındakini dirseği ile dürter: Herkes dirseği ile yanındakini: neydi, neydi? İşte şiirin uyarısı. Ama ne olduğunu çıkaramayız. Bu muğlak atmosferde uyarılmış, olmamız yeter. Bir şiir bizi ikindiye taşır. İkindi çabuk gelir, çabuk geçer. Ömür gibi. İkindiyi kaçırmayın diyor şair. Yani gaflet perdesini kaldırın. "Sağına soluna çarparak bir şair bisikletiyle" ikindiyi kaçırmayın diyor. Şiir tahlili yapmak umutsuz bir çabadır. Ancak gerçek şiirden bize çarpan ve bir miktar aklımızı, daha çok kalbimizi tetikleyen noktalara değinebiliriz. Haliyle bunlar da muğlaktır :) Şiir "apaçık" da olabilir. "Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan Çocuk sesinden,
Bir Şair BisikletleAhmet Murat · Profil Yayıncılık · 2016300 okunma
KADINSIZ ERKEKLER, H.Murakami
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2023 12:18
Adı her yıl nobel için geçse de her ne hikmetse (!) bir türlü aday gösterilmeyen yüzyılımızın halen yaşamakta olan edebiyat ustalarından olan Murakami'den bir öykü kitabı: ‘’Kadınsız Erkekler’’ Her biri bir sebeple terkedilmiş erkeklerin birbirinden farklı 7 adet hikâyesinden oluşuyor. Kadınlar için; Terkedilen/aldatılan erkeklerin perspektifinden bakabilmek, terkedilmenin/aldatılmanın erkeklerin ruhlarında bıraktığı kalıcı yaraları anlayabilmek için okunabilecek bir ‘’Empati Kitabı’’; Erkekler içinse hayatlarında benzer duygular hissetmiş olabilecekleri türden bir kitap. Kadın-erkek ilişkilerini karşılıklı olarak empati şeklinde aktarıyor ancak sadece kadının erkeği aldattığı ve erkeklerin buna bir şekilde büyük ve acı bir olgunlukla sineye çekip sosyal hayattan izole halde huzurlu ve münzevi bir hayat yolunda başka bir yaşam alanına kaçtığı yalnızlığıyla mutlu olmayı öğrenen ya da bir şekilde yalnızlığı tercih eden yapıda bir kurgu var. Aldatan taraf olan kadınlar, genelde evli mutlu iken; erkekler ıssız adam modunda öyküde ilerliyor. Buruk bir hatıradan sonra oldukça incinmiş erkeklerin tercih edilmiş huzurlu/huzursuz yalnızlıklarını okuyacaksınız. Kitabı bölüm bölüm ele alalım: KİTAP BÖLÜMLERİ: Kitap içinde yedi farklı öykü bulunuyor. Kitap adını, son öyküden alıyor. Sırasıyla tek tek öyküleri inceleyelim: 1. Drive My Car Klasik bir Murakami girişi ile eser başlıyor: Esere ismini veren yine bir Beatles Şarkısı: ‘’Drive My Car’’ Kafuku adlı bir tiyatro sanatçısı ile ilk bölüm başlıyor. Kafuku, alkollü araç kullandığı için ehliyetine el konulmuş, bu sebeple kendisini işe getirip götürecek bir özel şöför aramaktadır. Bulduğu şöför Miyase adlı kaba-saba tavırlı, şehre çalışmak için gidip gelen ve fazla konuşmayı sevmeyen kasabalı bir kızdır. Düzenli olarak
Edebiyat
Kadınsız ErkeklerHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20255,1bin okunma