"bu dünyada ayrılığa denk olabilecek başka hiçbir felaket yoktur. sonunda gözyaşları aka aka ruhları yerinden oynatmasaydı, ayrılık, önemsiz, küçük şey sayılırdı belki. bilge kişilerden biri 'ayrılık ölümün kardeşidir' diyen adama, 'hayır' dedi, 'doğrusu ölüm ayrılığın kardeşidir' "
Kitap, içinde bolca anlaşma ve borçlanmanın detaylarını veriyor, çünkü temel amaç da zaten borçlanma yoluyla Osmanlı'nın nasıl emperyalist ülkelerin etkisine açıldığı, gümrüklerde bulunan kontrolün nasıl kaybedildiği, orduyu ve tarımı destekleyecek hazinenin boşaltıldığını anlatıyor.
Tabi ki bu durumda, maliyesini düzeltmeyen, bütçe açığını artıran, sanayisini geliştirmek için çalışmayan Osmanlı hükümetlerinin kabahati büyük ve bu da rakamlarla anlatılıyor.
Alınan borçların nasıl heba edildiği, alınan eski borçları ödeyebilmek için çok yüksek faizli yeni borçların alınması zorunda kalındığı.
Osmanlıdan Türkiye'ye kalan borçların nasıl ve ne şartlarla ödendiği de kitabın içinde. Eğer dedikleri gibi Türkiye Cumhuriyeti Osmanlıyı ret edecek olsa idi bu borçları zaten kabul etmezdi, ama Türkiye kurucu hükümeti bu borçları kendi borcu saymış ve ödemiştir.
Kısaca, Kitap dış borçlar ile nasıl bir ülke köle edilir, ülke kaynakları boşaltılır,nasıl yönetimi ele geçirilir bunu anlatıyor. Zaten adı da bu, yüzyıl süren cendere. Şu an içinde bulunduğumuz yıllar da maalesef bu kitap tekrar ediyor.