Çocuklar
Oğlan çocuklarına hep yapıldığı gibi çıplak resimlerini çektiler. Mesude Deniz'i makyaj için kullandığı bembeyaz pudra ile ovdu, üzerinde de biraz bıraktı, esmer Çocuk bir anda tuhaf bir akla büründü . Fotoğraf açılarını ve ışığı da ayarlayarak sonunda yamuk yumuk bacakları kıvrılmış pipileri dünyaya meydan okuyan teşhirciler gibi ortada, tam resim sırasında çalınan çıngırağa hayretle bakan ikiz bebek fotoğrafı elde ettiler. Sonra da bebekleri kucaklarına alıp ailece poz verdiler.
Sayfa 87 - Can·Kitabı okuyor
Hapishane ...
Mustafa kendini ranzaya attı,anında derin bir uykuya daldı, öyle derin ki ne ses duydu ne düş gördü,ruhu bedeninden uçup gitmişcesine uyudu da uyudu.Sabah ne koğuştakilerin konuşmaları uyandırdı onu,ne transistörlü radyodan çaldıkları türkü ,ne gardiyanın sesi,ne dışarıdan gelen belediye anonsları.Mesude bile aklına gelmiyordu.Hep böyle olurdu zaten ,o canlı kanlı insan denizde bir kayaymış,bir taşmış gibi garip bir biçimde donardı.
Sayfa 109 - Mustafa·Kitabı okudu
Reklam
Ah Mesude, ah zavallı Mesude,aklında tuttuklarıyla aklından olan Mesude
Sayfa 31
Ah Mesude, ah zavallı Mesude, aklında tuttuklarıyla aklından olan Mesude, unutuverdin şimdi bunca yıldır kendi kendine tekrar ettiklerini. Aynalara, günbatımlarına, göçmen kuşlara, deniz dalgalarına, koltukta bir işe yaramayı bekleyen kırlentlere tekrar tekrar anlattıkların, yıllar yılı hıfz ettiklerin, bu imtihan saatinde uçtu gitti şimdi. İhtiyarlıktan değil, kabahatli, kusurlu olmaktan, kahırla arlanmaktan bu halin senin. Ama çaresiz, hem kendini hem kalbini rahat bir ölüm döşeğine yatırmak için dahi olsa, konuşacaksın. Hiçbir muamma kalmayana, bugüne dek söylenmiş yalanlar, söylenmemiş hakikatler birer birer izah olunana dek...
Sayfa 27 - Hep Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Kemal'im Yapmaz. Yaptı Mesude
Fransız filozofu mösyö Gustave le Bon 1923'te yazdığı "Dünyanın Âdem-i Muvazenesi" adlı eserinde: "İngilizlerin Umumî Harb mütarekesinden sonra Hilâfeti yıkmak sevdasına düşmelerini, 250 milyon müslümanın dinî bağları ile bu büyük cemiyetin yücelttiği Halîfe'nin kuvvet ve önemini hakkıyla anlayamamış olmaktan doğan bir hata" olarak telâkki eder, İngilizlerin, siyasiyatta idealist olmadıklarını ve girişimlerinde bir engele çarpar çarpmaz hatalarında ısrar etmeyerek icabına göre derhal bir ric'at çizgisine mesleğini döndürme sanatında yektâ olduklarını söyleyen Fransız filozofu, adı geçen eserinde İngilizleri, bence, hakkıyla tarif etmek üzere siyasette idealist olduklarını ve lâkin idealist görünmemekteki maharetleri icabından olarak gayelerine ulaşmak için takibine başladıkları yolda ısrarlı olmayıp lüzumunda yol değiştirmeyi suhuletle kabul etmek mesleğinde olduklarını söylese daha fazla işin özüne uygun olurdu. İşte İngilizlerce Hilâfeti yıkmak bir idealdi. Onun için, kendi elleri ile, kendi kuvvetleri ile bu maksada ulaşmak güç veya zor olduğu anlaşıldıktan sonra, bu kitabın yazılış tarihinin idrak edemediği bir zamanda Hilâfeti, Mustafa Kemal'e yıktırmak yoluna giriştiler. Ve muvaffak oldular. Umumî Harp'ten mağlup çıkan Türkiye'nin Hilâfeti haiz olan Padişah'ını ve Padişah hükümetini, Türkiye'nin Umumî Harp'e iştirakte medhali olmadıkları halde, mağlubiyetin sorumluluğu altında acze düşürmek... Halîfe hükümetiyle Türkiye'nin çıkarlarına oldukça uygun bir sulhe yanaşmadıktan başka Anadolu'da devam eden Mustafa Kemal harekâtından da İstanbul'daki Halîfe hükümetini sorumlu tutarak, sulh şartlarını gittikçe ağırlaştırmak... Ve el altından Mustafa Kemal ile anlaşarak Türkiye nam ve hesabına müsaadeleri ona va'detmek ve kendisini bu suretle Halîfe'nin şahsına karşı
Sayfa 99·Kitabı okuyor
Atatürk
Reklam
Reklam