Aydın Aslında Kötü ve Vicdansız Biri mi?
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Film Aydın’ı vicdansız ve mülkiyet sahibi bir üstten bakışla okusa da Aydın ve Nihal birbirinin zıttı iki karakteri temsil etmektedir. Metaforik olarak Aydın’ı bedenin beyni Nihal’i ise kalbi olarak düşünebiliriz. Aynı çatı altında yaşamış olsalar bile Aydın geçmişinde büyük şehirin kaotikliğini ve çıkarcılığını görmüş Nihal ise köy yaşamında iyiliğin kurtarıcı gücüne inanan farklı bir perspektifle hayatını idame ettirmektedir. Aydın’ın hayır işlerine yaklaşımının şüpheci ve sistemli oluşu eleştirilse de aslında kısmi noktalarda doğruluğu yansıtmaktadır. Aydın’ın yardıma muhtaç kiracılarından Hoca Hamdi ile arasında geçen “Keşke benim de kendimi kandırma eşiğim seninki kadar düşük olabilseydi.” Diyaloğunu Bourdieu’nun kültürel sermaye ve sembolik şiddet kavramları üzerinden okumak mümkündür. Aydın, okumuşluğu, tiyatrocu geçmişi ve entelektüel birikimiyle yani kültürel sermayesiyle hayata sorgulayıcı, şüpheci ve yukarıdan bakmaktadır. Bu sebeple mevcut duruma yaklaşımı Köyde hocalık yapan Hamdi’den daha entellektüeldir. Hamdi ise köy hayatında yoksulluk gibi zorlu bir ekonomik mücadele vermiş ve daha vicdan temelinde olaylara yaklaşmaktadır. Aydın’ın bu söylemi Hamdi’yi Sembolik olarak “cahil ve kendini kandıran” damgalamasına maruz bırakmaktadır. Aydın; odasında gazetede köşe yazıları yazan, evli, kız kardeşi ile yaşayan, yardımcıları bulunan ancak yalnız bir adamdır. Bu yalnızlık onu köşe yazılarının dışındaki dünyaya yabancılaştırmıştır. Nihal genç yaşta kendisinden yaşta büyük biri ile evlenmiş elinde yalnızca yardım ve hayır işleri bulunan yalnız ve yıllarını boşa geçirdiğini düşünen ancak kolaya kaçmayı seçen bir kadındır. Bu iki karakteri Gramsci’nin "Geleneksel Aydın" ve "Organik Aydın” kavramları ile açıkladığımızda Aydın, kültürel sermayesi ve gelenekselliğe
Film
Kış UykusuNuri Bilge Ceylan · Doğan Kitap · 044 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 3. kitabı
Bu kitap uzun zamandir okudugum en guzel kitaplardan biriydi...Saglikli yasam ile ilgili kitaplari okumayi zaten cok severim.Kitapta onerilerin mantigi o kadar iyi bir sekilde aciklanmis ki bu zamana kadar kafamda oturmamis bayagi seye cevap verebildim.Aralikli orucu ben de cok severim ama bu kitapta bunun temelini daha iyi anladim. Bu kitapla birlikte; - Daha cok su icmeye ozen gostermeye, -Daha erken uyumaya, -Uyurken göz bandi kullanarak isigi minimize etmeye, -Aksam ogununu daha erken saatte kapatmaya, - Ögünler arasinda zaman olarak mesafe birakmayi, devamli bir sey yememeye, - Daha saglikli ve az beslenmeye karar verdim.İnşallah muvaffak olabilirim. :)
Longevity PlanıAyşegül Çoruhlu · Kronik Kitap · 2024345 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·43 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 03:27
"Savaş Sanatı" savaş rehberi gibi düşünülse de, insan doğasının en çıplak hâliyle çözümlendiği, iktidar, akıl ve sabır üzerine kurulmuş zamansız bir metindir. Sun Tzu, savaş meydanını anlatırken aslında insan zihninin karanlık ve hesapçı kıvrımlarını ifşa ediyor. Kitap, niyetlerin ve algının nasıl yönetileceğini anlatıyor. Eser savaşın romantize edilmesini değil, gereksizliğini ve maliyetini soğukkanlı bir dille izah ediyor. Sun Zi için en büyük zafer, savaşı kazanmaktan ziyade, savaşa hiç girmemektir. Düşmanı alt etmenin yolunu onun zayıflıklarını keşfetmekle değil, kendi hatalarını minimize etmekle olabileceğini çarpıcı bir üslupla anlatıyor. Günümüz dünyasında da iş hayatında, siyasette ya da bireysel ilişkilerde; insan rakibini yenmeye odaklanırken, kendi zaaflarını göz ardı ediyor. Sun Zi’ye göre en büyük yenilgi, insanın kendi içindeki düzensizliktir. Eserin diline sert bir gerçekçilik hâkim. Duygusallığa yer yok, merhamet bile bir stratejiye indirgeniyor. Sun Zi’nin strateji anlayışı, doğrudan çatışmayı kabul etmiyor. Ona göre en iyi komutan, düşmanı savaşmadan teslim alandır. Bu düşüncesi modern dünyada manipülasyon, algı yönetimi ve psikolojik üstünlük kavramlarıyla birebir örtüşüyor. Bu nedenle "Savaş Sanatı" askerî bir metin gibi yazılmış, güç kullanım kılavuzudur. Kitapta sıkça vurgulanan “bilgi” kavramı sıradan bilgi değildir; bu, hem kendini hem de karşı tarafı tanımaya dayalı bir farkındalıktır. “Kendini ve düşmanını bilirsen, yüzlerce savaşı kaybetmezsin” fikri, insanın kendi sınırlarını ve potansiyelini bilmesi gerektiğini ima ediyor. Eser, stratejik olduğu kadar felsefidir. "Savaş Sanatı" disiplinli bir zihnin manifestosudur.
1000Kitap
Savaş SanatıSun Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202649,5bin okunma
Yok edilemeyen bir vicdanın metaforu : Dorian Gray’in portresi
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 14:27
Dorian Gray’in Portresi, benim için güzellik ve hazdan çok, vicdandan kaçmanın mümkün olup olmadığını sorgulayan bir roman. Hikâye ilerledikçe portre, yalnızca bir sanat eseri değil; Dorian’ın görmezden gelmek istediği ahlaki yükün sessiz bir tanığına dönüşüyor. Dorian, portresindeki değişimi vicdanının ve eylemlerinin sonucu olarak gördükçe, ondan kurtulma arzusu daha da güçlenir. Portre çirkinleştikçe, onunla yüzleşmekten kaçmak ister; bu nedenle onu görmeyeceği bir yere göndererek vicdanını yok saymayı dener. Ancak her defasında Lord Henry’nin haz merkezli düşünce dünyası, Dorian’ı yeniden sorumluluktan uzak bir yaşama çeker. Vicdan bastırılır, ertelenir; fakat hiçbir zaman ortadan kalkmaz. Dorian Gray’in yaptığı kötülükleri portreye yüklemesi, vicdan ve onun getirdiği sorumluluktan kaçma isteğinden doğar. Yaptığı her eylemin izini kendi benliğinde değil portrede görmesi, suçla kurduğu ilişkiyi nesneleştirmesine olanak tanır. Böylece Dorian, yaşayacağı vicdani yükten duygusal olarak uzaklaşmaya çalışır; tüm çirkinliği portreye aktarması da bu kaçışın en somut biçimidir. Bu yönüyle roman, bireyin sorumluluğu dışsallaştırarak kendini aklama çabasını ele alır ve bu yönüyle Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan kitabında görülen ahlaki kaçışla benzer bir zeminde buluşur. Dorian Gray’in Portresi, karakterlerin ruhsal derinliklerine inmeyi amaçlayan bir roman olmaktan çok, karakterleri düşünsel temsil olarak ele alan bir anlatıdır. Wilde, bireysel psikolojiden ziyade ahlak, estetik ve sorumluluk kavramları etrafında kurulan bir fikir çatışmasını merkeze alır. Dorian “kötü” bir hayat yaşamış olsa da içindeki iyiyi tamamen kaybetmek istemez. İyi yaşamaya çalıştığı anlardan sonra portredeki yüzün değişimini merak etmesi, vicdanın bütünüyle susturulamadığını gösterir. Bu
İnceleme
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,1bin okunma
4/10
·128 syf.··
2026 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 00:00
Ganeşa Yayınevi’nin düzenlediği 2. Mitolojik Öykü Yarışması’nda dereceye giren ve finale kalan öykülerin bir araya getirildiği Mitolojik Öyküler 2, farklı coğrafyalardan ve inanç evrenlerinden beslenen geniş bir anlatı yelpazesi sunuyor. Kitapta Türk, Hellen, Sümer, Pers, İbrani ve Bharat mitolojilerinin yanı sıra tarihsel dönemler ve postmodern yorumlarla harmanlanan düşsel kurgular yer alıyor. Ancak metinler arasında özgünlük, kurgu derinliği, anlatım dinamizmi ve mitolojik malzemenin işleniş biçimi açısından belirgin farklılıklar göze çarpıyor. Öteki Göz (İkinci) (Emrah ERTOK); Tepegöz evreninde geçen insanlığın kusurlardan daha çok aklın ön planda olduğunu vurguyor. Eksik ve kusurlu insanların aslında akıl ve kalbin sağlıklı olması ve bilmemezliğin sonucunda diğer gözünde olan Nannar, ateş düştüğü yeri yakar atasözünün anlamını bir kez daha okurlara somut bir şekilde etkileyici öğretildi. Türk kültüründe rahip kavramı yoktur. Onun yerine şaman, kam ve baksı gibi kavramlar vardır. Kalem, bu evrende neden tepegözlerin liderlerine rahip diye kurguladığını bilmemek yeniliklerden biri olsun diye eklemiş olabilir. Öykünün sonunda kuyruğu ısıran bir yılan paradoksu içinde olduğunu görüyoruz Nannar'ı. Belki de sağlam haline akıl vererek aynı hataları yapmadan bu döngüyü kırmasına vesile olur. İsmet’in Kısmeti (Eylül İDEMEN DOĞRAMACI); Tanzimat Döneminde geçen düşsel kurgu bir öyküdür. Öyküde denizkızı olan Bahriye'nin İsmet adındaki Törüngeyoğlu ile evliydi. Fatma da kocası işe gidince o da pencere önünde oturup dışarıyı izlerken feraceli Bahriye'yi gördü. Gece gece dolaşan bekçiler, gece vakti Bahriye'ye nereye çıktılarını sordular. Onlar da gece hava almaya çıktığını söylediler. Meraklı olan Fatma da onların arkasında gitti çünkü ışık saçan bu çiftin gizemini
Fantastik Kurgu
Mitolojik Öyküler - 2Kolektif · Ganeşa Yayınevi · 20252 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 2. kitabı
“Yanında in geçtiğimiz her bina ya hasar görmüş ya da yıkılmıştı. Gazze’nin hala zarar görmemiş yerlerini görmüştüm. Abbas özellikle bana yanlış bir gerçeklik duygusı mu vermeye çalışıyordu.” Yıkımı minimize etmek, “Aslında o kadar da kötü değil” algısı yaratmak ve bu kadar politik bir duruş sergilemek. Anlatıcı kendini “uyanık”, karşıyı “manipülatif” konuma koyuyor. Yıkımı istisna, sağlam kalan yerleri kanıt gibi sunuyor. Somut yıkımı yaşayan bir Filistinlinin deneyimini manipülasyon olarak çerçeveliyor. Failin (İsrail’in) eylemleri tartışılmıyor. Mağdurun (Filistinlinin) anlatısı şüpheli ilan ediliyor. Filistinli sesi kullanarak Filistin deneyimini yumuşatıyor. Bu, acıya mesafe koymuş bir anlatıcının vicdan rahatlatma manevrası. İsrail’in Gazze’deki yıkımını sorgulamak yerine Filistinli tanıklığı itibarsızlaştıran ve soykırımı yapısal olarak görünmez kılan sorunlu bir anlatı tercihi.
Badem AğacıMichelle Cohen Corasanti · Pegasus Yayınları · 20154,645 okunma