Evet, İstanbul; bir kadın, iki kıtaya omuzlarını yaslamış çok da güzel bir kadın. Ve hiç yaşlanmayan yıllar geçtikçe güzelliğine güzellik katan şarap misali bir kadın.
Alıntı
“…kanatları her an başka renge çalan kelebek misali etrafımda dönüp duran hayalle ne yapacağımı öğrendim.”
Sayfa 83·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Her şey boş, her şey acı yeryüzünde hiçbir şey kalıcı değil. O zaman döndüm ve bilgelik, akıllılık, delilik nedir diye düşünmeye başladım. O zaman gördüm ki, bilgelik delilikten üstün, ışıkla karanlık misali. Bilge kafasıyla görürken, deliler karanlığa koşuyor. Ve anladım ki, herkes aynı. O zaman, içinmden şunlar geçti: Delinin hali benimki gibiyse, ben ne diye bilgelik peşindeyim? O zaman içimden dedim ki, bu da boş. Çünkü bilge kişiler hep hatırlanmıyor, deliler de öyle ve gelecek günler her şeyi unutuyor. Bilge nasıl ölüyorsa, deli de öyle ölüyor. Bu sebeple yaşamaktan tiksindim.
Hayat kendi yolunu çizer hep; yatağından edilince hemen bir yenisini kazan nehirler misali.
Sayfa 160 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
‘’ Yalan öğrenildikten sonra söyleyenin dilini öldüren bir çeşit zehirli sarmaşık misali ağzından dışarı sarkar, öyle kalır.’’
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
İnsan, tâbiatı gereği toplum halinde yaşar. İnsanlar yaşama araçlarını sağlamak için birbirlerine karşılıklı yardıma, işbölümüne muhtaçtır. Bu da ancak toplum haline geçmekle mümkündür. İnsanlar, kendi hallerine bırakılırsa, aralarında çatışma ve düşmanlık ortaya çıkar ki, bu da karşılıklı yardımlaşma imkânını ortadan kaldırır. Bu yüzden önlem ("tedbîr") gerekir. Her insanı, kendi yeteneğine göre yerinde tutmak, kendi hakkına razı etmek ve başkasının hakkına saldırmasını önlemek gereği "tedbîri" gerektirir. Bu, toplumda karşılıklı yardımlaşma ve düzenin temel koşuludur. İşte bu çeşit tedbîre "siyâset" denir. Tedbîr, kutsal dogma (hikmet) esasına göre olursa, ona "siyâset-i ilahî" denir, onu Peygamber koymuş olup Şerîatten ibarettir. Tedbîr, yalnız akıl esasına dayanırsa "siyaset-i sultanî ve yasag-i pâdişahî derler ki, ona örf de denir", Cengiz Han yasası gibi (Tursun Bey bu misali kendisi zikreder).
Sayfa 239 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih