Tanrı benimle ne kastetmiş olabilir?
Puan vermedi
Kierkegaard bizlere şu soruyu sorar: “Tanrı benimle ne kastetmiş olabilir?” Bu soru yalnızca teolojik bir merak değildir. İnsan hayatının bir noktasında kendi varoluşuna yönelttiği en derin sorulardan biridir. Hermann Hesse’nin *Narziss ve Goldmund* romanı da bu sorunun edebi bir yankısı gibidir. Roman iki karakter üzerinden iki farklı varoluş biçimini görünür kılar. Narziss düşüncenin, düzenin ve formun insanıdır. Dünyayı anlamlandırarak kavrar; onun yolu aklın ve disiplinin yoludur. Goldmund ise yaşamın akışına daha yakındır. O dünyayı deneyimleyerek, hissederek tanımaya çalışır. Biri dünyayı düşüncenin içinden kurar, diğeri onun içinden geçer. Ancak Hesse’nin kurduğu karşıtlık basit bir karşıtlık değildir. Çünkü insan yalnızca tek bir yoldan oluşmaz. Her insan kendi içinde bölünmüş bir varlıktır. Lacan’a göre özne hiçbir zaman kendisiyle tam olarak örtüşmez; insan her zaman kendi içinde bir eksiklikle, bir yarıkla yaşar. Goldmund’un hayatı boyunca aradığı şey belki de tam olarak budur: kendi içindeki o eksik parçayı, o kayıp merkezi bulma çabası. Bu düşünceye daldığımız zaman romanın en vurucu anlarından biri Goldmund’un bir Meryem Ana heykeliyle karşılaştığı sahnedir. O ana kadar hayatı yalnızca yaşayan bir karakter olan Goldmund, o heykelin karşısında ilk kez kendi varoluşuna bakar. Sanki hayatının dağınık anıları bir biçim kazanır. Belki de sanat tam burada doğar: yaşanan hayatın bir anlam aramaya başlamasında. Bu sahne aynı zamanda Leibniz’in monad kavramını da bizlere anlatır. Monadlar birbirine doğrudan dokunmaz; her biri kendi içinden bütün evreni yansıtır. İnsan da biraz böyle bir varlıktır: kendi kapalı iç dünyasının içinde yaşar ama yine de bütün bir hayatı kendi deneyimi üzerinden anlamlandırır. *Narziss ve Goldmund* bu yüzden yalnızca iki
1000Kitap
Narziss ve GoldmundHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20251,814 okunma
Puan vermedi·380 syf.··
2026 6. kitabı
Uzun zamandır tahlilini zevkle yapacağım bir esere denk gelemiyordum. Ancak Macit Gökberk’in felsefenin gelişimi üzerine kaleme aldığı bu eser, bu boşluğu doldurdu. Eser iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda Gökberk’in ele aldığı felsefenin kronolojik seyri yer alıyor. Yani Antik Çağ’dan başlayıp modern döneme uzanan bir felsefe evrimi işlenmiş. İkinci kısımda ise tekrar Antik Çağ’a dönülmüş; ancak bu kez Gökberk’in yorumundan ziyade, doğrudan bahsi geçen filozofların eserlerinden kesitler paylaşılmış. Yani hangi filozof hangi eserinde ne söylemişse, buna dair birkaç sayfalık anlatılar yer alıyor. Gökberk’in bu alıntıları, muhtemelen filozofların özdeşleştiği temel konular üzerinden seçtiğini düşünüyorum. Bunu Leibniz’de monad, Hume’da nedensellik, Locke ve Hobbes’ta doğal hukuk konularını işlemesinden anlıyorum. Son olarak şunu belirtmeliyim ki bu eser, felsefeyi derinlemesine inceleyen okurlar için daha uygun görünüyor.
Felsefenin EvrimiMacit Gökberk · Milli Eğitim Basımevi · 197935 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·168 syf.··
2025 15. kitabı
Meraklısına denir ya tam da öyle, şimdiki zamana pek uygun değil içindekiler, Descartes sonrası "Monad" lar üzerine felsefi düşünce haritası çıkartmaya çalışmış ve o dönemdeki konuyla ilgili mektupları da içeren bir kitap. Okuması zor ve üzerine düşününce de pek anlam ifade etmedi bende, atomlara benzettim anlatmaya çalıştığı töz taneciklerini fakat bazılarının yer de kaplamaması işleri karıştırdı, Dönemine göre felsefenin gelişim adımlarını takip etmek isteyenler okuyabilir diyelim
Felsefe
MonadolojiGottfried Leibniz · İş Bankası Kültür Yayınları · 2019455 okunma
Puan vermedi·255 syf.··
2025 14. kitabı
Sanata perspektif açısının gelmesi; düşüncedeki değişimden kaynaklanır. Düşüncenin moderlenleşme sürecinde, bir anıya odaklanılmıyor, sürece odaklanılıyor zamanla. Varlığı poz veya kesitle değil kesitlerle oluşturuyor. Galilo'nun modern fiziği kurmasıyla serbest düşmeyi hesaplamasıyla bu dönüşüm gerçekleşti. Bu sanata da yansıdı. Sanat doğanın taklitidir. Aristonun Anoloji formülüdür bu. Descartes "kuşku duyuyorum, öyleyse düşünüyorum, öyleyse varım" diyor. İnsan tanımını değiştirerek politika, felsefe ve sanatta değişime gidiliyor, öznelliğe yöneliniyor. Rönesans döneminde perspektif fikrinin felsefi düzeneği Descartes, Spinoza, Leibniz'le geliyor. Evrenin merkezine insan konuluyor. İnsan düşündüğü ölçüde sonsuzlukta yer bulabilir. Descartes kesin bilgiye ulaşmak icin filtreleme metodunu kullandı. Ama bunu sonluluk içinde yaptı yani bir sınır koydu, kötü elmaları sepetten çıkarıp iyileri ayıkladı. Bu noktada Leibniz Descartes'i eleştirdi. Çünkü elmaların sonsuz olduğunu vurguladı, bu yöntemin sığ olduğunu söyleyerek eleştirdi. Descartes makro düzeninden bahsetti, Leibniz ise aynı zamanda mikro düzenin içinde de sonsuzluğun olduğunu, bunların kendi içlerinde birçok kompozisyon oluşturduğunu açıkladı. Bunun barok sanatında etkisinin görüldüğünü söylüyor. Bu kompozisyonun birçok bakış açısını geliştirdiğini, Leibniz'in evren tasarımının bu tür kompozisyon olduğunu söylüyor. Ronesans resimlerinin ana temalarında ilahi temalar var. Poz verme, anı verme. Barok dönemi kompozisyon, naturmort karşılaşma, rastgele bir araya gelen bir perspektif. Sonsuz dünyalarin, karşılaşmaların kombinasyonu ve karsılaşılmayanların da sanata yansıması. Barok çağı ile empresyonistler arasında bağ var. Bu sefer nesnelerin bakış açısından resmediliyor. Kübizm bu şekilde doğmuş. Hoşlanmanın temel
Sanat ve ArzuUlus Baker · İletişim Yayınları · 2020412 okunma
9/10
·554 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Yazarın ilk romani olmasına karşın oldukça başarılı bir kurgusu var. Üzerinde çalışılmış ve epey kafa yorulmuş bir fantastik kurgu. Teknik hatalar okunmasını zorlaştırıyor ama yazarla tanışmaya değer. Ana karakter Ezra'nin kahramana dönüşünü heyecan ve merakla okuyorsunuz. Final ise tatmin edici.
Edebiyat
MonadOkan Koşar · Vova Yayınları · 202512 okunma
Monad
10/10
·554 syf.··
Beğendi
·
2025 56. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 20:28
İstanbul’da yaşayan, sıradan bir akademisyenin dünya düzenini kökten değiştirecek hikayesi. Felsefi sorgulamaların öne çıktığı kitapta, inanç, sistemler, iktidar ve insan doğası temaları işlenmiş. Dini ve mitolojik öğelerin karışımıyla dolu eserde düşünsel derinlik hakim. Kurgu oldukça ilgi çekici ve ilk sayfalardan okuyucuyu alıp düşünmeye sevkediyor. Günümüz Türkiye’si ve dünyasıyla benzeşik sistem yapılanmalarına dikkat çekmiyor değil. Beni en çok etkileyen ve altını çizdiğim, bu benzeşikliklerin yazar tarafından da çok doğru tespit edilmiş olması oldu. Film tadında sürükleyici kitabın okunmasını tavsiye ederim. Okuyucusu bol olsun.
1000Kitap
MonadOkan Koşar · Vova Yayınları · 202512 okunma