Karanfiller -Ahmed Hâşim'le birlikte.. güller- ve Yahya Kemal.. mor menekşeler- Yunus ve peşinde Karacaoğlan çetesi. Aman Allahım, adam çıldıracaktı; ve, caktı'sı lâf, çıldırmıştı: Bir tekme, bir şangırtı, bir şungurtu.. bekçi düdükleri ortalığı birbirine katarken bizimki tabanları çoktan kaldırmış, iki saçak ötesinde bir saçak altında soluk soluğa -ve biraz da aptal- ne oldu diye düşünüyordu. Ve elinde bir tek gül bile yoktu üç saat sonra işine gitmek için yollara düşecek sarışınına vermeye.Hayır, hem de yüz bin kere hayır: Bir broş veya pırlanta bir yüzük değil, sadece bir demet gül.. veya ne bileyim ben, bir deste menekşe işte. Onlar, hem de öyle öbek öbek ve vitrinde dursun da, vitrinlerde dursun da o, sarışınına daha dinç, daha güçlü dünyaların yarınki anasına bir tekini götürmesin ha? Nasıl basılmaz tekme o camlara, siz söyleyin?Adam o geceyi her hatırlayışında çocuksu güler ve; "gangsterliğim de vardır benim" derdi. Şimdi ise heyyi hey diye bağırmak istiyordu.. ciğerlerinin bütün gücüyle.
Hayatının en mutlu gününü hatırlıyor musun? Ya en hüzünlü gününü? Hüzünle mutluluk birleştirilip koyu mor bir duygu yaratılabilir mi diye düşündün mü hiç - iyi değil, kötü de değil, sadece hayatını öyle ya da böyle yaşamak zorunda kalmadığın için harika olan bir duygu?
Artık hiç sabah olmayacak yavrum
Bitkin gözlerime son bir defa bak
Bir daha o yerden gün doğmayacak
Bu mor gecelerde kayboldu ruhum
Artık hiç sabah olmayacak yavrum