"İNSAN(LIK) KURTULUŞ"
"İnsan her yerde yaşayabilir. Lakin sadece sevdiklerinin olduğu yerde huzurlu ve mutlu ölebilir. İşte biz oraya 'Vatan' diyoruz..."
Kara sevda nedir bilir misiniz siz?
İnsanı yakar, küle çevirir… Ama bazen o küllerin içinden yeni bir diriliş doğar.
Bazen bir insanın içinde büyür bu yangın, bazen bir milletin yüreğinde.
Kimi zaman bir aşka, kimi zaman bir vatana tutuşur kalp…
Ve bu yangın, eğer ki doğru ellerde tutuşturulmuşsa, bir ulusun kaderini değiştirir.
“Kara sevda nedir bilir misin sen…?” diyerek başlıyor metin; adamı yakıp küle dönüştüren, sonra küllerden yeniden doğmayı öğreten o yoğun duyguyu sonuna kadar hissediyoruz.
Bu kara sevdayı etrafında büyütüp, insanlığın küllerinden nasıl alevler çıkabileceğini inanılmaz bir ustalıkla işlemiş yazar satır aralarında.
Kurtuluş Savaşı dönemini merkezine alan ve Anadolu’da yaşayan sıradan halkın gözünden vatan mücadelesine duygusal ve manevi bir bakış sunan tarihi bir roman.
1919’da Yunan işgaline karşı koyan köy halkına, özellikle Cumalar Köyü imamı Hacı İsmail ve etrafındaki insanlara şahit oluyoruz.
Denizli'nin Çivril ilçesine bağlı Cumalar köyünde yaşayan yaşlı bir imam olan Hacı İsmail’in gözünden anlatılıyor hikâye. Ve onun kadar sessiz ama bir o kadar da “ses getiren” bir başka karakterle, mor çiçekli, koca burunlu, pis ve çirkin görünümlü ama tertemiz yürekli bir meczup ile tanışıyoruz. Bu ikilinin yolları, yalnızca düşmana değil, umutsuzluğa ve yılgınlığa karşı da verilen bir direnişin temsilcisi hâline geliyor. Müezzini Eşref ve oğlu gibi benimsediği Deli Emin ile birlikte, Vahdettin hükümetinin işbirlikçi politikalarına karşı dimdik durarak vatan savunmasına girişiyorlar. Silah yok, ayakkabı yok, yiyecek yok… Ama iman var, Allah var, gam yok!
Açlıkla, yoklukla boğuşan halk,
Ölüm