Aşk, nasıl yorumladığına göre tanımlanır. Bir zamanlar evliliklerde belirleyici rol duygular değildi; maddiyat, toplumsal olanaklar ve üreme ön plandaydı. Modern çağda aşk, duygularla salt belirlendiği için zorlanmalar başladı. Romantik aşktan ziyade nefes alan aşk insanlara huzur vermeye başladı.
1.Bölüm:
Aşkın hala icabı ve gereği var mı?
Aşk, sadece insanlar arasında değil, toplumda, dinde, doğada var olan bir duygudur. Mutlu tesadüflere dayanıyordu aşklar, ama bu başlangıcı sağlasa da devamlılığa yetmiyordu. Her aşk ilişkisinin kendine özgü "mutluluk anları" keşfedilmelidir; leziz yemekler, hoş sohbetler, tutkulu geceler..
2. Bölüm: Aşk yapmak;
Erotik karşılaşmanın pembe saatleri
Aşkın bedensel düzlemde anlam yaratabilmesi 5+2 duyuyla ilişkilidir.
5 duyumuz olan ötekini görme, duyma, koklama, öpüşmenin tadını alma ve ona dokunmanın ardından 6. duyu olan devinme; onunla dans ederken oluşan devinmedir. 7. duyu olan hissetme, onu içinde hissetmeyle bağlantılı olarak hem duygusal, hem bedensel hem de düşünceseldir.
Aşk duygu olmanın dışında, bedensel duygusallık, bilgi, kültür, iletişim yeteneği ve keşiş olabilmedir.
3. Bölüm: Aşkı hissetmek;
Güçlü duygularla dolu kırmızı saatler
Ruhsal düzeni oluşturan duyguların dilidir. Duygusal yoğunluk anlarında; olumlu-olumsuz duygular iç içedir. Duygular bastırılmadan nefes almasına olanak tanınırsa aşk hep canlı kalır. Hem duygular içinde yüzebilir hem de duyguların yoğunluğunda boğulmamak için, ruh kaslarını hareket etmeyi öğrenen bir yüzücü olmak gerekir.
4. Bölüm: Aşkı düşünmek;
Düşünce alışverişinin mavi saatleri
Aşk kırmızı saatlerde yoğun duygularla yaşarken mavi saatlerde de sohbet eşliğinde de düşünce boyutunda yaşayabiliriz. Düşünce alışverişinde bulunurken birbirimizin ağlama duvarı veya bal peteği olabiliriz.