Türkiye'de petrol arama amacıyla ilk derin kuyu 1933 yılında, yasayla kurulan "Petrol Arama ve İşletme İdaresi" tarafından açılmıştır. İlk ticari petrol keşfi ise 1940'da Raman sahasındaki Raman-1 kuyusunda gerçekleştirilmiştir. Ülkedeki petrol arama çalışmaları 1942 ile 1958 yılları arasında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) kurulmasıyla birlikte hızlanmış ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Raman ve Garzan sahaları keşfedilmiştir. Bu keşiflerin ardından 1954 yılında, yeni bir Petrol Kanunu çıkarılarak yerli ve yabancı şirketlerin de petrol arama ve üretim çalışmaları yapmalarına izin verilmiştir. Türkiye'de petrol aramacılığının başlamasından itibaren bugüne değin bin 118 arama kuyusu, 467 tespit kuyusu, bin 284 üretim kuyusu, 30 enjeksiyon kuyusu ve 81 jeolojik inkişaf kuyusu olmak üzere 2 bin 980 kuyu açılmıştır ancak istenilen petrol rezervlerine ulaşılamamıştır. Bu durum da Türkiye'yi petrol ve türevleri açısından neredeyse tamamıyla dışa bağlı bir ülke haline getirmiştir. Türkiye'deki en yüksek petrol ürünleri zamları, 1988 yılında gerçekleşmiştir. Aynı yıl içerisinde altı kez zam gören petrol ürünleri, on iki ay sürecinde yüzde lO0'ün üzerinde bir artış göstermiştir. Üstelik bu artış, dünya piyasalarında petrolün varil fiyatının 11,8 dolara kadar gerilediği bir ortamda gerçekleşmiştir. Yılbaşında 358 Türk Lirası olan normal benzin yıl sonunda 750 Türk Lirası'na, 378 Türk Lirası olan süper
benzin 800 Türk Lirası'na, ve 3 bin Türk Lira'sı olan tüpgazın fiyatı da 6 bin Türk Lirası'na çıkmıştır. Böylece normal benzine yüzde 109, süper benzine yüzde 111 ve tüpgaza da yüzde 100 zam yapılmıştır. Petrol ürünlerinin böyle artış göstermesi ülke içindeki dengeleri bozmuş, üretim maliyetleri artmış ve bunun sonucunda da