Özlü bir vatan ve milliyet anlayışına; Türklüğe, istik-lâl, Türke hürriyet, içtimaî ve iktisadî refah ve adalet idea-line dayanan, şuurlu milliyetçilikleri, imansız telkinlerle Irkçılık-Turancılık şekline sokturulan Türkçüler; "Şeyh Sait isyanı müsebbiplerine, bolşeviklik maz-nunlarına ve hattâ mahpuslarına yapılmamış olan" en ağır işkenceler ve en bayağı muameleler, haklarında reva görülen Türkçüler; Mütemadiyen aleyhlerinde sövülüp sayılırken, tek kelime ile nefislerini müdafaa imkânı verilmeyerek, gazab-ı ilâhî ile yarışmak isteyen fänilerin hışmına uğra-mış zavallılar derecesine düşürtülerek, her şeyden üstün bildikleri izzetinefisteriyle oynanmak istenen Türkçüler; seleflerinin yiğitlik ve celâdet meziyetlerine bihakkın vâris bulunan şanlı Türk Ordusunun kahraman mümes-sillerinden teşekkül eden Askerî Örfi mahkeme tarafın-dan, aleyhlerindeki isnatların hiçbiri varit görülmeyerek, toptan beraat ettirildiler.
Sayfa 30 - 31 Türk Milleti'ne Açık Mektup, Kürşad 1947·Kitabı okuyor
İnsan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever. Belki, evvelâ ve bizzât yalnız zâtını sever, başka herşey'i nefsine feda eder. Mabud'a lâyık bir tarzda nefsini medheder. Mabud'a lâyık bir tenzih ile nefsini meayibden tenzih ve tebrie eder. Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez. Nefsine perestiş eder tarzında şiddetle müdafaa eder. Hattâ fıtratında tevdi' edilen ve Mabud-u Hakikî'nin hamd ve tesbihi için ona verilen cihazat ve istidadı, kendi nefsine sarfederek مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ sırrına mazhar olur. Kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Akif'in birçok anekdota konu olduğu üzere hukuku olan insanlara ve dostlarına karşı riayeti, mutlak bağlılığı, hürmet ve muhabbeti, yakınlığı onun ahlâkî şahsiyetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Mithat Cemal'in ifadeleriyle "Akif dostuna kendi kuvvetini verir sonra ona tabi olurdu. Dostluğu da bir parça dinlere benzer. (...) Dostunu tenkit edemezdiniz; ederseniz Akif sizi de susturan bir sükutla susardı. Yahut fena bir edebiyata benzeyen mübalağalı medihlerle dostunu müdafaa ederdi; dostunun aleyhinde söylediğiniz şeylere inanmaktan kendi de korkuyor gibi bir mübalağa ile... "¹⁹³.
Sayfa 144 - İstanbul Zaim Üniversitesi Yayınları / ¹⁹³ Midhat Cemal, age, s. 410-11.
Tarih
Sakarya’dan dönüşünde, Çankaya’da: -Ben galiba en iyi gene şu askerliği yapabiliyorum, demişti. “Bu savaşta iki şey buldum. Daha iyi atılmak için çekilmeler yaptığım sırada, sırt vere vere ta Ankara kapılarına geleceğimizi göz önünde tutarak, bu hat da elden giderse hangi hattı savunacağız, diye benden üzülerek soran bir komutana, “Vatanı korumakta hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. Bu satıh baştanbaşa vatanın bütün yüzüdür. Vatan sathı en son kayasına kadar düşmanla boğuşularak müdafaa edilecektir,” cevabını vermiştim. Bu formülü bir gündelik emirle bütün orduya bildirdim. İkincisi de bana Sakarya’da gelen şu düşüncedir: Hiçbir zafer, gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken en belli başlı vasıtadır. Gaye, fikirdir. Zaferin, bir fikri kazandırdığı kadar değeri vardır. Bir fikri kazandırmaya yaramayan zafer kalamaz. Her büyük meydan savaşından sonra yeni bir âlem doğmalıdır. Yoksa başlı başına zafer boşuna bir çaba olur.”
Sayfa 310·Kitabı okudu
Tarih
Hitler'in Acemi Çırağı Atsız
Hitler'in acemi çırakları cümlesi ile doğrudan doğruya davacı kastedilmekle beraber bizatihi davacıya bir hakaret değildir. Davacı senelerden beri devam eden neşriyatı ile ırkçılık tezini müdafaa etmiş bu yüzden SIKIYÖNETİM'de muhakeme edilmiş ve mahkeme kararında davacının ırkçı olduğu kabul edilmiş fakat T.C. Kanunda IRKÇILIK için bir ceza tayin edilmemiş olduğundan beraatine karar verilmiştir.
Sayfa 149 - Sabahattin Ali'nin, Nihal Atsız'a "Hitler'in çırağı" demesi üzerine açılan suç duyurusunda Sabahattin Ali'nin avukatının hazırladığı savunma metninden bir paragraf·Kitabı okudu
Selanik`de Mareşal Galtz için Kumandanlara cevaben
“Buraya gelecek olan Goltz bizden ders almak için değil, bize ders vermek için geliyor." Ancak Mustafa Kemal buna şu cevabı veriyor: “Büyük bir asker olan Mareşal Goltz’dan istifade etmek üzerinde durulacak mühim bir husustur. Ancak Türk Erkân-ı Harbiye ve Kumanda Heyeti’nin kendi vatandaşlarını nasıl müdafaa etmek lazım geleceğini gösterebilmeleri elbette ondan çok daha mühimdir. Bir de buraya yorgun gelecek olan Mareşal’e fazla külfet yüklememek de münasip olacaktır kanaatindeyim."
1000Kitap