Norman Üzerinden Benlik
Puan vermedi·168 syf.·
2026 52. kitabı
Metin spoiler içerir. 'Sapık' oldukça popüler bir metin. Kurguyu hikâyeyi okumadan öncesinde de biliyordum. Bu tür durumlar ayrı birer şans olarak yorumlanabilir: Bir hikâye ile yalnızca bir çeşit şaşırma ya da onunla kendisinin ulaşılabilecek en birincil formu ile karşılaşırken tanışma şeklinde güzel bir ilişki kurmuyoruz, tekrar karşılaşmalar da gayet güzel geçebiliyor. Tekrar, orijinalliği ortadan kaldırmak gibi zorunlu bir niteliğe sahip değil. Metin güzeldi. Tabii ki psikolojik bir yorumlayıcı perspektif ile okumaya meylim vardı: Ortada psikolojik açıdan ele alınmaya çok müsait bir karakter var, ki metnin orijinal ismi de 'Psycho'. Bloch'un dili güzeldi, kurguyu muazzam bir şekilde inşa ediyor. Metni tamamlayınca her şey yerine oturuyor ama hikâyenin sonlarına kadar bu gerçekleşmiyor ve bu harika. Metin üzerinden birçok yorum yapabiliriz. Aynaya bakamayan Norman karakteri gibi. Aynadaki parçalanmışlık gibi ipuçları da oldukça etkili fakat daha ileri bir yorum ile Norman'ın aynaya bakmama eğilimini farkındalıkla da özdeşleştirmek mümkün. ''Her yerde olan hiçbir yerde değildir'.' Bu sözü çok seviyorum. Bahsettiğim durumdaki eylemi iki şekilde yorumlamak mümkün: Norman hakikatten kaçıyor ya da Norman aynada kendisini görmesi gerektiğini bilip kendisini görmüyor. Ben ikinci yorum üzerinden ilerleyeceğim ve hikâyeden kopacağım çünkü amacım aslında metni yoğun bir incelemeye tabii tutmak değil, amacım yorum yapmak, hatta spekülasyona kadar gitmek. Benlik konusuna ilgiliyim, spesifik olarak yorumlamak için seçtiğim detay da buna yeterince ışık tutuyor olmalı. Benim konuyla ilgili fikrim şu: Münferit benlikler yoktur, her şey birbiri ile ilişki kurar ve bu noktada da bireysellik aslında bir çeşit yapay soyutlamadır. Her şey birbiri ile ilişki kurduğu için her şey
SapıkRobert Bloch · İthaki Yayınları · 2020863 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 52. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:07
Antabus’u okuyunca da aynı yorumu yapmıştım devamı “Ülker Abla” için de yineliyorum; Seray Şahin; yurdum kadınını en güzel gözlemleyen ve yazıya döken yazarlardan. Yıllarca kocasının dayağından bıkmış sesini çıkaramamış bir kadın Ülker Abla. Kaçacak bir yol umuduyla hastaneye sığınıyor, olaylar da orada başlıyor. Yüreğiniz elverirse buyrun okuyun. Ben tüm kitabı çize çize okudum.. “Yıllarca kocama gıcık verir gibi yaşadım. Benim nefsi müdafaa biçimim: Yaşamak. Kocam beni öldürebileydi de yargılansaydı, mahkemede kendini savunmak için ağır tahrik unsuru olarak, "Kadın yaşıyordu hâkim bey, erkeklik gururuma dokundu," derdi.” “Bir şey söyliyim mi, insanların ne kadar kuruntusu varsa hep tokluktan. Televizyonda da görüyoruz, zenginler hep psikologlarda. Niye? Toklar da ondan. İnsan kısmı açlık derdi olmayınca başka dertler bulup kendini oyalamak ister. Hâlbuki aç insanın kursağından başka derdi olmaz.”
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,414 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·43 syf.··
2026 5. kitabı
Sun Tzu’nun Savaş Sanatı eserini alelade bir strateji kitabı olmaktan çıkaran en somut kanıt, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir kütüphanesindeki kişisel nüshasıdır. Atatürk, bu kitabın Fransızca çevirisini sadece okumakla kalmamış; satırların altını çizip yanlarına kendi el yazısıyla notlar düşerek adeta Sun Tzu ile zamansız bir fikir alışverişine girmiştir. Onun "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" ya da "Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir" gibi askeri doktrinleri, kitaptaki "su gibi esnek olma" ve "en büyük zaferin savaşmadan kazanılan zafer olduğu" ilkeleriyle birebir örtüşür. Cephedeki dehasını teorik birikimiyle harmanlayan liderin bu kitabı bizzat şerh ederek okumuş olması, eserin askeri dehalar için nasıl zamansız bir başvuru kaynağı olduğunu açıkça gösteriyor.
1000Kitap
Savaş SanatıSun Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202649,5bin okunma
Puan vermedi·211 syf.··
2026 1. kitabı
İlk öncelikle bu kitaba bir puan verebileceğimi düşünmüyorum. Görüşlerim karışık olduğundan kaynaklı bir skaleye koymak epey zor geliyor. Kitabın Cem'in gözünden başlayıp aslında Enver'in kaleminden çıkması beni biraz şaşırttı açıkçası. Başlangıcı bildiğimden kaynaklı ilk düşüncem Enver'in öldüğüydü ama sonra dedim ki, babası tarafından yalnız bırakılarak benliğinin bir kısmı öldürüldüyse geriye çocuğu tarafından öldürülme hikayesi kalır. İlk kısım beni bağladı ama ikinci kısım hakkında aynı konuşamayacağım. Psikolojik problemlerin, özellikle aile figürlerin zihinde bıraktığı etki ile sarıldığımız gerçekliklere obsesif şekilde bağlanmamızı harika bir şekilde ele alınmış ama uzun bir süre boyunca istemsizce de sizi buna boğmuş. Asıl kafamı karıştıran kısım -belki de benim aklım havadadır- böylesine bir belgenin nasıl meşru müdafaa olarak geçebilir ki? Hayale başvurmak gerçeklikleri saptırmak olarak geçmesinin dışında, Enver açıkça "Seni kör etmek istiyorum." diyip babasını gözünden vurması istemsizce silahı ele geçirdikten sonra bilerek orayı hedeflediğini göstermez mi?
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma
10/10
·160 syf.·
2026 140. kitabı
Özlü Sözler Kadir Mısıroğlu 2015 yılında Sebil Yayınevi tarafından neşredilen "Özlü Sözler (Akıllı Adamlar İçin)", yakın tarihin ve muhafazakar düşünce dünyasının en nev-i şahsına münhasır figürlerinden biri olan Kadir Mısıroğlu’nun ömürlük birikimini, felsefi ve sosyolojik öğütlerini bir araya getiren kompakt bir külliyat niteliği taşıyor. Eser, Mısıroğlu’nun alışılagelmiş hacimli tarih araştırmalarından farklı olarak, dinamik yapısı ve estetik sunumuyla dikkat çeken, rafine bir vecize kitabı olarak karşımıza çıkıyor. 160 sayfalık bu hacim, okuyucuya son derece akıcı ve tempo kaybı yaşamayan bir okuma deneyimi sunuyor. Öyle ki, sayfalar arasında ilerlerken kendinizi bir kitabı okuyor gibi değil, Kadir Mısıroğlu’nun o meşhur, kendine has hitabetini ve coşkulu ses tonunu kürsüden yeniden dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Sözlü kültürün o canlı ve sarsıcı performansı yazıya büyük bir başarıyla aktarıldığından, eser yoğun muhtevasına rağmen yaklaşık 1 saat gibi kısa bir sürede, tek oturuşta keyifle okunabilecek bir ritme sahiptir. Kitabın asıl gücü ise sunduğu zengin ve keyifli kolajda gizli. Eser yalnızca Mısıroğlu’nun kendi keskin ifadeleriyle sınırlı kalmıyordu, Türk edebiyatının ve tefekkür dünyasının dev isimlerinin hikmetli vecizeleriyle beslenerek köklü bir geleneksel köprü kuruyor. Bu edebi çeşitlilik, yakın dönemin dijital estetiğiyle de taçlandırılmış durumda, sosyal medyada büyük yankı uyandıran, kitleleri peşinden sürükleyen grafik ve görsel tasarımların kitapta basılı birer materyal olarak yer alması, eseri statik bir metin olmaktan çıkarıp çağın ruhuyla entegre, görsel açıdan da son derece doyurucu bir yapıya kavuşturuyor. Bu eserin ve yazarının durduğu yeri anlamak için Türk irfanının zirve
Edebiyat
Özlü SözlerKadir Mısıroğlu · Sebil yayınevi · 2015283 okunma
İMÂM ŞÂFİÎ ve USÛL-Ü FIKIH...
9/10
·392 syf.·
Beğendi
·
2026 33. kitabı
İmâm Şâfiî'nin Er Risâle -İslâm Hukukunun Kaynakları- alt başlığıyla yayınlanmış bu eser, fakihler tarafından hüküm çıkarılırken göz önünde tutulması gereken metod ve kâideleri ihtiva ediyor... İmâm Şâfiî İsticvâb şeklinde, fevkalâde cedelci bir üslûbla, teferruata inerek usul meselelerini ele almış, kendi görüşüne uyanları müdafaa etmiş, muarız olduğu düşünce ve telâkkileri çürütmeye çalışmış... İmâm Şâfiî'den evvel de fıkıh usûlüne âit kâideler dağınık da olsa mevcut olmakla beraber, İmâm Şâfiî, bunları tenkid, tahlîl ve terkib süzgecinden geçirmiş ve kendi görüşlerini de katarak katarak Fıkıh Usûlü ilminde bir ilk olarak tedvin etmiş... Edille-i Şeriyye olarak Ehl-i Sünnetin 4 esas kabulüne nisbetle (Kur'ân, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha) ele aldığı meselelere, (Kur'ân'ın hususiyetlerinden tutunda, Sünnetin değeri, nasih-mensuh kavramlarını izâh edişi, Zekât, Hac, Kadınların iddetleri, Yenilmesi haram olan yiyecek ve içeceklerden, Allah'ın kitabında Peygamberinin Sünnetine uymayı farz kılışına kadar) el atmış; ayrıca haber-i vahid, İcma', Kıyas, İçtihad, İstihsan, İhtilâf, Mirasla ilgili ihtilâf, Sahabîlerin görüşleri ve icma' ve kıyasın yeri ve rolü konusunda teferratlı malûmat vermiş... Kıldan ice kılıçtan keskin Şeriat'ın hukuk anlayışını böylesine mükemmel bir şekilde izâh ve ispat tabiî ki İmâm Şâfiîye (rahmetullahi aleyh) yakışır... İslâm hukuku meraklılarına hararetle tavsiye olunur... Vakur Çayseven
İslam Hukuku
Er-Risâleİmam Şafii · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2012102 okunma