Bu îman ve bu faziletler, bu hevesler ve bu hazlarla bağdaşamayacak olduktan sonra; bir bahar filizini andıran bu aşk, bu hırs kasırgasına dayanamayacak olduktan sonra, bu, ölümü hiçe sayan dostluk, bu nankörlükle muğber olduktan sonra, arzular kuvveti, vefa sevgiyi kemirecek olduktan sonra ne olacak sanki? Dışarda her şey beyhude: Mehtap, denizi öptüğü yerde kimin için bir kaç dakika daha fazla kaldı? Güneş doğuşunu kimin için, bir kaç dakikacık olsun geciktirdi? Hangi arzu, elde ettiği hazzın ömrünü uzatabildi? Hangi dua, ıztıraplı saniyelerin sonsuzluğunu giderebilirdi? Dışarda her şey beyhude: Aşkların, dostlukların en mükemmelleri bile bir gün gelip inkâr ediliyor ve âşıklar, dostlar bu cinayetleri için sebepler sayabiliyorlar; fakat mesele bu değil, dert bu değil ki. İlk sebepten az öncesi geri gelse, zaman oradan başlayıp yeniden aksa, gene böyle mi olur, bu mümkün müdür? Bu adam niçin bedbaht, sen niçin sadece bir veznedarsın, Todori niçin böyle bir ev, bir köy, bir şehir, bir dünya, bir kâinat harabesi gibi oturuyor? Ah, bir şans daha, sadece bir tek başlama şansı daha verilse, bir kerecik daha başlama şansı verilse! Lakin ne çıkar: Hangi kahraman, hangi duyguyu veya ülfeti, alışkanlığın elinde soysuzlaşmaktan kurtarabildi, her defasında, hangi kahraman, ilkinde olduğu gibi borçsuz ve alacaksız kaldı?
Sayfa 43·Kitabı okudu
Denizlerden Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin. Bilsen Melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şama bakan Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin! Ne sen, Ne ben, Ne de hüsnünde toplanan bu mesa, Ne de alam-fikre bir mersa, Olan bu mai deniz Melali anlamayan nesle aşina değiliz. Sana yalnız bir ince taze kadın Bana yalnızca eski bir budala Diyen bugünkü beşer Bu sefil iştiha, bu kirli nazar, Bulamaz sende bende bir mana, Ne bu akşamda bir gam-ı nermin Ne de durgun denizde bir muğber Lerze-i istitar ü istigna. Sen ve ben Ve deniz Ve bu akşam ki lerzesiz sessiz Topluyor bu-yı ruhunu guya, Uzak Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz.. O belde, Durur menatık-ı düşize-i tahayyülde;
Sayfa 98 - Ahmet Haşim
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Niçin o çehreyi görmekle titredim birden O didelerde niçin gizli bir nigah aradım Değil garâm-ı hevesperverâne mutadım Niçin o gözlere dikkatle baktım öyle iken Niçin ? Niçin ?.. Bu niçinlerle şimdi pür- heyecan Dilimde titreşir en sistemli nâlişler Kabahatim ona bakmaktı muhteriz, muğber Dudaklarında sönerken bir ibtisam-ı nihan
Edebiyat
Ne sen, Ne ben, Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ, Ne de âlâm-i fikre bir mersâ Olan bu mâi deniz, Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. Sana yalnız bir ince tâze kadın Bana yalnızca eski bir budala Diyen bugünkü beşer, Bu sefîl iştihâ, bu kirli nazar, Bulamaz sende, bende bir ma'nâ, Ne bu akşamda bir gam-i nermîn Ne de durgun denizde bir muğber Lerze-î istitâr ü istiğnâ. (Ne sen, Ne ben Ne de güzelliğinde toplanan bu akşam, Ne de düşünce acılarına bir liman Olan bu mavi deniz Hüznü anlamayan nesle tanıdık değiliz. Sana sadece ince, taze bir kadın Bana yalnızca eski bir budala Diyen bugünkü insanlık Bu sefil iştah, bu kirli bakış, Bulamaz sende bende bir anlam, Ne bu akşamda yumuşak bir keder Ne de durgun denizde gücenmiş Gizli ve çekingen bir titreyiş.)
Sayfa 63·Kitabı okudu
Şiir
Menderes'in Sonu
Men­deres bu yola çıkarılırken ve büro kapısından çıkarken, başını arkaya çevirir. İşitilen şu sözlerdir: «- Hiç muğber değilim!» Ve savcı kendisine o ana uygun bir cevap verince, tekrar eder: < <-Evet, hiçbir iğbirar duymuyorum» (1). Menderes'in bu gök kubbe altında son sözleri bunlardır. İnfaz yerine hareket edilirken saat 2.15'tir. 1899 yılında Aydın'da doğmuş olan İbrahim Etem oğlu Ali Adnan Menderes, bu eserden baştan sona nakledilen serüvenini yaşadıktan sonra, 17 eylül 1961 günü saat 2.30 sırasında, İmralı'da hayata böylece gözlerini yumar. Ama bu konuda ve bir vatandaş olarak kanaatimizi belirtmek gerekirse, vereceğimiz cevap şudur: - Türk kamu efkarı, bu hükümleri ve bu infazları asla doğru bulmamıştır! Şimdi ondan bu gök kubbede kalan, dün olduğu gibi, bugün de, yarın da, her yönden tartışılmaya devam edilecek olan, bir hatıradır...
Sana yalnız bir ince taze kadın Bana yalnızca eski bir budala Diyen bugünkü beşer Bu sefil iştiha, bu kirli nazar, Bulamaz sende bende bir mâna, Ne bu akşamda bir gam-ı nermin Ne de durgun denizde bir muğber Lerze-i istitâr ü istignâ.
Sayfa 149 - Nermin: Yumuşak. Muğber: Dargın, küskün, kırgın. Lerze: Titreme. İstitâr: Gizleme, örtünme. İstigna: Tok gözlülük, gönül tokluğu.
1000Kitap