Bugün bizler, kendi ürettiğimiz evlerde oturamıyoruz, kendi diktiğimiz elbiseleri giyemiyoruz; çünkü hepsi 'para' denen o hayali kâğıt parçalarının ardına saklandı. İşçinin sırtındaki yırtık ceketi ve ayağındaki delik çizmesi bir 'kader' değildir; bu, emeğinin başkaları tarafından gasp edilmesinin çıplak sonucudur.
Sabahın beşi veya altısı, umut vardır, çünkü şafak ufkun hemen altındadır. Ama üç, şimdi, Tanrım, sabahın üçü! Doktorlar o saatte vücudun cezir halinde olduğunu söylüyorlar. Ruh dışarıdadır. Kan yavaş akar. Ölmenin dışında, ölü hâle en yakın olduğun zamandır. Uyku bir parça ölümdür, ama sabahın üçü, gözler sonuna kadar açık bakınmak, yaşarken ölmektir!
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz
İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler
Bunu bana öğretmediniz
Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz
İslâm, ekmel bir Dünya görüşüdür. Ekmel, yani kusursuz!.. En mükemmell.. Dünya görüşü, bütün insanları şümülüne alan, harcıâlem yani herkes tarafından paylaşılan bir görüş demek değildir. Zira Dünya'nın her tarafında, inananı bulunmak keyfiyeti, bazı hurafeler için dahi vâriddir.