Eğer kaziyye-i şartiyenin iki cüz'ü arasında birbirini gerektirme yahut nefyetme söz konusu ise buna, kaziyye- şartıyye-i muttasıla diyoruz. ''Eğer güneş doğdu ise, gündüz oldu demektir.'' kaziyyesi gibi.
Sayfa 124 - Osmanlı Araştırmaları Vakfı·Kitabı okuyor
"Kütüphane, vatandaşların bilgiye ve ifade özgürlüğüne erişim hakları için bir önkoşuldur. Demokratik bir toplum için bilgiye özgürce erişim, açık bir münazara ortamı ve kamu görüşü oluşturmak adına elzemdir:'
Müellif bize kitabını takdim ederken; bir yolculuğa çıktığını, Hint diyarında muhtelif yerleri ziyaret ettiğini ve kendisini ziyarete gelenlerle muhtelif temaslarda bulunduğunu söylüyor. Bu çerçevede Peşaver’deki Şiîler tarafından Peşaver’e davet edildiğini ve kendisinin oraya geldiğini duyan bölgedeki Sünnî âlimlerin kendisiyle görüşmeyi talep ettiklerini ifade ediyor. Kendisini ziyarete gelenlerin, Hâfız Muhammed Râşid, Şeyh Abdüsselâm, Seyyid Abdülhayy ve oradaki Sünnî ulemânın büyüklerinden bir grup olduğunu söylüyorsa da¹⁸ bu zâtların kim olduğunu, ilimdeki seviyelerini münazara ilerledikçe az-çok anlayabiliyoruz. Bu zâtlarla yapılan (...) münazaranın –ileride göreceğimiz gibi– mâhiyeti, müellifin söylediklerinin sıhhati, bu müzevver kitabın yazılış gayesine hizmet etmesinden başka bir şeyle telif edilemez.
Birkaç gece devam eden bu münazarayı, orada bulunan ve hızlı yazı yazan bazı Hintli gazete muhabirlerinin o akşamki oturumda konuşulanları anında kayda geçirdiği ve ertesi günkü gazetelere bu kayıtları yetiştirerek neşrettiğini ifade eden müellif, Peşaver Geceleri’ni de bu kayıtlardan toplayarak neşre hazırladığını söylüyor.
Kur'an ya bir Arap tarafından, ya Arap olmayan biri tarafından, ya Hz. Muhammed tarafından veya Tanrı tarafından 'yazılmıştır. Argümanı şöyle özetleyebiliriz:
1. Kur'an edebî ve dilsel nitelikleriyle insanlığa meydan okur.
2. 7. asır Arapları, Kur'an'ın edebî nitelikleriyle yarışabilecek en kabiliyetli insanlardı.
3. 7. asır Arapları, Kur'an'ın hitabını aşan bir eser ortaya koymakta başarılı olamadılar
4. Alimler ve uzmanlar Kur'an'ın taklit edilemez bir 'kitap' olduğuna tanıklık ettiler.
5. İlmi/bilimsel olmayan tanıklıklar makul değildir, çünkü tesis edilmiş arka plan bilgisini reddetmişlerdir.
6. Dolayısıyla (1'den 5'e kadar olan maddelerden çıkarı-yoruz ki), Kur'an taklit edilemez, eşsizdir.
7. Kur'an'ın taklit edilemezliği; bir Arap tarafından, Arap olmayan biri tarafından, Hz. Muhammed Tanrı tarafından yazılmış olmasıyla açıklanabilir. veya
8. Bir Arap tarafından, Arap olmayan biri tarafından veya Hz. Muhammed tarafından yazılmış olamaz.
Bunlara göre, en iyi açıklama Kur'an'ın Tanrı'dan gelmiş olmasıdır.
(2. Maddenin açıklaması)Alim Taki Osmani , "belâgat ve hitabet onlar için bir can damarı idi"
Şairlerin hayatlarını yazan ve 9. asırda yaşamış olan el-Cumâhi, "Şiir, Arapların bütün bilgilerinin birikimi ve sahip oldukları ilim ve irfanın en büyük pusulası idi; işlerine şiirle başlar ve şiirle bitirirlerdi.
(... Arap kabi-lelerinden birinde bir şair yetiştiğinde, diğer kabileler tebrik etmek için gelirlerdi, şenlikler hazırlanır, kadınlar çalgıların etrafında düğünlerdeki gibi bir araya gelir, yaşlı ve genç erkekler de bu güzel haberin keyfini çıkarırlardı. Araplar iki halde bir-birlerini tebrik ederlerdi; iri bir çocuğun doğumunda, diğeri ise aralarından bir şair yetiştiğinde. 9. asır alimlerinden İbn Kuteybe, Arapların gözünden şiiri şöyle tarif
Osmanlı fikir erbabının en sevdiği şey gece yarılarına kadar münazara etmek ve fikrinde zerre tereddüt duymadan ertesi sabah kaldığı yerden devam etmektedir.Burası anlamak isteyenlerin, düşünüp dönüşmek isteyenlerin değil, fikrini başkalarına icbar edenlerin ülkesidir"