“Eğer bu alçakgönüllü kardeşinizin sözlerine inanır, söylediklerinin gerçek olduğunu düşünürseniz, bilin ki para kimseyi ne daha mutlu ne de daha neşeli yapar. Yaptığı tek şey, insanın yüreğini kötü bir karışıklığa sürüklemektir. Parayla hiç kimseye yardım edemezsiniz; onu daha mutlu , daha güçlü ve neşeli kılamazsınız. Bu yuvarlak metali ve ağır kâğıtları en büyük düşmanınız olarak görün ve ondan nefret edin”
Anlar
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırt üstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Çocuğun yaşama sevinci ve iyimserliği büyük oranda bakım verenlerle ilk yılda kurduğu ilişkinin duygusal tonu tarafından belirlenir. Neşeli, sevinçli bir atmosferde, mutlu insanlar arasında olmak çocuğun kendisini ve hayatı daha olumlu algılamasına neden olurken, mutsuz bir çevre çocuğun yaşamı kederli, renksiz ve kendisini de yük gibi algılamasına neden olabilir.
Bir avuç tuza dönüşmeden önceki halimi hatırla,
o hep gülen küçük kızı, nadiren
söz dinleyen, çağrıldığında giden nadiren, Lut'un gelinine dönüşen o mutlu çocuğu, günahkâr şehrine âşık o şen şatır kadını.
Acıyarak anma beni.
Ben ki gördüm acımasız inancının çölünü
isteksizce geçtiğini senin.
O dereler kurudu, o topraklar öldü.
Ardıma baktım, önüme değil, bakmak için ölüme.
Bağışlayıcı yağmurlarla çözündüm de döndüm eve, hâlâ asi, hâlâ neşeli.
zira akıl, acıyı çifte katlayarak misliyle hissettirir ve akıldan yoksun olmayan neşeli bir mizaç için yalnızlık ve uğraşsız eğlence büsbütün katlanılmazdır.
“Eğer herkes çalışmak isterse, yeryüzü cennet olurdu. Herkesin yiyebileceği bir lokması olurdu. Dünya bambaşka ve güzel bir yer halini alırdı. İnsanlar daha zeki, iyi, mutlu; hayat daha iyi, neşeli olurdu.”