fakat içinde bulunduğumuz kendini gerçekleştirme çağında, insanın hayatındaki birinci tercihten başkasıyla yetinmesi iradesizlik olarak görülüyor, ayıplanıyordu. kaderin sandığın şeye boyun eğmek, onurlu bir hareket olmaktan çıkıp korkaklığa dönüşmüştü bir yerlerde. mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.
Sayfa 55·Kitabı okuyor
“Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm şeklini alıyordu, mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş de, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi.”
Reklam
Boethius’un düşündüğü gibi , iyilerin güçsüz ve biçare kalıp ezildikleri yerde, kötülerin köşe başlarını tuttukları için kudretli oldukları doğru değildir. Çünkü yine felsefenin bildirdiğine göre, herkes mutlu olmak istese de iyilerin iyi oldukları için en yüksek iyiye, gerçek mutluluğa ulaşma gücüne sahip bulundukları yerde, kötüler onun ne nerede olduğunu bilir ne de onu bulabilme gücüne sahiptirler. Onlar sadece, sahte bir güçlülük görüntüsüyle, yanlış yerde yanlış şeye taparlar.
Sayfa 221 - Say·Kitabı okuyor
Felsefe
Sayfa 594 Bu kadının, oralarda bir yerlerde hoşuna giden hayatı sürmesinden ona neydi? Esirlerinin adının Kont Bezuhov olduğunu öğrenmeleri ya da öğrenmemelerinin kimin ve özellikle onun için ne önemi vardı? Artık sık sık Prens Andrey’le yaptığı konuşma aklına geliyor, Prens Andrey’in düşüncelerini biraz farklı anlasa da onlara katılıyordu. Prens Andrey mutluluğun sadece olumsuz olabileceğini düşünüyor ve söylüyordu ama bunu, hafif bir acı ve ironi vurgusu katarak söylemişti. Sanki bunu söylerken başka bir düşünceyi, olumlu mutluluğa ulaşma isteğimizin içimize, sırf bu isteğimize ulaşamayıp işkence çekelim diye yerleştirildiği düşüncesini dile getiriyordu. Ama Piyer bu mutluluğa ulaşılabileceğini, arka planında başka hiçbir şey düşünmeden kabul ediyordu. Acının olmaması, ihtiyaçların karşılanması, yapacağı işi yani hayat tarzını seçme özgürlüğü artık Piyer’e, insanın kesinlikle en büyük mutluluğu gibi geliyordu. Piyer, yemek istediği zaman yemenin, bir şey içmek istediği zaman içmenin, uyumak istediği zaman uyumanın, üşüdüğü zaman ısınmanın, konuşmak ve insan sesi duymak istediği zaman konuşmanın keyfini, ilk defa burada tam olarak tadıyordu. Güzel yemekler, temizlik ve özgürlük gibi ihtiyaçlardan mahrum olduğu şu anda Piyer’e eksiksiz bir mutluluk gibi geliyordu; hayat, yani yapacağı işi seçmekse böyle sınırlanmışken son derece basit görünüyordu. Hayatta aşırı rahatlığın, ihtiyaçların karşılanmasının getirdiği bütün mutluluğu ortadan kaldırdığını, yapacağı işi seçme özgürlüğünün, eğitiminin, zenginliğinin, toplumdaki yerinin ona sağladığı özgürlüğün, iş seçmeyi içinden çıkılmaz hale getirdiğini, iş seçme ihtiyaç ve ihtimalini ortadan kaldırdığını unutuyordu. Şimdi Piyer’in hayallerinde özgürlük vardı. Fakat Piyer, daha sonradan ve bütün hayatı boyunca bu esaret
Sayfa 594 - Savaş ve Barış 2·Kitabı okudu
Ölüler kitabından Lütuf Tanrıları ve Gazap Tanrıları
Ölen kişinin yolculuğu sırasında tanrıların ve tanrıçaların rolleri karakterlerini yansıtırdı, bu Antik Mısırlıların aşina oldukları mitlerde açıktı. Böylece Ölüler Kitabı'nın 125. bölümündeki gibi büyülerde, ister zalim ister merhametli olsun, tanrıların eylemleri beklenmedik değildi. 125.büyüde çakal başlı Anubis, ölüye Doğru'nun Salonu'na kadar rehberlik eder, orada Osiris kalbi yargılamaya hazırdır. Ölen kişi, yolculuğuna devam etmek için ahlaki uygunluğunu ilan eder, hayatı boyunca 42 isimli günahları işlemediğini kanıtlamak için dürüstlüğünü savunur. Her günah için 42 yargıçtan oluşan bir komitenin ve en yüce tanrılar Osiris, Thoth ve Anubis'in huzurunda güvenilir oldukları ilan edilirse sonsuz yolculuğa çıkarlar.Yine de yolculukları kesinleşmemiştir çünkü kalp doğruluk ve denge tanrıçası Ma'at'ın devekuşu tüyüyle tartılmak üzere gönderilir.Tüyden hafifse ruhun öteki dünyadaki yolculuğa uygun olduğu ilan edilir.Suçluysa Ma'at'ın Salonu'nda yaşayan şeytani tanrıça Ammit'in önüne atılır. Timsah başlı, vahşi kedi gövdeli ve su aygırının arka bacaklarına sahip Ammit'ten korkan ruhu yutar, böylece ruh sonsuza kadar endişeyle dolaşır, asla yerleşemez ve Sazlık Alan'a ulaşma şansından mahrum kalır.Bu büyü bir kişinin yolculuğundaki en yüce tanrılar ve tanrıçaların dahil olduğunu ve panteondaki tanrıların çeşitliliğini göstermektedir. Tanrıların çok yönlü doğasını da göstermektedir çünkü insanlar gibi aydınlık ve karanlık tarafları vardır.Bu tanrılar bir insanın ruhunun hikâyesini yargılamaya, onu sonsuz mutluluğa layık görmeye veya onu yok edip unutulmaya mahkûm etmeye gelmeden önce anlatacakları zengin hikâyeleri vardı.
Din
Tam altı kez,” diye başlıyordu mektup, “sana yazdım ve her defasında mektubu yırttım. Hislerimi, kendimi ele vermek istemiyordum, bunu gerçekten hiç istemiyordum. Dayanabildiğim kadar kendimi tutmaya çabaladım. Haftalarca, ama haftalarca kendimle mücadele ettim, sana bir şey belli etmemek için uğraştım. Bize büyük bir dostluk ve rahatlık içinde geldiğinde, sırf seni huzursuz etmemek için ellerime sakin olmalarını; gözlerime sana kuşku uyandırmayacak bir kayıtsızlıkla bakmalarını emrettim. Hatta birçok defasında yüreğimin senin için nasıl yanıp tutuştuğunu belli etmemek için sana karşı özellikle sert ve alaycı davrandım. Bir insanın dayanabileceği son noktaya kadar tüm gücümle, hatta belki de daha fazlasıyla dayanmaya çalıştım. Ama bugün olan oldu; yemin ederim bütün bunlar tamamen kontrolüm dışında gerçekleşti. Bunun nasıl başıma geldiğini ben de anlayamıyorum. Öylesine utanıyorum ki keşke kendimi en ağır şekilde cezalandırabilip dövebilseydim. Seni istemenin, sana bağlanmanın bir saçmalık, inanılmaz bir delilik olduğunun bilincindeyim. Benim gibi sakat, felçli birinin sevmeye hakkı olamaz – kendi kendimden bile nefret edip kendimi iğrenç bulurken, böylesine kaderin sillesini yemiş bir zavallı olarak sana yük olmayı nasıl düşünebilirim ki? Benim gibi birinin sevmeye hakkının olmadığını biliyor, sevilmeyi ise hiç hak etmiyorum. Köşeme kıvrılıp çilemi çekerek ölümü beklemem gerekirken, varlığımla başkalarının yaşamını karartmaya hakkım olamaz. Bunu çok iyi biliyor ve bunun farkında olarak günden güne eriyip gidiyorum. Sana karşı bu şekilde bir davranışta bulunmaya asla cüret edemezdim, ama bana bu zavallı, eciş bücüş halimden yakın zamanda kurtulacağım umudunu veren de sensin. Artık diğer insanlar gibi hareket edebilecek, yürüyebilecektim. Ne tuhaftır ki milyonlarca
Reklam
Reklam